11 Haziran 2014 Çarşamba

ETHNIC MARKETING / ETNİK PAZARLAMA

ETHNIC (ETHNO) MARKETING / ETNİK (ETNO) (IRKSAL) PAZARLAMA

Halkbilimi, ya da etnografya ile pazarlamanın birleşiminden doğan Etnik Pazarlama, belirli bir etnik kültür topluluğuna yönelik pazarlama uygulamalarıdır. Bir etnik segmentin taleplerine, beğenilerine, alışkanlıklarına hitap eden, onların özel olarak benimseyecekleri mesajlar, markalar oluşturmak veya markanın duruşunu o kültürün değerlerine göre ayarlamak boyutlarına kadar uzanabilir. Etnik özellikler, tüketicilerin ve pazarların yapıları, ekonomik, sosyal, kültürel ve davranış özellikleri, ihtiyaçları itibariyle önemli ölçüde farklılıklar gösterebilir. Etnik Pazarlama belli bir etnografik kökene aidiyeti öne çıkmayan yığınsal pazarlarda da tüketici davranışlarını açıklamak bakımından önemli ipuçları verebilir.
Irk veya etnisite, dil, din gibi, belli kültürel özellikleri paylaşan, genellikle aynı atadan gelen nesillerin oluşturduğu, toplumsal bir yapıdır. İnsan topluluklarını ifadede, en çok insanı kapsayıp da en fazla özelliğin paylaşılabildiği toplumsal yapılardır. İletişimin gelişmesiyle birlikte etnisitenin bölgesellik özelliği de azalmaktadır.
Etnisite ulus kavramından farklıdır. Ulus, bazen etnisite kavramı içinde yer alsa da her etnisite ulus kavramı içerisinde yer almadığı gibi her ulus da etnisite kavramı içerisinde yer almayabilir. Ulus kavramı daha çok bir vatandaşlık bağı ile ilgilidir. Ulus kavramı, etnisitedeki bölge kavramı yerine; bir memleket, yurt, vatan gibi belirli bir toprak parçası ile de doğrudan ilişkilidir.
Etnisite salt bölgeselliği kapsamadığı gibi, dinî cemaatlerde de durum ulustaki gibidir. Yani, bazı durumlarda cemaat, etnisite tanımı içinde yer alsa da, dinî cemaat bir etnisiteyi ifade etmez. Kendini hangi etnisiteye dâhil saydıkları hususu bireylerin kendilerini ifade biçimleri ve aidiyet duygusuyla ilgilidir. Etnik araştırmalar[1] pazarlamacılar için değerli ipuçları sağlar.
Özellikle 2000’li yılların başından bu yana ülkemizde de etnografik araştırmalardan daha fazla yararlanılmaktadır. Müşteriler artık “rekabetçi ortamda ürünlerini farklılaştıracak ve rakiplerine kıyasla bir adım öne çıkartacak iç görüler” talep etmekte ve bu talepler, sürekli kendini tekrarlayan geleneksel yöntemlerle değil, taze bir bakış açısı sağlayabilecek etnografik araştırmalarla mümkün olabilmektedir.
Etnografi, “etno (insan)” ve “graphy (betimlemek, tasvir etmek)” kelimelerinden oluşmaktadır. Etnografi, insanların kendi dünyalarını kendi terimleriyle anlatmalarına izin vererek ve onları evlerinde, işyerlerinde, arabalarında veya süpermarketlerde gözlemleyerek, araştırmayı insanlara taşımaktadır.
Etnografi, incelenmesine karar verilen belirli insan topluluklarının ve/veya segmentlerinin “ilişkilerini” ve “davranışlarını”, bulundukları doğal ortamında “inceleyen”, “gözlemleyen”, “belgeleyen” ve “yorumlayan” bir bilim dalıdır. Etnografik araştırmalarda antropologlar, “hedef kitle ile belirli bir zaman süresi geçirirler” ve “onlarla ve onlar gibi yaşarlar.”
Etnografik yöntem “Kişilerin söylediklerinden çok bilinçaltında yer eden (buz dağının altında yatan), davranışlarını yönlendiren gerçek motifleri su yüzüne çıkartır.”
Bebeklerinin bezlerini değiştiren ailelerin gözlemlenmesi, bebek bezi tasarımları için oldukça yararlı bilgiler sağlamıştır. Diğer yandan, Paco Underhill[2] kurduğu büyük bir gözlemci ekibiyle, alışveriş mağazalarında müşterileri gözlemlemiş, ne giydiklerinden neye dokunduklarına, yaşlarına, cinsiyetlerine, nereleri gezdiklerine kadar her hareketleri not edilmiştir. Bu çalışmalar, insanların alışveriş alışkanlıklarından, mağaza içi gezme planlarına kadar pek çok konuda perakendecilere yararlı bilgiler sunmuştur.
Bileşim Uluslararası Araştırma ve Danışma şirketinin Niteliksel Araştırma Direktörü Ali Arslan, etnografi kullanarak yaptıkları çalışmalardan şu örnekleri veriyor[3]. 2004 yılında 18–24 yaş arası “kent soylu” gençlerin nabzını tutmaya yönelik yapılan bir etnografik çalışmada, bu gençlerin arasına 12 genç antropolog yerleştirilerek, aralarındaki trendsetter ve fikir liderleri hedeflenmiş ve bu gençlerin trendleri belirlemedeki rolleri analiz edilmiştir. Bu çalışma yaklaşık bir ay sürmüştür. Kentin farklı sosyo-ekonomik bölgelerinde faaliyet gösteren gençlerin oluşturduğu gruplara sızan genç antropologlar, bu farklı gruplar içerisinden 17 gençlik fikir lideri tipi saptamışlardır. Bu tiplerin analizi sırasında, gençlerin modadan aile yaşantısına, alışveriş alışkanlıklarından bu alışkanlıkları güdüleyen ihtiyaçlara kadar incelemeler yapılmış, gelecekte oluşacak tüketim kalıpları ve gençleri bunlara yönelten sebeplerin irdelenmesi açısından çok ciddi ipuçları elde edilmiştir.
General Mills için yapılan bir odak grup çalışmasında, bir anne ailesinin kahvaltılarda sadece sağlıklı gıdalar yediğini belirtmiştir. Ancak, ailenin gerçek faaliyetlerini gösteren video kayıtlarında, çocukların tam tahıl kahvaltılıkları yemeyi reddederek, kendilerine sağlıklı olmayan kahvaltılık gevreklerden aldıkları görülmüştür. Markalar için yapılan araştırmalarda, insanlar önce bir şeyleri söylemekte ve bir adım sonrasında kendilerini yalanlayarak, başka bir davranış gösterebilmektedirler.
Diğer bir yöntem ise ev ziyaretleridir. Bu ziyaretler, bir bakıma, semi-etnografik bir yöntemdir. Bu yöntemde, araştırmacı hedef kitlenin evini ziyaret etmekte; incelenen ürün ya da marka hakkında sohbet etmekte, gözlem yapmakta ve tüketim alışkanlıkları süreçlerini bire bir izlemektedir. Örneğin, Azerbaycan’da gerçekleştirilen bir çalışmada, yemek yapılırken margarinin nasıl kullanıldığı ve nasıl saklandığı gibi konularda ilk elden veri sağlamak amacıyla, 8–10 adet ev ziyareti yapılmıştır. Bu ziyaretler kapsamında evin hanımı, araştırmacıyla birlikte yemek yapmıştır. Bu sayede, incelenen konuya ilişkin soruların cevapları, sürecin doğrudan gözlemlenmesiyle alınmıştır.
Yöntemlerden birisi de, “Taksi-Metre” tekniğidir. Antropologlar hedeflenen yörelerdeki taksi şoförleri ile kısa süreli yolculuklar yapmakta ve araştırılacak konuyu sohbet tarzında açarak, şoförün ve dolayısıyla yöre halkının konu hakkındaki fikrini almaktadırlar[4].



[1] Bu konudaki bilgileri bloğundan aldığım Zeynep Özata orada daha ayrıntılı bilgiler veriyor. (Erişim 18.08.2006)
[2] Paco Underhill, Alışveriş Bilimi: Müşteri Neden, Nasıl, Ne Zaman, Neyi Satın Alıyor? Soysal Yayıncılık; İstanbul, 2002. Paco Underhill, Neden Satın Alırız? (Why We Buy), Optimist, Istanbul, 2012.
[3] Bloğunda aktaran, Zeynep Özata, http://zeynep-ozata.blogspot.com/2007/11/etnografik-tketici-aratrmalar.html  (Erişim 18.08.2006)
[4] Ali Arslan, “Pazar Araştırmasında Bir Nabız Tutma Yöntemi: Etnografi”; Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi; 4; 12; Nisan-Mayıs-Haziran, 2005; s. 63’den aktaran Zeynep Özata, adı geçen blog.

9 Haziran 2014 Pazartesi

PUSH MARKETING / İTME PAZARLAMA

PUSH MARKETING / İTME PAZARLAMA

Buna "İtici" Pazarlama ya da "İttirici" Pazarlama diyesim geliyor.
Hala farkında olmayanlar, bütün ittiriciliğine, iticiliğine rağmen, pazarlamayı bundan ibaret sananlar etrafta bol bol bulunsa da, bu pazarlama, nesli tükenmeye doğru meyleden bir tür.
Klasik "İtici" ve "İttiriciler" yetmiyormuş gibi, bir de başımıza, bunların "dijital" olanları çıktı.
Adama uykuda bile rahat vermiyorlar...
Bakınız:

Pazarlama Bi' Tanedir'de "Push" Pazarlama için şunları yazmıştık...

Bir pazarlama stratejisi olarak, ürünü (geniş anlamda) nihaî tüketicilerine kadar satmaları için üretici firmanın dağıtım kanalı organlarına yönelik yoğun satış ve özendirme çabalarıyla sonuç almak amaçlanır.  Ürün etkili satış çabalarıyla, câzip taviz ve tekliflerle kanalın bir sonraki kademesinde yer alan dağıtım organına itilir. Malın en sonunda ulaştığı, satıldığı perakendeciler de yine câzip ve etkili satış uygulamalarıyla bunları nihaî tüketiciye satmaya çalışırlar, ürünü tüketiciye doğru iterler. 

10 Mayıs 2014 Cumartesi

APPLICATION MARKETING / APLİKASYON PAZARLAMA

APPLICATION MARKETING / APLİKASYON PAZARLAMA

Belli görevler için geliştirilmiş özel yazılımlardan pazarlama amaçlı olarak yararlanma. Aplikasyon terimi, mobil ve akıllı iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte dilimize girdi. Sayıları milyarlara ulaşan bir kitle, gün boyu ellerinden düşürmedikleri akıllı telefonlara uyanır uyanmaz sarılıyor, ekranlardaki ikonlara tıklayıp, türlü uygulamaları başlatıyorlar.
Applikasyonlar, birer mikro servisler olarak, medya, mesaj ve mekanizmaları birleştiren özel uygulamalar olarak biliniyor. İçerik, medya ve fonksiyonun bileşimi olarak aplikasyonlar fonksiyonelliğe, mantığa ve bir akışa sahip, küçük, web etkileşimli mobil temas noktaları olarak tanımlanabiliyor. Önemli bir bölümünün pazarlama fonksiyonlarıyla yakından ilişkili olmaları yüzünden “Pazarlama Aplikasyonları” terimi, alanı ve uygulamaları hızla yaygınlaşıyor.
Pazarlarda içerik pazarlamanın önem kazanması, içerik bollaşması, içeriğin tüketicilerce hazmedilmesi, etkileşim için gerekli işlemlerin karmaşıklaşması, müşterilere ait verilerin ve davranış karakteristiklerinin analitik araçlarla değerlendirme imkanlarının artması ve insan insana etkileşimlerin yerini, insan makina ve makina makina etkileşimlerinin almaya başlaması, aplikasyonların hızla çoğalmasının arkasındaki etkenler olarak rol oynuyor.
Aplikasyonların geniş kitlelere duyurulması, indirilmesi ve kullanılması için de pazarlamanın gücünden yararlanılıyor. “Aplikasyon pazarlaması” terimi de bu anlamda kullanılıyor.
Pazarlamanın iletişim temelli olmaktan çıkıp deneyim temelli olmasına paralel olarak, pazarlamada aplikasyon geliştirmeye giderek daha fazla ihtiyaç duyuluyor.
Sayıları milyonlara ulaşan[1] uygulamalardan bir bölümü ücretsiz, bir bölümü de ilgili platformlardan bedeli karşılığı indirilebiliyor. Mobil uygulamaların gelecek on yıl içinde bir milyardan on milyara çıkacağı tahmin ediliyor.
Önceleri web sayfalarıyla dijitalleşmeye başlayan içerik pazarlaması, bir sonraki aşamada video ve etkileşim yoğunluklu zengin içerik aşamasına, ardından gerçek zamanlı, dinamik ve kişiye özel etkileşimlere, dördüncü aşamada da “pazarlama aplikasyonları”[2] aşamasına doğru dalga dalga gelişti.
Internette sitesi olan firmalar bunların mobil versiyonlarını da geliştiriyor ve kendi işleriyle bağlantılı aplikasyonlar üretip bunları yaygınlaştırmaya, bu yoldan da müşterileriyle ilişkilerini daha üst düzeylere çekmeye çalışıyorlar. Müşterilerinin hizmetlerine ve ürünlerine ulaşmaları için özel aplikasyonlar geliştiriyorlar. Bankalar aplikasyon bankacılığına, medya kuruluşları dergi ve gazetelerini bir ikona sığdırmaya, havayolu şirketleri rezervasyondan check-in’e, biniş kartından sadakat programlarına kadar hizmetlerini aplikasyon içine taşımaya başladılar. Web tabanlı satış yapan firmalar aplikasyon alternatiflerini de düşünüyor, daha interaktif ve kişiye özel tasarımlar yapıyorlar. Markalarına değer katacak yeni yöntemler geliştiriyorlar. Mobilya firması kataloğunu, margarin satıcısı yemek kitabını, başka firmala sosyal sorumluluk projelerini, oyunlarını, müziklerini, videolarını aplikasyonlara bağlayabiliyorlar.
Cihaz imalatçıları, televizyon ve araç üreticileri de satışa sundukları cihazlarında özel aplikasyonlara yer vermeye, ürünlerini aplikasyonlarla ilişkilendirip entegre etmeye başladılar. Mobil iletişim chipleriyle donatılmış cihaz, alet ve araçların tür ve sayılarının da üssel olarak artacağı öngörülüyor.



[1] Türkiye’de 2012 başında, nüfusun % 12’si akıllı telefona sahip. Apple firması, iPhone’u pazara sürdüğü 2007 yılından 2012 başına kadar 550.000 uygulama sunmuş ve bunlar 24 milyar indirmeye ulaşştı. Bu dönemde ABD’de Apple uygulama mağazasına applikasyon üreten kişi sayısı 210.000 olmuştu.
[2] Bir uzmanın değerlendirmesi için bkz:

31 Mart 2014 Pazartesi

RETRO MARKETING / YENİLEME PAZARLAMA


Tuna Dipçin yazmış. Kısaltıp aktarıyorum:

Geçmişteki algılarını su yüzüne çıkartıp, bunu marka kimliği ile özdeşleştirmek, müşterilerin halihazırda sahip oldukları duygulara ve bilgilere hitap etmek, algılara yönelik iletişim çalışmasının en başarılı yollarından biridir.
Retro sözcüğü en basit haliyle “geçmiş” anlamına geliyor. Retro Marketing de, anı haline gelmiş algıları marka ile birleştirerek, müşteri ile benzer hislere sahip bir marka olduğunu gösterme yöntemi olarak tanımlanabilir. His kavramı Retro Marketing için çok önemli bir dayanak noktasıdır, çünkü Retro Marketing'in arkasındaki konsept, tanışık bir görsel, ses ya da objeyi hatırlatmaya dayanmaktadır.
Retro Marketing örnekleri, kimi zaman uzun bir tarihe sahip firmaların, geçmişte yaptığı reklam çalışmalarını hatırlatma yoluyla ortaya çıkıyor. Türkiye’de bunun örneklerini Migros, Coca-Cola ve Nestle ile hatırlayabiliriz. Migros, 57. yılı şerefine birçok eski markayı yeniden canlandırarak müşterilerine sunmuştu. Retro öğelerin çok başarılı kullanıldığı bir diğer çalışma ise Apple’ın efsanevi Think Different reklamı.
Marka yönetiminde retro kullanılmasında markanın stratejisini çok doğru bir şekilde belirlemek önemlidir. Journal of Marketing'deki bir makalede  Retro Marketing için dört temanın temel alınabileceğinden bahsedilir: (Stephen Brown, Robert V. Kozinets and John F. Sherry Jr., "Teaching Old Brands New Tricks: Retro Branding and the Revival of Brand Meaning", Journal of Marketing, Vol. 67, No. 3 (Jul., 2003) , pp. 19-33)

1. Marka Hikayesi (Allegory): Markayı oluştururken sembolik hikayeler, anlatımlar ve metaforlar kullanmak gereklidir. Retro alıntılar, markanın oluşturduğu anlamı desteklemeli, eski ile yeni arasında başarılı bir bağ kurmalıdır.

2. Marka Çevresi (Arcadia): Markanın içinde bulunduğu ideal ortamı canlandırmak başarılı olabilir. Bu sayede müşteri markadan ve üründen tam olarak ne elde edeceğini en net şekilde görebilir. Firmalar da retroyu genellikle geçmiş ile bugün kıyaslaması yapmakta kullanırlar.

3. Marka Ruhu (Aura): Aura, markanın aslına uygunluğuyla, yani varoluş amacıyla birebir ilişkildir. Bu ruhu hissettiren markalar, tüketicilerinin gözünde eşsiz bir yere ulaşırlar. Retro ise, müşterinin marka ile aynı duyguları hissetmesi için, dolayısıyla iletişime girmesi için çok etkili bir yoldur.

4. Marka Paradoksu (Antinomy): Walter Benjamin marka paradoksuna ilişkin felsefesini varsayımsal bir örneğe dayandırır. Teknoloji ve bilim sürekli gelişmektedir. Amaçlardan biri, insanların daha basit, daha az stresli günlere dönme isteğidir. Bu paradoks içinde markalar ürünlerini bu isteğin üzerine kurup, müşterileri üzerinde hem bir satın alma isteği, hem de çözüm sunan bir marka algısı oluşturabilir. 

28 Mart 2014 Cuma

POLITICAL MARKETING: Bir Hamiş

"Political Marketing / Siyasal Pazarlama: 2014 Martında Bir Hamiş

Genç bir pazarlama akademisyeninin kaleminden, ricam üzerine hazırlanmış, yerel seçim öncesi kısa bir değerlendirme...

"Siyasal tüketicilerin karar mekanizmaları, her seçim döneminde olduğu üzere, ihmal edilmekte ve tabir-i caizse, “maç tahmini” minvalinde anket(!) savaşları ile manipülasyon siyasetine yol açılmaktadır. “kime oy vereceksin?” sorusundan ibaret anket(!) firmaları, siyasal tüketicinin “neden, nasıl ve niçin” sorularını açıklamanın derdinde değillerken, akademi ise derinlemesine araştırma yapmak yerine, ya buzdağının görünen kısmına ya da “gitmesek de bizim olan köye” odaklanmakta... Bu ahval ve şerait, 1930’ların Amerika’sı ve 1950’lerin Avrupa’sı ile türdeş olup; siyasal pazarlamanın ürün ve satış aşamalarını yaşayan her ülke ile benzer özellikler taşımaktadır. Bu bağlamda, tüketimin siyasal boyutunu “analiz edebilmek” durulan noktaya göre değişen gözlemler sonucunu taşımaktadır. Yine de 30 Mart öncesi öngörülerimi (ki bilimsel veri ile destekleyememenin hüznü ile) aşağıdaki gibi ifade edebilirim.

Yerel ve genel seçimleri siyasal tüketici nezdinde ayıran unsur, verilen kararın bireyin hayatına somut ve soyut yansımalarında gizlidir. Yerel yönetim ve dolayısıyla yerel seçim, siyasetin daha somut olarak algılandığı, görülebildiği, hatta dokunulabildiği, tüketen ile tüketime yön verenin etkileşiminin yoğun olduğu mikro bir zemindir. Siyasal tüketiciler, yerel yönetimler sayesinde, devleti ve devleti yöneten iktidarı algılama kolaylığına da sahip olabilmektedirler. Siyasal pazarlama literatürü bu yüzden, yereli kazanmanın geneli kazanmadaki rolüne vurgu yapmaktadır.

Türkiye’de ise, kaynak tahsis yetkisine haiz olan/olanların rengini taşıyan yerel bir yönetimin, devlet-vatandaş etkileşiminde daha müspet sonuçlara yol açtığına dair bir inancın varlığından söz edilebilir. Yerel yönetimlerin önemi ile sözü edilen inanç birlikte düşünüldüğündeyse, ideolojilerin yerinin vatandaş istek ve ihtiyaçlarını anlayabilen, somutlaştırılmış ve nasıl gerçekleştirilebileceği izah edilen plan/projelerin almakta olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, yerel istek ve ihtiyaçları anlayan, bunları karşılama istek ile kaynağı olan ve seçim sonrası ortadan kaybolmayan aday/partinin kazanacağı bir seçim döneminde olduğumuz söylenebilir. Seçimin sonucunun makro gündemlerden minimal biçimde etkilenmesinin ve yanlış aday seçimlerine dayalı başarısızlıkların ortaya çıkmasının temel bir beklenti olduğu iddia edilebilir. Hatta illa ki, rakamsal bir karşılık sunmak gerekirse, 2011 Genel Seçim sonuçlarının %10’luk seçim barajını geçen her parti için +-%4 bandında oluşacağı da öngörülebilir."

17 Mart 2014 Pazartesi

YIRTIK PAZARLAMA

YIRTIK PAZARLAMA /  SHAMELESS MARKETING

FIRINDAN YENİ ÇIKTI...

Yaptıkları işe böyle bir karşılık bulmuşlar...
Tutar mı, tutar.
Devamı için bakınız:

25 Şubat 2014 Salı

OUT OF MIND MARKETING !

Meslektaşımız Prof. Dr. Sahure Gonca Telli Yamamoto gönderdi...

Deneyimlerinden yola çıkarak bir sıfat daha önermiş, sevgili Pazarlama'mız için....

Pazarlama'nın başına hep olumlu sıfatlar gelecek değil ya, bazıları da olumsuzluklarıyla öne çıkıyor.

Türkçesine "DELİ EDEN PAZARLAMA" desek mi acaba?

Teşekkürlerimle aktarıyorum:


Değerli Hocam,

Ben de dayanamadım bir katkı yapayım dedim. Yeni pazarlama kavramımız Out of Mind Marketing (aklını kaçırmış pazarlama) yani pazarlama veya satış yaparken pazarlama konusunda olmayacak eylemler  yapmak müşterinin beklentisi dışında her türlü  sonucu sunmak ve böylece müşteriyi elde tutacağını sanmak müşteriye yapılmaması gereken davranışları ortaya koymak sonunda da bundan sonuç alacağını ummaktır. Ama sonunun nafile olacağı açıktır. Birkaç örnek http://goncatelli.blogspot.com.tr/2014/02/bugunku-konumuz-turktelekom-musteri.html http://goncatelli.blogspot.com.tr/2014/02/patronsan-vodafone-ret.html linklerinde görebilirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla,
Gonca Telli Yamamoto

24 Şubat 2014 Pazartesi

FLAPPY BIRD PAZARLAMA


Başka katkılara da ilham ve öncü olabilir... 
Teşekkürlerimle birlikte aktarıyorum.


FLAPPY BIRD TARZI PAZARLAMA

Flappy Bird mobilde çok yaygın bir oyun. En büyük özelliği basit bir arayüze sahip olmasına karşın oyunun zor olması. Bağımlılık yapan bu oyunu kuran ve oynayan her kullanıcı ciddi bir zaman tüketiyor ve başkalarına da oyundan bahsediyor. Oyun kolay, basit ama ilerlemek çok zor. Kurgusu WOM üzerine yapılmış bu oyunun milyonlarca oyuncusu var. Başlıbaşına bir viral çalışma olan oyunu oynayan oyucuların basamakları atlamakta zorlandıkları ve bazılarının telefonlarını kırdıkları gibi hikayeler yayılıyor. App Store üzerinden indirilen ve yayılan bu oyun yayılma hızı ve yöntemi benzersiz. Diğer oyunların aksine davet, ek oyun, süre gibi yöntemleri kullanmayan Flappy Bird milyonlarca kişinin telefonuna yüklenmiş durumda. 
Son olarak oyun sahibi oyunu App Store'dan kaldırarak farklı bir uygulama gerçekleştirdi. Oyun artık indirilemiyor fakat ebay üzerinden oyun yüklü bir telefon 100.000 USD üzerinden satılığa çıktı. Sahibinin günde 50.000USD  reklam geliri elde ettiği belirtilen Flappy Bird şimdiden yeni bir pazarlama tarzı yaratmış görünüyor.


23 Şubat 2014 Pazar

MULTI-SCREEN MARKETING / ÇOK EKRANLI PAZARLAMA

MULTI-SCREEN MARKETING / ÇOK EKRANLI PAZARLAMA
Bu pazarlama ile, beş dakika önce tanıştım.
Sağolasın Marketoonist, teşekkürler Tom Fish Burne...
Sanırım, türkçeleştirmeye ihtiyaç yok.
Çoğunluk anlamıştır.
İşimizi ekranlarla yapıyor, ömrümüzü de ekranlar karşısında tüketiyoruz.


Arguably the biggest shift in consumer behavior in the last few years has been the explosion of devices and the number of screens in a consumer’s life. That has a major impact on media consumption and how marketers reach consumers.
As Google reported, 90% of people juggle different devices when working toward a goal. As they move between devices, they expect brand experiences to be seamless yet specific to the nature of the device.
Figuring out how to bring a brand to life consistently from the TV to the laptop to the tablet to the smartphone is tricky. The ANA and Nielsen recently predicted that multi-screen campaigns would account for 50% of media spend in 3 years. Yet it’s only 20% today.
Measurement and tracking is part of the challenge. As ANA’s Bill Duggan put it, “The industry needs to adopt measures that are consistent, comparable, and combinable across screens to provide a complete picture of a campaign’s effectiveness.”
But the greatest challenge I think is cultural. TV media and digital media are frequently handled by different groups internally and different agencies externally. As I wrote before, we’re in the awkward adolescent stage of integrated media. There is still a great divide between traditional and digital brand communication. As consumers move ever more fluidly across screens and from traditional to digital, the pressure will be on marketers to catch up.

Our brands revolve around consumers, whatever ways they choose to connect with our brands.

26 Kasım 2013 Salı

FEMINIST MARKETING / FEMİNİST PAZARLAMA

 FEMINIST MARKETING / FEMİNİST PAZARLAMA

Feminist pazarlama, kadın haklarını gözeterek kadının ilgi alanlarını ve psikolojik eğilimlerini öne çıkaran yeni bir akım[1]. Pazarlama teorileri ile feminizm arasındaki ilişki 1990’larda hız kazandı. Kadının sosyal ve politik ko-numu erkek egemen toplumlarda güçlendikçe klasik pazarlama teorilerinin rengi de zaman içinde değişti, pembeleşti.
Antropoloji, edebiyat, psikoloji, sosyoloji ve tarih felsefesinde kadının yeri konusunda yıllar içinde yaşanan değişmeler pazarlama için de söz ko-nusu[2].
Feminist anlayış önce iletişim ve reklam dünyasına girdi, son dönemlerde pazarlama teorilerine konu olmaya başladı. Gelecekte karar vericilerin ço-ğu, erkek olsun, kadın olsun, feminist bakış açısıyla tüketim yönelimi gösterecek, feminizm dalgasını dikkate almayan markalar ve şirketlerin çoğu pazar kaybedecek.
Feminizmi seçkinci ve entelektüel bakış açısıyla yorumlamak feminist pazarlamayı tam yansıtmıyor. Feminist pazarlama derken, aklı sürekli seks dürtüleriyle afyonlanmamış, aklı ve algıyı yönlendiren, inovatif kavramları içselleştirmiş bir toplum kesimi kastediliyor.
Feminist pazarlama yaklaşımı bir cinsiyet pazarlaması değil, bir akıma yakıştırılan ad. Feminist pazarlama sayesinde kadınlar reklamlara çıkan birer cinsel motif olmaktan sıyrılıp, psikolojik tutumların yönlendirilmesi konusunda karar verici pozisyonlara gelebilecekler.
Feminist pazarlama deyince feminizmi literatürdeki niteliğiyle sadece kadınlara özgürlük olarak anlamanın ötesine geçmek gerekiyor.
Sözlük tanımlarıyla feminizm, kadın haklarının siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan erkeklerle eşitliğini savunan bir akım. Öyle algılansalar da, feministler erkek nefretini değil eşitsizlik nefretini öne çıkarıyorlar.
Feminizm şimdilerde üçüncü dalgasını yaşıyor[3]. Ondokuzuncu yüzyılın sonu, yirminci yüzyılın başında hakim olan birinci dalgada, hakların kullanılması bakımından kadın er-kek eşitliği mücadelesi yaşandı. 1990’lara kadar süren ikinci dalgada feminizm, kadınların özgürlüğü üzerinde yürüdü. Üçüncü dalga feminizm ise, kadınların çok renkli, çok etnisiteli, çok uluslu, çok dinli, çok kültürlü arkaplanlara sahip olduğunu kabul eder.
Feminist pazarlama, Pazarlama eğitimlerine de konu oldu. “Pink Marketing” adıyla sunulan seçimlik bir dersin müfredatı[4], feminist pazarlamanın amacı, kapsamı, içeriği, özellikleri, eğitim yöntemi ve uygulamaya yansımaları hakkında daha ayrıntılı bilgiler verebilir.
Feminist teori, cinsiyetçiliği toplumsal bir egemenlik biçimi olarak değerlendirir ve “toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin” doğasını anlamayı amaçlaya-rak, varsa eğer bu sisteme karşı mücadele etmeyi benimser[5]. Feminist pazarlama, cinsiyet farklılığı yerine tüketimde bilişsel gelişim ve sosyalleşmeyi hedef alıyor.



[1] Nur Demirok, Para, s.448.
[2] Pazarlama ve Feminizmin geçmişi, günümüzdeki durumu ve geleceği hakkında bir yazı için bakınız: http://tinyurl.com/lrcpbmu
[4] http://tinyurl.com/kg9vage