20 Ağustos 2011 Cumartesi

UNMARKETING / PAZARLAMASIZ PAZARLAMA

UNMARKETING / PAZARLAMASIZ PAZARLAMA

İngilizce’de “un-” ön eki, olumsuzluk bildirir. UnMarketing, “pazarlama değil”, “pazarlamadan”, “pazarlama yapmadan”, “pazarlamasız” gibi anlamlara sahip. Unmarketing, bir terim olarak 2010’da yayınlanan ve çok satan iş kitaplarından biriyle[1] pazarlama literatürüne girdi.

Unmarketing, Antipazarlamacı Pazarlama’dakine benzer gerekçelerden yola çıkıyor. Pazarlamanın aşırı veya kötüye kullanılmasının getirdiği direnç ve tepkilerle baş etmenin bir yolu olarak öneriliyor. (Antimarketer Marketing’e de bakınız.)

İnsanlar kendilerini hedef alan, hayatlarını kesintiye uğratan, kendi istekleri dışında ortaya çıkan saldırgan satış ve pazarlama faaliyetlerinden rahatsızlık duyuyor ve bunlara karşı önemli dirençler ve engeller oluşturuyorlar. “Dilenciler ve satıcılar (pazarlamacılar) giremez” türü yasaklar bu saldırıların sonunda ortaya çıktı. Aşırı kuşatılmışlık duygusuyla insanlar satış ve pazarlama çabalarından rahatsız oluyor, bunlardan kaçınıyor, uzak durmaya çalışıyor, nefret ediyor, hattâ bazıları, bu tarz firmalara, uygulamalara ve kişilere karşı tavır ve davranışlar içine girebiliyorlar. İstenmeden gelen SMS mesajları, e-postalar, kapılara bırakılan broşürler, otomatik telefon aramaları, çağrı merkezlerinden gelen satış amaçlı telefon mesajları ve benzerleri artık etkili araçlar olmaktan çıktı, giderek müşteriler üzerinde olumsuz etkiler yapmaya bile başladı. 2009 yılında, ABD’de 220 milyon telefon abonesi (% 72) ulusal aranmayacaklar listesine dâhil olmuş, telefon şirketlerine “bizi rahatsız etmeyin” talimatı vermişler.

Bütün bunlara rağmen, “pazarlamacılar” hâlâ, giderek işe yaramaz hale gelen bu yöntemleri, yolları ve araçları kullanıyor ve bu engelleri aşmanın yeni yollarını arıyorlar. “Soğuk ziyarette başarıyı arttırmanın yolları” türünden seminerler hâlâ müşteri bulabiliyor.

Nesiller boyunca pazarlama dünyasının ikiyüzlülükleriyle karşılaştık. Pazarlamacılar kendilerine uygulanan bazı pazarlama metotlarından nefret ediyordu, ama nefret ettikleri bu yollardan vazgeçemiyorlardı. Hem uyguluyorlar hem de şikâyet ediyorlardı. Broşürler, billboardlar, televizyon ve gazete reklamları… Bunlar 21. yüzyılda ne kadar işe yarayabilir? Geleneksel medyadan ne kadar fayda sağlanabilir? Belki de müşteriye ulaşmanın ve markanın viral hale gelmesinin en önemli ve en düşük maliyetli adımı sosyal medyayı kullanmaktan geçiyordur. UnMarketing daha yayımlanmadan dikkatleri üzerine çekti ve Amazon’un en çok satan kitaplarından biri oldu.[2]” Bu ifadeler, adı geçen kitabın tanıtım metninden alındı.

Kitabın yazarı Stratten’e göre pazarlama bir görev değil. Pazarlama bir departman değil. Pazarlama bir iş değil. Pazarlama bir meslek değil. Pazarlama mevcut ve potansiyel müşterilerle bağ kurduğunuz, bağ kurmaya başladığınız (veya kuramadığınız) her yerde ve her anda ortaya çıkıyor. Unmarketing kitabının yazarı, bunu bir adım öteye götürür ve “Her kim ki herhangi bir yerde herhangi bir anda firmanızdan bahseder o anlar da pazarlama sürecine dâhildir” der.

Yazar kitabının giriş bölümünde “Pazarlama, kulaktan kulağa bir proje veya bir viral pazarlama taktiği de değildir. Dudaklar her an kıpırdamaktadır. İşte mesele bu konuşmaların bir parçası olmayı isteyip istemediğinize karar vermekle ilgilidir. Mesele bu konuşmalara ne zaman katılmanız gerektiğini isabetle tayin edebilmektir.

Pazarınızla bağ kurabilme yeteneğine Unmarketing dememin sebebi budur. Bağ kurmaya çalışırkan, binlerce eleman kullansanız da, tek kişilik bir şov yapıyor olsanız da, siz daima Unmarketing yapıyorsunuzdur. Unmarketing insanları rahatsız edecek, onları hasta edecek bir şeyler yapmaya zorlanmaksızın uygulanır. Otantiktir, kişiseldir ve hayat boyu ilişkiler, müşteriler ve taraftarlar oluşturmanın, onları bulmanın yoludur. Eğer işlerin ve işletmelerin ilişkiler üzerine kurulu olduğuna inanıyorsanız, işiniz için bu ilişkileri, bağları kurmaya hemen başlamalısınız. İnanmıyorsanız kitabı iade edin. On yıllar önce işe yarayan şeyler artık bugün çalışmıyor. Doğrudan postalamanızın yüzde 0,2 sini satışa dönüştürmenin artık firmaları kesmediğini, gazetelere reklam vermenin, insanlar davranışa geçmeden önce yedi kere reklamımızı görmeliler anlayışının anlamsız bir ifade olduğunu artık görmelisiniz.” diyor.

Yazar, “pazarlamalı pazarlama”nın yakın zamanda dönüşeceğine dair öngörülerini yansıtmak için kitapta eski döneme ait olduğunu düşündüğü bir örnek olarak gazeteleri şöyle tarif ediyor. “Bu kitabı 2020 yılında okuyacaklar için “gazeteler”, başlangıçta çocuklar tarafından kapıdan kapıya atılan, daha sonraları arabalarla sabahın köründe saat 4.00 de evlere dağıtılan şeylerdi. Bunlar, aralarına makale ve haberlerin serpiştirildiği reklamlarla dolu sayfa sayfa kâğıtlardı.”

Unmarketing için özetle şu hususlar öneriliyor: Topluluklar oluşturmayın, topluluklara hizmet edin. Katılın. Aradaki mesafeleri kaldırın. Sessiz olun, dinleyin, sorun.

İyi bir pazarlamacı… İyi bir topluluk avukatıdır. Markaların yönetim kurullarında reklam ajanslardaki toplantılarla inşa edilmediğini bilir. Az plan yapar, çok değişiklik yapar. Kendisinden yana duran topluluk üyelerini ödüllendirir. Topluluklara karışır, katılır ve onlarla ilgilenir. Kendi kendisinin müşterisidir, kendini bir müşteri gibi görür. Asla kendini ciddîye almaz, önemli ve büyük görmez, kibirlenmez, egosunun esiri olmaz...

Pazarlamasız pazarlama için şunlar da öneriliyor:

“İnsanları hedef olarak anmaktan vazgeçin. Onlara misafirlerimiz deyin. Daha iyisi onlara dostlarımız deyin.

Firmanızın “dostlarıyla”, dostlarınızla konuşur gibi konuşun, onları gerçek dostlar olarak görün ve onlara öyle davranın.

Size ve firmanıza ulaşan her telefonu, e-postayı ve diğer mesajları bir dosttan geliyor bilin ve ona göre davranın ve zamanında cevap verin.

Dostlarınızdan gruplar oluşturun ve onları araştırma geliştirme, pazarlama ve medya kararlarını aldığınız toplantılarınıza davet edin.

Bunu yapmanın zor olduğunu düşünmeyin. Düşündüğünüzün tersine siz de insansınız. Ona göre davranın. Firmanızdaki diğerlerini de aynısını yapmaları için teşvik edin.”

Çevrenizde, size saldırmadan, sessizce, sizden biriymişçesine, sizinle sıcak ve güvenli bağlar kurarak, adeta pazarlama yapmadan iş yapan firma ve markalara rastlarsanız, dostlarınıza da duyurun. Şimdilerde örneklerine pek rastlayamasak da, yakın gelecekte bu tip firma ve markalar için bol bol örnekler ortaya çıkacak.



[1] Scott Stratten, Unmarketing: Stop Marketing, Start Engaging, John Wiley, New York, 2010. Kitap 2011’de Türkçe olarak da yayınlandı. Yazarın bloğu için bakınız: http://www.unmarketing.com

[2] Scott Stratten, Unmarketing: Pazarlamayı Bırakın Bağ Kurmaya Başlayın, MediaCat, İstanbul, 2011. Yazarın bloğu için bakınız: http://www.unmarketing.com

16 Ağustos 2011 Salı

MYSTIC (MYSTICAL) MARKETING / MİSTİK PAZARLAMA

MYSTIC (MYSTICAL) MARKETING / MİSTİK PAZARLAMA

Pazarlamada mistik kavram, sembol, süreç, güç ve uygulamalardan yararlanması. Mistik kavram, değer, ürün, hizmet ve benzerlerinin ticarîleştirilmesi ve pazarlanması da Mistik Pazarlama olarak anılıyor. Mistisizm, din, ilâhiyât, ruhiyât, sufizm ve kutsallık gibi çağrışımlarıyla birlikte, kâinatın hakikatinin, nihaî bir gerçekliğin, beden ve ruh ilişkilerinin, fizik ötesi dünyanın farkına varmak, anlamak ve tanımak amacıyla deneyimler, sezgiler, içgörüler ve bu alana mahsus güçleri kullanarak doğrudan bir iletişim arayışı olarak tanımlanıyor. Mistik Pazarlama[1] bu alanda ilk Türkçe kitap olarak biliniyor.

Kitabın tanıtım yazısı şöyle: “Mistisizm, bireyler için bir tutku olduğu kadar bu tutku dahî pazarlamacılar için bir fırsata dönüştürülebiliyor. Ne kadar modern ve akılcı bir hayat biçimimiz olsa da birçok duygu, düşünce ve davranışımızın arkasında gizemli etkenler yatıyor. Pazarlama dünyasının perde arkasında, akıl ve mantık ötesine geçildiğine, hatta efsanelere, bilinmeyenlere ve gizemlere, değişik inançlara da yer olduğuna dair bilimsel kanıtlara da rastlanıyor.

Mistik Pazarlama kitabı, mistisizm ve pazarlama konularının kesiştiği makalelerden oluşan bir derleme. Bu makalelerde mistisizm ve pazarlama ilişkisinin derinlerine ciddiyetle olduğu kadar keyifli bir biçimde eğilen bakış açılarıyla karşılaşılıyor. Yazarlar okurlarını astrolojinin pazarlama dünyasındaki yerini ve batıl inançların reklam dünyasındaki rolünü tartışmaya, Elizabeth Gilbert’in Ye Dua Et Sev’i eşliğinde postmodern tüketiciyi değerlendirmeye; J. K. Rowling’in popüler Harry Potter serisi, Elif Şafak’in Aşk’ı ve Shakespeare’in Hamlet’i eşliğinde popüler kültür, edebiyat ve pazarlama ilişkisi üzerine düşünmeye; hatta, son zamanların en gerçekçi sanal dünyası Second Life’ta mistik bir geziye davet ediyorlar. Okurlar kitabı ister bir pazarlama, ister bir mistisizm kitabı olarak okusunlar, sonuçta hem mistik unsurların pazarlamanın fırsatlar dünyasına nasıl sızdığının farkına varıyor, hem de pazarlama uygulamalarının bu gizemli dünyadan nasıl beslendiğini görebiliyorlar.”

Kitaplı ve kitapsız bütün dinlerin, kendilerine mahsus mistik kavram, sembol ve uygulamaları var. Mistik alan, sufilik, İslam dininde Tasavvuf, Yahudilikte Kabala, başka inanışlarda Karma veya Meditasyon gibi isimlerle anılıyor.

Mistisizmin spritiualism (ruhsalcılık) akımıyla da ilgisi var. (Spritiual Marketing’e bakınız.) Kişisel gelişim alanında spritualizimle ilişkilendirilmiş eğitim ve danışmanlık hizmetleri pazarında dünya çapında büyük cirolara ulaştığı da biliniyor.

Mistik eğilimlerle ilişkili konulardan biri de astroloji. Burçlara ve etkilerine inananlar, hayatlarını, işlerini ve tercihlerini bu yöndeki tavsiye ve yönlendirmelerle şekillendirebiliyorlar.

Hint ve doğu kökenli inanışlarda yer alan meditasyon, bir şey üzerinde derin ve kapsamlı bir şekilde düşünmek demek. Asıl gerçeğine kavuşmak amaç ve ümidiyle, zihindeki gereksiz fikirlerden kurtulmaya çalışmak ve insanın asıl ruhî benliğiyle bağlantıya girmesi için yapılıyor. Mantra denilen belli sözlerin tek başına, toplu halde, sesli veya sessiz olarak tekrarlanması da bir tür mistik uygulama. Bu kavram, İslam dininde ve tasavvufta zikir olarak biliniyor. Tasavvuf okullarında Allah’ın isimleri en çok kullanılan temel zikirler oluyor. Yüksek sesle söylenenlere Zikr-i cehrî, alçak sesle veya sessiz içten söylenenlere Zikr-i kalbî deniyor. Hakikî tasavvufta yeri olmadığı, gerçek tasavvuf ehlinin hoş karşılamadığı hatta, takipçilerine yasakladığı halde, diğer dinlerde sufizm müzik, ses ve ritimle de ilişkilendiriliyor. Bunlar mistik birer araç olarak kullanılıyor.

Maskotların aslı olan muska da mistik pazarlamanın bir nesnesi. Nazar boncukları da, kötülükten korunmak, iyiliklere kavuşmak ümit ve arzusuyla kullanılıyor. Tayland, Bangkok’daki ünlü Thai Amulet Market’te satılan, mistik etkiler taşıdığına inanılan Budist takılar, çeşitli boy ve şekillerde müşterilere sunuluyor ve ihtiyaca göre belli amaçlarla kullanılıyor.

Pazarlamada mistisizm akademik çevrelerin de ilgisini çekiyor. Bu alanda akademik ve profesyonel kalitede İngilizce, Türkçe ve İspanyolca makaleler yayınlanacak[2]. Dergide pazarlama, din, kült dinler, felsefe, mistisizm, mistik yerler, turizm, psikoloji, sosyoloji, kültürel antropoloji, dilbilim, medya sanatları ve iletişim teknolojileri gibi konular ele alınacak. Ayrıca, mistik gelenekler, ritüeller, mistik keşifler, yeni çağda mistisizm, Sofizm, Budizm, Kabala gibi mistik konular yanında pazarlamanın temel alanlarında yazılar da yayınlanacak.

Mistisizm, sufilik ve tasavvuf kavramları arasında benzerlikler kadar farklılıklarda var. Mistisizm her dinde farklı olup, dinlerin manevî yönlerini anlatır. Mistikler yaşadıkları din, kültür ve medeniyet ortamından etkilenirler. Mistisizm semavî olmayan Çin-Hindu inanışlarından gelmiştir. Tasavvuf ve sufizm de mistisizmle karıştırılan bir konudur. Tasavvuf ve sufilik İslam dinine özel bir terim olup diğer dinlerin mistiklerinden ayrılır. Tasavvufta da hakikate ulaşmak için çeşitli okullar, yollar ve rehberler söz konusudur.

Mistik yolculukta ve arayışta yol gösteren, yardımcı olan, aracılık eden rehberlere ihtiyaç vardır. Mistik terimlerden bir diğeri olan Guru kelimesi Hindistan kaynaklı Karma anlayışıyla ilgili bir sıfat. Ruhani konulara artan ilgi guru ve karma kavramlarının da ticarîleşmesine yol açmış, insanı kendini arama yolculuğuna çağıran konferanslar, akımlar ve neticede nice gurular ortaya çıkmıştı.

Pazarlama ve mistik terimlerin bir arada kullanılması eskilere kadar uzanıyor[3]. Gita Mehta’nın bu kitabı, mistik doğunun batı dünyasına pazarlanmasıyla ilgili. 60’lı yıllarda, hayatlarında eksikliğini duydukları maneviyâtı doğuda bulabilecekleri düşüncesini öne çıkaran kültürel devrimin takipçileri yığınlar halinde Hindistan’la ilgilenmeye başladılar. Aslen Hintli olan yazar, Avrupalı ve Amerikalıların bu yolculuğunu işliyor. Karma Cola’yı bu akımın en keskin bir sembolü olarak görüyor. Batının kolasının, doğunun mistisizmi içinde, doğunun mistisizminin de batı kültürüyle bir araya gelmesinin ortaya çıkardığı etkileşimleri anlatıyor.

Bu kitap, aynı zamanda, doğu dinleri ve felsefelerinde batının ruhî aydınlanmasını aradığı onlarca yıllık bir tarihin keşfi ve yorumlanmasıyla da ilgili. Mistik alanlarda hem talep hem de arz cephesinden gelen etkilerle büyüyen bir pazarda her iki taraf spritualiteyi bir mal, bir meta’ olarak kullanıyor.

Hindistan’ın kolonileştirilmesi İngilizlerle başlamış ve ülkeye hızla yayılan Amerikalılarla ve daha sonra da Pakistan’dan gelen sığınmacılarla devam etmişti. Amerikan popüler kültürünün Hindistan’da yayılmasına bir karşılık olarak Hindistan’daki kapitalistler de spritiualitelerinin ve yaşam tarzlarının ve popüler ürünlerinin Amerika’da pazarlanabileceğini keşfetmişler. Karma Cola adı, böyle bir etkileşmenin ürünü olarak ortaya çıkmış. Bu bağlamda, mistik ticaret anlamında, başka bir örnek olarak Tarot kartları da gösterilebiliyor[4].

Karma kelimesi, eylem, iş, aksiyon, amel anlamında. Aksiyon ve reaksiyon, etme bulma, sebep sonuç gibi temellere dayanan Karma kanunu, en öz haliyle, ne ekersen gelecekteki hayatında onu biçersin şeklinde özetlenebiliyor.

Mystic Marketing Guide kitabı[5], modern pazarlama uzmanlarını neredeyse asırlık geçmişe sahip bazı mistik araçlarla tanıştırıyor. Müşteri bulmanın, onlara ulaşmanın, onlarla manevî ilişkiler kurmanın yollarını öneriyor. 1900’lü yıllara kadar uzanan değişik makalelerden derlenen bu kitaptaki yazılardan birinde mistik yolculukta yedi noktaya işaret ediliyor ve etkili bir pazarlama gücü oluşturmada bunların temel alınması öneriliyor[6]:

i. Hareketsiz olmayı öğren (Büyüme, uygun hareketler için düzen, ahenk ve asûdelik gerektirir, o yüzden, sakince yaşamak, sakince düşünmek, sakince hareket etmek ve sakince konuşmak önemli)

ii. Neşeli ve memnun ol (Neşeli ve umutlu olmak zihin ve bedenin ilacı)

iii. Herkesi sev ve nazik ol. (Kabahati kendinden bil, kimsede kabahat arama, herkese saygı göster, iyilik et at denize)

iv. Berekete inan. (İnançlı ol, insana, kendine, inanmaya inan)

v. Dua et. (Dua, zihnini ve gönlünü O’na çevirip, O’ndan daha büyüğünü, daha yükseğini daha iyisini istemektir. Sürekli duada ol.)

vi. Asıl gerçeği düşün. (Kainatı, Yaradanı, insanın kainatın bir numunesi olduğunu düşün.)

vii. Ruhunla yaşa. (Zihnin ve bedenin yetersizliğinin ötesinde insanın en üst katmanını hatırlamak ve ondan yana olmak)

Düşünce ve ruhanî güçlerini etkin kullanarak insanların başarılarının arttırabileceği iddiasındaki bu kitapta, uzaktan etkileme, kitlesel etkileme, zihnî radyasyon, telepatik akış, düşüncenin gücü, seks transmutasyonun gizemi, düşünce için alma ve yayınlama istasyonu olarak beyin, altıncı his, konsantrasyon, psişik güçler, psişik ikna, psişik etkileme, maddi zihin ve spritüal zihin, düşünce dalgaları, mental ve spritüal güçlerin kullanımı ve istismarı ve ürünlerinizi mistik yollarla pazarlama teknikleri gibi konulardaki çeşitli yazılar yer alıyor.

Mistik unsurların ABD’nin kalbi sayılan New York’ta meydanlara kadar yayıldığını gösteren bir başka kitap[7], başta Times Meydanı olmak üzere ABD de meydanlardaki işaretlerin gizemini, mistiğini, tarihini ve toplumla ilişkilerini ele alıyor.

Firmalar, markalar, mağazalar, oteller, restoranlar ve benzeri işyerleri, insanların ve müşterilerinin ilgilerinin mistik alanlara yoğunlaştığını farkettiler ve sonuçta, tasavvuf müziği, semah gösterileri, ilâhi grupları ve benzeri uygulamalar ticarî hayatta pazarlama amaçlı olarak giderek daha da yaygınlaşıyor.

Kimileri bir istismar olarak görseler ve benzer örnekleri giderek yaygınlaşsa da belli semboller ve ritüeller (âyinler) ticarî amaçlarla da kullanılabiliyor. Bu alandaki örneklerden biri Sirkeci’de Hocapaşa (Hodja Pasha) hamamındaki sema gösterileri. Özellikle turistlerden oluşan gruplar, hamamda bir kubbenin altında önce saz semaisi dinliyor ve sonra azaltılmış bir sema gösterisine şahit oluyorlar. Alkışlamak yasak. Dönen dervişlerin etekleri yüzünü yaladıkça turistler bir şeyler düşünmeye başlıyor. Yanındaki İtalyanın ve karşıdaki Amerikalının yüzlerinde ortak bir huzura kavuşma rahatlığı yayılıyor. Etrafa, sessizce dönen Mevlevi kıyafetindeki oyuncuların ihtişamı hâkim. Büyülenmiş gibi seyrediyorlar. 800 senedir süregelen bir ritüelin bir pazarlama aracı haline getirildiği bir uygulama zihinlerde yeni sorular uyanmasına da yol açıyor.

Başka birçok sektörlerde nice başka Mistik Pazarlama örneklerine de rastlanır oldu.



[1] Filiz Otay Demir, editör, Mistik Pazarlama, MediaCat, İstanbul, 2011.

[2] Journal Academic Marketing Mysticism Online (JAMMO), Ağustos 2011 de henüz ilk sayısı yayınlanmamıştı.

[3] Gita Mehta, Karma Cola: Marketing the Mystic East, (ilk yayınlanışı, Vintage, 1979), 1994.

[4] Bir yazının adı şöyleydi: “Tarot cards: A clever marketing strategy or an ancient mystical guide

[5] Robert C. Worstell, ed. Mystic Marketing Guide – Spritual Techniques to Achieve Your Success, Midwest Journal Press, 2007.

[6] Christian Larsen, “The Ideal Made Real”, Robert C. Worstell, ed. Mystic Marketing – Spritual Techniques to Achieve Your Success, Midwest Journal Press, 2007, içinde s, 6 – 17.

[7] Tama Starr, Edward Hayman, Signs and Wonders: The Secrets of Mystical Marketing, Doubleday Books, New York, 1998.

20 Haziran 2011 Pazartesi

BİR PAZARLAMA DENEYİMİ DAHA... (13)



(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi kitabı için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada yayınlıyorum.)

Gamze Gürsel yazmış:

Pazarlama dünyasındakiler bilirler, Türkiye'de pazarlama ile ilgili kaynakların ne durumda olduğunu ve bu kaynaklara nasıl ulaşılacağını... Herhangi bir kitapçıya gittiğinizde iş-yönetim raflarının arasına sıkışmış pazarlama kitaplarını zorlukla seçersiniz. Çoğunlukla reklam ajanslarının bir yayınevi gibi yurtdışında yayınlanan kitapların çevirileri ile karşılaşırsınız.
Bu yayınlar da doğal olarak genel trendler ile ilgilidir; veya kendi ülkenizdeki gündemle çok alakalı olmayabilir. Gerçekten pazarlamayla ilgilenen ve pazarlamayı hayatının bir parçası haline getirmek isteyenler için hiç biri tam olarak ihtiyacı karşılamaz. Çünkü pazarlama öyle bir deniz ki derinlere indikçe hiçbir kaynak yeterli gelmemeyi başlar.
Türkiye'de maalesef layıkıyla yapılmadığını anlamak için kitapçılardaki raflara bakmak yeterlidir. Çünkü, Türkiye'de pazarlama hakkıyla yapılsaydı daha fazla Türk yazarlarından pazarlama kitapları çıkardı diye düşünüyorum.
Hayatımızın her anında, hatta uyurken bile pazarlama ile karşılaştığımızı düşünürsek raflar dolusu kitap olmalıydı gibi geliyor bana... Keşke yazarlarımızı ve akademisyenlerimizi bu konuda kitap yazmaya teşvik edecek birşeyler olsaydı...
Tam da bu şekilde düşündüğüm sıralarda Prof. Dr. İsmail Kaya'nın son kitabı "Pazarlama Bi' Tanedir" elime geçti. Pazarlama dünyasının içinde olan biri olarak çıktığı ilk günlerden itibaren raflarda dikkatimi çekmeye başlamıştı ve bir vesile ile sahip olmuştum. Kitap, eski yeni, çevrede duyduğumuz veya daha önce hiç duymadığımız tam 387 adet pazarlama türünden bahsediyor ve bunları tek tek açıklıyor, güncel hayatta kullandığımız örneklerle zenginleştiriyor. Her bir pazarlama türüyle ilgili dipnotları bile pazarlamayı hayatının merkezine koymuş olan pazarlamacılar için yeni kapılar açıyor.
Kitapta daha önce de bahsettiğim gibi pek çok pazarlama türünden bahsediliyor. Çeşitli kaynaklardan elde edilenlerin dışında yazarın adlandırdığı pazarlama türleri de yer alıyor. Ben bütün pazarlama türlerini biliyorum diyen biri bile kitapta mutlaka yeni sürprizlerle karşılaşıyor ve dağarcığına yeni türler ekliyor.
Kitap ayrıca çevremizde olup biten pazarlama olaylarını daha iyi anlamamıza, hangi yollarla hedef kitlelere ulaşıldığını görmemize yardımcı oluyor. Günlük hayatımızdaki yerlerini kavramamızı sağlıyor.
Kitabın yazarı aslında mühendis kökenli, fakat hayatını pazarlamaya adamış bir akademisyen. Bu kitap yazarın ilk kitabı değil; daha önce de "Muhterem Müşterimiz", "Pazaryeri Pazarola" ve "Damla Damla Pazarlama" adında kitapları da var.
Kitap pazarlama öğrencileri, akademisyenler, reklamcılar, şirket yöneticileri, yani aslında pazarlamayı içlerinde hisseden herkese hitap ediyor. Kendini geliştirmek isteyen görüş açısının zenginleştirmek ve yeni şeyler öğrenmek isteyen herkes bu kitaba sahip olmalı diye düşünüyorum.
Zaman geçtikçe geri dönüp bakacağımız, pazarlamacıların başvuru kılavuzu niteliğindeki kitap, pazarlama dünyasına yeni bir bakış açısı kazandırıyor.

Gamze Gürsel

25 Mayıs 2011 Çarşamba

BİR PAZARLAMA DENEYİMİ DAHA... (12)



(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi kitabı için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sıraylayayınlıyorum.)

Bahar Turan yazmış:

Pazarlama Bi' Tanedir, pazarlama alanında uzmanlaşmak isteyenlerin mutlaka okumaları gereken, ellerinden düşürmeyecekleri Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi'dir. Yazarın yıllarını vererek edindiği birikimlerini paylaşmak amacıyla, pazarlamaya gönül verenlere ulaşması için hazırlanmış.
Eser bizlere pazarlamanın neredeyse sonsuzluğunu, hayatın her noktasında farkında olmadan bizleri nasıl etkisi altına aldığını gösteriyor.
Bir moda defilesi gibi, aynı mankenin değişik kıyafetlerle tekrar tekrar karşımıza çıkması gibi, pazarlamanın farklı görünümleri bu kitapla bir bir önümüze konuyor, bizlere gösteriliyor. "Müşterinize Dokunmanın 387 Yolu" başlığını da taşıyan kitap, farkında olmadan bizi etkilemek için hayatımızın her anında bir şekilde karşımıza çıkan bunca pazarlamayı alfabetik sırayla ele alıyor.
Şirketler, daha fazla satmak ve rakiplerinden öne çıkmak için sürekli yeni stratejiler, yaklaşımlar arıyor, deniyorlar. Kitap, geleceğin yöneticileri için bir yol gösterici, sanki bir pusula görevi görüyor. Değişik pazarlamaları okudukça bunlar bir yandan sizi etkiler, değiştirir, farklılaştırırken, bir yandan da sizi, değişik heyecanlara yöneltiyor.
Pazarlama alanında ben de varım diyen herkes bu pazarlamaları okumalı. Bilinen, bildiğiniz doğruların belki de ne kadar yanlış olduğunu, uygulayacağınız yöntemlerin aslında sizden ne kadar uzak olduğunu anlıyorsunuz. Her pazarlama ile, sanki kendinizi kitabın sayfalarından sızıp hayatın merkezine yerleşmiş hissediyorsunuz.
Kitap, şekli ve sunumu ile eğitici bir kitap gibi görünse de içindeki örnekle ile bir roman tadında size her sayfasından farklı bir deneyim sunuyor. Firmaların yaşadıkları deneyimler size bir roman tadında aktarılıyor. Farklı dünyalarda yaşanan pazarlama deneyimleri size yalın ve anlaşılır bir Türkçe ile sunuluyor.
Hayatın her noktasında bir pazarlama var ve bunları bilmek bile insana büyük bir heyecan veriyor ve önemli bir avantaj sağlıyor.
Şimdi, kitabın sayfalarında bir tur atın. Bu sırada okuduklarınıza bakıp, pazarlama benim hayatımda da varmış, diyorsanız, yolun başına gelmişsiniz demektir.
Bu kısa turdan sonra, tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, elinizden düşürmeyeceğiniz 376 sayfalık bir yolculuk sizi bekliyor olacak.
Bende çok önceleri oluşan bu heyecanın sizlerde de oluşmasını diliyorum.

Bahar Turan

SYMBIOTIC MARKETING / SEMBİYOTİK PAZARLAMA

SYMBIOTIC MARKETING / SEMBİYOTİK PAZARLAMA

Sembiyoz, doğada yaygın bir durumdur ve iki benzemez organizmanın karşılıklı fayda için yakın bir ilişki içinde birlikte yaşamaları olarak tanımlanır. Bir işletme stratejisi olarak Sembiyotik Pazarlama ilk olarak 1966’da Adler tarafından literatüre kazandırıldı[1]. Yıllarca üzerinde pek durulmayan bu konu, sonraları tekrar ele alınır oldu[2].

Canlılar arasındaki ortak yaşam üç biçimde gerçekleşir: Mutualistik, parazitik ve sembiyotik. Mutualistik ortak yaşamda canlılar bir arada bulunsalar da aralarında bir yarar takası olmaz. Parazitik yaşamda ise, parazit, bir başka canlının kaynaklarını kullanır, tüketir, ona fayda vermediği gibi zararlı da olur. Sembiyotik ilişkide ise taraflar aralarında karşılıklı fayda sağlayarak ortak yaşamı birbirleri için daha aranır hale dönüştürürler.

İş dünyasında da, taraflar kaynaklarını bir araya getirmek suretiyle kendi başlarına sahip olmadıkları imkânları kullanabilir duruma gelirler. Bir bakıma, iş dünyasındaki bütün uygulamalar birer sembiyotik ilişki sayılır. İki iş birimi arasında bir ilişki varsa bu ilişki iki tarafa da yarar sağladığı sürece devam eder. Adlerin tanımıyla, Sembiyotik Pazarlama, geleneksel pazarlama kanalındaki organların aralarındaki ilişkilerin ötesinde, ortak kaynaklardan beslenen veya ortak programları yürüten firmalar arasındaki daha derin işbirliklerini ifade etmek için kullanılır.

Sembiyotik Pazarlama, koordine bir pazarlama modeli olarak, tüketicilerin tüketim talepleri arasındaki belirli boylamsal (longitudinal) korelasyonlar bağlamında ürünleri, hizmetleri ve firmaları kombine etmeyi öngörür. Bu açıdan Sembiyotik Pazarlama, geleneksel, kademeli (latitudinal) pazarlamanın bir tamamlayıcısı görevi görür. Amaç, tüketicinin çok yönlü ihtiyaçlarını karşılamak, müşterilerle ilişkileri güçlendirmek, ürünler için olumlu bir ekolojik ortam oluşturmak, ve neticede kendine has bir rekabet avantajı elde etmek olup, bu maksatla ilgili bütün firmaların operasyonel kaynaklarından tam ve etkili olarak yararlanılmasıdır[3]. Sembiyoz kavramını ilişkilerine uygulayabilen firmalar, yoğunlaşma, entegrasyon veya çeşitlendirme stratejilerini hayata geçirmek için yeni fikirler geliştirme imkanı bulabilirler. Sembiyotik pazarlama sayesinde firmalar, teknolojik gelişmeleri pazarlama fırsatlarına dönüştürebilirler, geliştirme maliyetlerini düşürebilirler, üretim, teknik ve pazarlama yeteneklerini güçlendirebilirler, yeni pazarlara açılabilirler, risklerini azaltabilirler, vb.

Sembiyotik Pazarlama iki firma arasında tek seferlik veya uzun dönemli ilişkiler üzerinden veya iki firmanın aralarında güçlerini birleştirerek oluşturacakları bir üçüncü taraf üzerinden hayata geçirilebilir.

Sembiyotik Pazarlamada, firmalar tesislerini ortak kullanıma açabilirler, üretimde ortaklık yapabilirler, franchise veya lisans anlaşmaları yapabilirler, turizm sektöründe olduğu gibi, (konaklama, taşıma, organizasyon ve satış gibi) birlikte çalışıp, ortak bir hizmet/ürün sunabilirler, ortak satış/servis ekipleri oluşturabilirler, yeni işlere ve sektörlere birlikte girişebilirler.

BİR HİKÂYE: TÜTÜN, TIRTIL VE ARI

Danimarkalı bir çiftçi Thomas Harttung, bu tütün bloğunun nasıl oluştuğunu bakın nasıl anlatıyor:

Her şey, karnı aç bir hornworm adı verilen tırtılın, en sevdiği yemek olan, tütün yapraklarına tırmanması ile başlar. Tırtıl, göze ve dişe gelir bir yaprağın üzerinde mola verir. Tütün yaprağı bu gelişmeden habersizdir çünkü tütün yaprağını ziyaret eden birçok canlı vardır. Her canlının, her böceğin tehlikeli olacağını bilemez. Fakat bahsi geçen tırtılın, ilk ısırığı sayesinde, bu tırtılın tükürüğünü tanıyan tütün yaprağı, bu ziyaretin iyi bir ziyaret olmadığını anlar ve buna karşılık, kendisi kimyasal bir sıvı salgılamaya başlar (blog yazısı). Kimyasal madde salgılandıktan sonraki tırtıl ısırıkları, bu kimyasal salgının, tırtılın vücuduna girmesini sağlar ve tırtıl bir müddet sonra, tok olduğunu hisseder. Halbuki yeni başlamıştır yemeğe. Fakat tütün yaprağı, zamanının az olduğunu bilmektedir çünkü tırtılın tokluk hissi çok uzun sürmeyecek ve yaprağı yeniden yemeye başlayacaktir. Fakat tütünün salgıladığı bu kimyasal maddeyi fark eden (blog yazısını) yalnızca tırtıl değildir. Hani bizim blog yazıların başka bloglardan linklenmesi, Technorati’de indekslenmesi gibi, bu kimyasal madde, kilometreleri aşarak, polistes adı verilen bir çeşit arıya kadar ulaşır (bir nevi RSS). Kimyasal maddenin içeriği “yardıma ihtiyacım var, üzerimde bir tırtıl, yapraklarımı yiyor. Biliyorum senin yumurtalarını koyacak bir yere ihtiyacın var. İşte aradığın fırsat” demektedir. O küçücük arı, kilometrelerce yolu kateder, binlerce tütün yaprağı içinden, bu yardımı blog yazısını yazan tütün yaprağını, eliyle koymuş gibi bulur. Tabi ki tırtılı da (artık bu arı, blog kardeşliğini mi, bloglar alemini mi, Technorati’yi mı yoksa Google Haritayı mı kullanıyor, o kısmı belirsiz). Arı, bu sorun yaratan tırtılın,üzerine, yumurtalarını yerleştirir çünkü tırtılın yüzeyi, arının yumurtaları için mükemmel bir ortamdır. Tırtılın, bu durumda, çekip gitmek, ya da orada yumurtalara gömülüp, arının ataklarıyla ölmekten başka şansı yoktur. Böylece hem arının gelecek nesilleri hem de tütün yapraklarının yaşamı garantilenmiş olur. (Mehmet Doğan, Altıüstütasarım, dan alındı.)



[1] Lee Adler, “Symbiotic Marketing”, Harvard Business Review, Vol. 44 (9-10), 1966, s. 59 – 71.

[2] P. Rajan Varadarajan, Daniel Rajaratnam, “Symbiotic Marketing Revisited”, Journal of Marketing, Vol. 50, (January 1988), s. 7 – 17.

[3] Xun Cui, Rongsen Zhou, Ying Zhang, “Symbiotic Marketing Models and Strategies in the Customer Value Chain”, Journal of Chinese Marketing, Vol.1, (April 2008), s. 79 – 86. (www.jcm.hk/issueol/download.ashx?id=171), E.16.05.2011

28 Nisan 2011 Perşembe

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (11)



(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi kitabı için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Ümit Şengül yazmış:

"Pazarlama Bi' Tanedir" kitabında yazarın kitabın ismine uymayacak bir tepkiyi sanki önceden planlamış olduğunu kitabın ilk sayfalarında içindekiler bölümünde 387 farklı pazarlama çeşidiyle karşılaşınca daha iyi anlıyorsunuz. Kitabın içeriğine girdikçe, kitabı okudukça, daha net anladıkça aslında yazarın, Prof. Dr. İsmail Kaya'nın ne demek istediği daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.
Pazarlama türleri kitapta harf sırasına göre sunuluyor. Okuyucular kitabın sonlarına yaklaştıkça, daha bir dizi pazarlama çeşidinin daha varlığını hissediyor, listeye onların da eklenmesi gerekeceğini düşünmeye başlıyorlar.
Kitabı okuyanların, bu kitapta, kendi hayatlarından bir parçayı bulmamaları neredeyse imkansız.
Okurlar, kitabın sonunda kendiliklerinden şöyle bir sonuç ve gerçekle karşılaşacaklardır sanıyorum:
Pazarlama insanın olduğu, birbirleriyle iletişimde bulundukları her noktada, her zaman var. Bu kitap, pazarlama çeşitlerini hatırlatarak, anlatarak, açıklayarak, okurların ve pazarlamayı anlamaya çalışanların benliğinde yeni bir pazarlama algısı ve yeni bir pazarlama omurgası oluşturuyor.
Kitapta yer verilen her pazarlama bu omurganın oluşmasına yardımcı oluyor, katılıyor. Kendilerine böyle bir omurga oluşturabilen okurlar-bireyler hayata daha gerçekçi bir bakışla bakmaya başlayabilirler ve pazarlamanın insan hayatının her noktasına nasıl ulaştığını, yerleştiğini görürler.
İnsanlar arasında iletişim varoldukça pazarlamacıların kıvrak zekalarını hangi noktalarda kullanabildiklerini, kullanabileceklerini ortaya koyan kitap, ilgiyle okunmakta ve okurlar, sıralanan nice örneklerden yeni yeni kazanımlar elde etmektedirler.
Prof. Dr. İsmail Kaya'nın bu yeni kitabı umarız son olmaz. Büyük bir zevk ve heyecanla okunacağına inandığım Pazarlama Bi' Tanedir içindeki pazarlamaların sayısının ikinci baskısında daha da artacağını düşünüyor, büyük bir özlemle bekliyorum.

Ümit Şengül

5 Nisan 2011 Salı

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (10)



(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi kitabı için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman buradaalfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Özden Şen yazmış:

Artık herşeyin ışık hızıyla değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Her gün binlerce yeni terim literatürde yerini almaya başladı. Kimilerimiz bu değişimleri olağan karşılayıp değişime ayak uydurmak için çabalasa da, kimilerimiz hala bu hızlı değişime karşı direnmeyi sürdürmekte ısrarcılar.
Aslında hepimiz ne kadar dirensek de değişimin bir süre parçası olduğumuzun farkındayız. Er ya da geç, bu değişimi yakalamının tek bir yolu var; o da okumak ve daha çok okumak.
Önceleri pazarlamanın sadece kurumları ilgilendirdiğini biliyoruz. Şimdilerde ise bunun sadece şirketlere girmediğini biz tüketicilerin de bir şekilde ilgisini çekmeye başladığını görüyoruz. Başladı diyorum ya bilemiyorum belki de farkındalığımız arttı! Pazarlamayı merak eden piyasada olan bu konuda yazılmış bir sürü kaynağa rahatlıkla ulaşılabilir. Ancak sizlere benim bir süre önce tanıştığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bu öyle bir kitap ki, hem çok güncel hem de çok nostaljik. Nostaljik, çünkü bu kitap şimdi bir çoğumuza uzak gelen ansiklopedi tarzında yazılmış "Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi"... (Bkz: Nostalgic Marketing, s. 238.) Şimdilerde ansiklopedi mi kaldı demeyin, alın elinize bu kitabı, çevirin hele sayfalarını birer birer, ne demeye çalıştığımızı anlarsınız. İçinde 380'e yakın pazarlama çeşidi yer alıyor. O kadar da olur mu, demeyin sakın. Bu kitapta kurumların müşterilerine "dokunmanın" 380 yolundan bahsediliyor. Alın, inceleyin, göreceksiniz biz tüketicilerin nasıl bir şekilde pazarlamanın içine çekildiğimizi...
Kitap, gayet rahat okunacak bir üslupla kaleme alınmış. Sadece edebi olarak değil, tasarımı da sizi sıkmayacak şekilde ayarlanmış. Bu kitap, eminim ki, pazarlamayla uzaktan yakından alakam olmaz diyenlerin bile bir şekilde ilgisini çekebilecek cinsten bir kitap.
Evet, sizi daha fazla merakta bırakmadan kitabın ismini yazıyorum: "Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi". Kitabın yazarı kendini pazarlamaya adamış ve bu kitabı pazarlama sevgisinin onu alıp götürdüğü uzunca bir yolculuğun isbatının özeti olarak kaleme aldığını belirten, İ.Ü. İşletme Fakültesi, Pazarlama Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. İsmail Kaya. Yazarın pazarlamanın nerelere, nasıl ve ne biçimde, ne amaçla girdiğine, kimler ineden ilgilendirdiğine ve onları nasıl etkilediğine dair tespitlerinden oluşuyor.
Ben bu kitabı okudum ve fırsat buldukça tekrar tekrar okuyorum. Alın siz de okuyun. Siz de pazarlamanın neresinde, pazarlamanın sizin nerenizde olduğunuza karar verin Okuyun, öğrenin, size dokunmalarını istemediğiniz kurumların bilincinde olun, farkındalığınız artsın. Ya da pazarlama adına bilmedikleriniz, eksiklerinizi öğrenin.
Keyifle okunacağına inandığım bu kitabı pazarlamayla ilgilenen herkese tavsiye ediyorum.
Alın ve sevgiyle okuyun...

21 Mart 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (9)


(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi kitabı için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)


Lüset Pardo yazmış:

O sihirli dünyaya girdiğinde kendini tutabilen birine henüz rastlandığını sanmıyorum. Rengarenk, boy boy, çeşit çeşit... Müziklisi, yürüyeni, eğiticisi, eğlencelisi, büyüğü, küçüğü, renklisi; hayvanlar, bebekler, kutular, kumandalılar, hareket edenler, ihtişamlı evler ve daha binlercesi mağazaya girince annesinden kopan o minik eller, ardı gelmez bir heyecan ile kimi zaman oradan oraya kaçar, birçoğu ile oynar, kimisi ise bir tanesine takılır, saatlerce başından ayrılmaz. Fakat hepsinin bir ortak noktası vardır. Vakit dolup ayrılmak zorunda kalsalar bile, bilirler ki, yeniden, mutlaka dönerler; dönecektirler o sihirli dünyaya... Mutludurlar çünkü orada, onlarla...
Sadece o minikler değildir bu renklerin, çeşitlerin arayışı peşindekiler... Zaman geçer onlar gelişir ve büyür fakat bu arayış şekil değiştirse de, bitmez. Pazarlama Bi' Tanedir, içindeki çocuğu öldürmeyenlere... Yeni renklere çeşitlere, öğrenmeye karşı heyecanı hiç bitmeyenlere ise BİN tanedir.
Bu kitap, pazarlama tutkusu sönmeyenlerin sihirli renkler dünyasıdır. Dinamik, açıklayıcı, öz ve özgün bir tarz ile günümüzde çevremizde gördüğümüz, duyduğumuz, tuttuğumuz neredeyse her şeyin bize ulaşmasında çok elzem bir rolü olan pazarlamanın yüzlerce çeşidinin sunulduğu mini bir ansiklopedidir. Okuyucuları da tıpkı ufaklar, minikler gibi; kimisi su içer gibi kana kana, kimisi içine işler gibi birine derin bağlarla bağlanmaktadır. Fakat hepsinin bir ortak noktası vardır. Hepsi tekrar döneceklerinden, defalarca danışacaklarından, okudukça değişeceklerinden, yeni ufuklara açılacaklarından emin olacakları bir yol gösterici bulmuşlardır.
Pazarlama akademik bir disiplin olarak anlatılmaya başlandığı 20. Yüzyıldan beri en çok değişen ve gelişen, çoğalan yapıya sahip bir bilim olarak öne çıkmıştır. Özellikle günümüz dünyasında gelişen ekonomi ve globalleşen dünyada vazgeçilmez, olmazsa olmaz bir yere sahiptir. Kişilerden, toplumlara; ürünlerden hizmetlere; mekanlardan şehirlere, hatta ülkelere, her kurum, kuruluş ve şahsın ihtiyaç duyduğu bir olgudur pazarlama.
Prof. Dr. İsmail Kaya yılların birikimi ile elde ettiği bu 400'e yakın pazarlama çeşidini kısaca, özetle, açıkça, yol gösterecek ve heveslendirecek bir şekilde paylaşıp, hayatlara renk katmaya, bilgiyi paylaşmaya, paylaştıkça zenginleşmeye Pazarlama Bi' Tanedir ile vesile olmuştur.
Bu kitap büyük bir sözlük, mini bir ansiklopedi tadındaki özgün tarzı ile her zaman danışılabilecek bir kaynak, merak gidermenin yanı sıra yol göstermeyi hedef edinmiş eşsiz bir kaynaktır.
Özellikle pazarlamanın gelişen ve derinleşen dünyasında anlam karmaşasını engellemeye çalışanların, bir çözüm arayanların, kanında pazarlama sevgisi olan herkesin edinmesi, yanıbaşında bulundurması gereken bir yol göstericidir.
Siz söyleyin, gökkuşağını bir kez görene siyah ve beyaz yeter mi?

14 Mart 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (8)




(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)



Akın Özdağlı yazmış:

"Yıllardır ortalamalara pazarlayageldik,
Yeni yüzyılda farklara pazarlayacağız."

Evet, yeni yüzyılın pazarlama anlayışı bu... Dünden biraz farklı. Alışılmışın dışında, kapsamlı, derinden...
Farklı alanlardaki uzmanlıkların pazarlama ile "BİR"likteliğinin anlatıldığı, pazarlamayı daha "farklı" uygulamak isteyen "BİN"lerin kitabı: Pazarlama Bi' Tanedir...
Gerçekte pazarlama bi tane midir? Yoksa pazarlamanın bin tane yolu mu vardır? Bu soruların yanıtı bu kitapta gizli. Müşterinize dokunmanın, onunla bir bağ kurmanın binbir çeşit yolu vardır. Sanattan estetiğe, bilgisayardan internete, televizyondan reklama, siyasetten tarıma, resimden renge, müzikten notaya... Binbir çeşit yol... Ama müşterinize ulaşmak için seçeceğiniz binbir çeşit yol tek bir noktadan geçer: Pazarlama
Prof. Dr. İsmail Kaya'nın yıllara uzanan birikimlerinden, onun dünyasından pazarlamaya yeni ve farklı bir bakış açısı getiren bu eser, zaman içerisinden ortaya çıkan değişkenler üzerine kurulu olsa da, bir yandan da değişmeyen bir pazarlamanın varlığından söz ediyor. Pazarlama özünde bi tane ve değişmez olarak dursa da, sektörler, pazarlar, ürünler, anlamlar, duygular, kurgular, bakışlar, yorumlar, anlayışlar, yöntemler ve en önemlisi ise insanlar ve dünya değişiyor. İşte bütün bu değişenlere yön verebilmek için pazarlamayı iyi anlamak ve başkalarından farklı uygulamak gerekiyor.
Pazarlama dünyasına adım atan ya da bu dünya içinde var olan bütün pazarlamacılara kılavuz olacak bu eser ile müşterilerinizle kuracağınız bağın, yöntemini, farklılığını, değişkenlerini ve en önemlisi değerlerini etkileyeceksiniz.
Pazarlama Bi' Tanedir alışılmışın dışında bir kitap.
Pazarlama ile yaşayan, onu anlayan, pazarlama ile daha yakın ilişki kurmak isteyenlerin yol haritası...
Bu kitapta tanıtılan yüzlerce pazarlamadan bir bölümü, farklı alanlardaki uzmanlıkların pazarlama ile kaynaşmasından türetilmiş, alışılagelen pazarlama kitaplarından farklı yenilikçi anlayışıyla ortaya çıkmıştır. Geçmişin tekdüzeliğinden sıyrılıp, geleceğe yön verenlerin, farklılaşanların arasında olmak isteyenlerin mutlaka okumaları gereken bir kitap.
Pazarlama Bi' Tanedir. Belki de "bin tane"!
Ama şu bir gerçek ki, bu kitap "BİNDE Bİ' TANEDİR."

Akın Özdağlı

7 Mart 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (7)

(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Gözen Ön yazmış:

NAR

Günümüzde her iş biriminde, her faaliyetimizde farkında olsak da olmasak da pazarlamayla içiçeyiz. Hiç düşündünüz mü? Arkadaşınızla, eşinizle konuşur, dertleşirken, bir pazarlama faaliyeti içinde olduğunuzu? Ben bu kitaptaki tanımları okurken fart ettim. Ağızdan ağıza pazarlama diye bir terim var. Hani esnaf lokantalarında görmeye alıştığımız, "memnuniyetinizi dostlarınıza şikayetlerinizi bize aktarın" yazısı bu pazarlamanı temeliymiş. Halbuki pazarlama dendiğinde birçok kişinin aklına bu kadar temele ineceği değil, kar, tüketici, reklam, halkla ilişkiler gibi kavramlar gelir. Aslında bu kadar içiçeyiz işte pazarlama kavramıyla. Pazarlama sadece belirli iş kollarını değil, herkesi ilgilendiren bir kavram.
"Pazarlama en iyinin kazandığı bir rekabettir", ya da "pazarlama bir oyundur ve oyunu kuralına göre oynayan kazanır" türünden görüşler artık geçerliliğini kaybediyor. Pazarlar savaş yerlerine dönüşüyor. Üretim ve dağıtım imkanlarının gelişmesiyle rakiplerin sayısı artıyor. Tüketicilerin kalbini fethetmek için ürün, marka, iletişim, fiyat ve satış gibi silahlarla yapılan savaşa dönüşüyor. Bu savaşta en iyi silaha sahip olmak savaşı kazanmanıza yetmiyor. Bu savaşta kazanmak için doğru strateji oluşturmalı, beklenmeyen olaylar karşısında hızlı şekilde taktik değiştirmelisiniz. Bunu müşterilerinize değer sunarak, yeni müşteriler kazanarak, müşterilerinizi memnun ederek, daha soyut varlıklara önem vererek, müşteri bağlılığı oluşturarak yapabilirsiniz.
Bu kitap pazarlamayı "müşteri bilimi" olarak algılayıp ve bu doğrultuda hem pazarlamanın değişmezlerini hem de değişkenliğini yansıtmıştır. İçinde bulunduğunuz sektörün, markanın nasıl gelişeceği ya da nasıl geliştirebileceğiniz konusunda size yol haritası çizmenize yardımcı olacaktır. Pazarlamayla bu kadar içiçe olduğumuzdan, günümüz pazarlama konularından ve kitaptan bahsettikten sonra en son olarak kitabın adının ne kadar güzel seçilmiş olduğuna değinmek istiyorum. "Pazarlama Bi' Tanedir". Bu cümle pazarlamanın ne kadar önemli ve sevimli olduğunu vurgularken, yazarın kendisine sorduğumda, neden bu ismi seçtiğini çok güzel anlattı. "Pazarlama nara benzer. bir tane gözükse de bin tanedir." Pazarlamanın görünenler kadar görünmeyen yönlerinin de bulunduğunu gösteriyordu.
Yazarın ellerine, emeklerine sağlık. Yeni kavramlarla tanışmanız, pazarlamanın her an nerelerde nasıl yaşandığını görmeniz için okumanızı tavsiye ediyorum.

Gözen Ön

28 Şubat 2011 Pazartesi

İŞLETME İKTİSADI ENSTİTÜSÜ MS PAZARLAMA 2010

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (6)


(
Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Demet Okumuş yazmış:

Değerli Okuyucular,

Bu yazımda sizlerle İş Yönetimi/Pazarlama kategorisi altındaki, benzerine en azından benim, tanışmadan evvel rastlamadığım, Prof. Dr. İsmail Kaya’nın, Pazarlama Bi’ Tanedir isimli eserin bende bıraktığı izleri paylaşacağım.

Kitabın ismi size ilk bakışta neler çağrıştırdı, bilemiyorum. Ancak, kitabın isminde saklı alt anlamı ancak önsözü okuduktan sonra anlayabilmiştim ve bundan da bir hayli etkilenmiştim. Meğer “Bi’” nin anlamı, bir-bin arasındaki yorumdan geliyormuş. Pazarlamanın bir mi, yoksa bin mi olduğuna ise kitabı okuduktan sonra siz karar veriyorsunuz.

Sizlere kitabın içeriğinden önce, değerli yazarından bahsetmek istiyorum. Prof. Dr. İsmail Kaya İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olup, yılllar ve yıllar önce pazarlamanın önemini ve geleceğini öngörüp pazarlama alanında akademik kariyerine karar vermiştir. Edebî yönü de bir hayli kuvvetli olan yazar halen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Yazarın, bu yazıda sizlerle paylaştığım eserinden önce, Muhterem Müşterimiz, Pazaryeri Pazarola, Damla Damla Pazarlama isimli eserleri yayınlanmıştı.

Bu eserde pazarlamanın herhalde akıllara gelebilecek bütün alt türlerine değinilmiş. Yazar yazı dilini sanki karşısındakiyle konuşuyormuş gibi son derecede sade ve anlaşılır bir şekilde kullanmıştır. Ayrıca okurların dipnotlara bakarak keşfedebileceği, okuyucuların ufkunu açacak önemli eserleri de yazar işaret etmiştir.

Kitapta, çok geniş kapsamlı olduğu için sınıflandırılmasının güç olacağı gerçeğine rağmen, konular alfabetik sırayla yerleştirilmiş ve böyle bir düzen içinde okuyucuya sunulmuş oluyor.

Kitap boyunca, bütün pazarlama türleri kapsamında, herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek örnekler verilmiş ve konuşla ilgili bir kitap yayınlanmışsa, bu kitaplar da okura ilgili konuda bilgisini arttırması için yazar tarafından sunuluyor.

Özetle, hangi sektörde, hangi alanda çalışıyor olursanız olun, bu kitapta, bir şekilde yolunuzun kesiştiği, daha önce farkında olarak veya olmayarak karşılaşmış olduğunuz veya gelecekte karşılaşma ihtimalinizin hayli yüksek olduğu birçok pazarlama türünün size dokunuyor, yolunuza ışık tutuyor olduğunu göreceksiniz.

Kitap, herkesin elinin altında yol gösterici olarak yer alması gereken bir eser.

Demet Okumuş

21 Şubat 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (5)


(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Çiğdem Küçük yazmış:

Bugün sizlere, okumaktan çok keyif aldığım ve her elime aldığımda yepyeni şeyler öğrendiğim, kendimde ve hayatımda yepyeni şeyler keşfettiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Prof. Dr. İsmail Kaya'nın, "Pazarlama Bi' Tanedir!" kitabından...
Kitabın ismine baktığınızda Pazarlama Bi'tanedir diye düşünüyorsunuz ama okudukça bilmediğiniz öyle çok şey olduğunun farkedip, öyle enteresan, güzel şeylerle karşılaşıyorsunuz ki... Şimdi size pazarlama kaç tanedir diye sorsam, sanırım hepiniz bana gülerek, "elbette bir tane" diye cevap verirsiniz. Ben de bu kitabı edinmeden önce sizinle aynı fikirdeydim. Hem de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduğum halde. Hem de sekiz yıldır pazarlama alanında yönetici olarak çalıştığım halde. Ne zaman ki, kitabı okudum, bildiğimi sandığım bir çok şeyi bilmediğimi farkettim.
Yazar, kitabında pazarlamayı anlatmış, aslında hepimizin bildiği pazarlamayı, bir tane gibi bildiğimizi anlatmış. Çok çeşitlerini de anlatmış. Pazarlamayı nara benzetmiş. Hani derler ya, "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane". Pazarlama için de aynı şeyi söylemiş. Görünürde hepimizin bildiği gibi aslında pazarlama bir tane, ama içeriğine girip, detaylı inceleyip, tek tek ele alınca pazarlamanın aslında birden çok olduğunu ayrıntılarıyla ele almış.
Yazar kendi yaşadıkları ve edindiği izlenimlerle kitabında, 387 pazarlama çeşidinden bahsetmiş. (Şimdilik.) Facebook Marketing'den tutun da, Permission Marketing'e Face to Face Marketing'den Patriotic Marketing'e kadar şu anda tek tek sayamadığım pazarlamanın bir çok çeşidi ele alınıp işlenmiş. Kısaca, pazarlama sözcüğünün başına eklenen sıfatlar o kadar çoğalmış ki, okudukça okudukça bunların listesinin bile ne kadar uzun olduğunu, olabileceğini hissediyorsunuz.
Pazarlamanın ne kadar zengin bir repertuara sahip olduğunu, farkında olsak da olmasak da, aslında pazarlamanın hepimizin hayatında derinlemesine yer aldığını en güzel kanıtlayan bir kaynak...
Kitapta adı geçen pazarlama terimlerinin her biri vurgulanan belli özne, nesne, amaç, zaman, mekan, amaç, süreç, miktar ve tarz itibariyle birbirlerinden az ya da çok ayırt edilebiliyor. Listedeki pek çok terim ismini 2 K 7 N tarzı sorulardan almış. Kim, Kimlere, Ne, Niçin, Nerede, Ne zaman, Ne kadar, Nasıl gibi sorulara cevaplar veriyorlar. Kitapta aynı zamanda değişik, farklı uzmanlık alanlarının pazarlama ile buluşmaları da anlatılmış ki, bu kitap bize aynı zamanda hemen her konuda, herkese, pazarlamada bir "ekmek", bir kazanç fırsatı bulunduğunu gösteriyor.
Kısaca terimlerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ve konumlandırılması gayretleri, yüzlerce pazarlama türünün bir arada oluşturduğu toplu algı ve duygular, yazara Pazarlama Bi' Tanedir! dedirtmiş.
Kitap bir bakıma yazarın pazarlama sevgisinin kendisini alıp götürdüğü uzunca bir yolculuğun özeti gibi. Yazarın, kendisiyle çeyrek asrı aşan bir süredir derin bir etkileşim yaşadığı pazarlamanın, nerelere, nasıl gittiğine, kimleri nasıl etkilediğine dair tespitlerinden oluşmaktadır.
Yazarın bu kitabı yazmaktaki amacı, okurların, pazarlamanın zenginlik ve dinamizmi ve hayatımızdaki yeri hakkında yeni ve köklü algılara sahip olmalarına yardımcı olmaktır.
Yazar izlenimlerini, tecrübelerini, öyle güzel, öyle akıcı bir dille anlatmış ki, hiç sıkılmadan, keyifle okuyabiliyorsunuz. Ayrıca, kitabı ister başından ister sonundan başlayarak okuyun hiç sorun değil. Böyle de güzel, keyifli bir yanı var.
Pazarlama Bi' Tanedir! her zaman elinizin altında başucunuzda, sırt çantanızda bulunması gereken bir kitap.
Eminin çok şey öğreneceksiniz. Okuyunca bana hak vereceksiniz.
Hepinize tavsiye ediyorum.
Hayatınızda her zaman pazarlamanın olması dileğiyle...

Çiğdem Küçük