21 Mart 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (9)


(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi kitabı için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)


Lüset Pardo yazmış:

O sihirli dünyaya girdiğinde kendini tutabilen birine henüz rastlandığını sanmıyorum. Rengarenk, boy boy, çeşit çeşit... Müziklisi, yürüyeni, eğiticisi, eğlencelisi, büyüğü, küçüğü, renklisi; hayvanlar, bebekler, kutular, kumandalılar, hareket edenler, ihtişamlı evler ve daha binlercesi mağazaya girince annesinden kopan o minik eller, ardı gelmez bir heyecan ile kimi zaman oradan oraya kaçar, birçoğu ile oynar, kimisi ise bir tanesine takılır, saatlerce başından ayrılmaz. Fakat hepsinin bir ortak noktası vardır. Vakit dolup ayrılmak zorunda kalsalar bile, bilirler ki, yeniden, mutlaka dönerler; dönecektirler o sihirli dünyaya... Mutludurlar çünkü orada, onlarla...
Sadece o minikler değildir bu renklerin, çeşitlerin arayışı peşindekiler... Zaman geçer onlar gelişir ve büyür fakat bu arayış şekil değiştirse de, bitmez. Pazarlama Bi' Tanedir, içindeki çocuğu öldürmeyenlere... Yeni renklere çeşitlere, öğrenmeye karşı heyecanı hiç bitmeyenlere ise BİN tanedir.
Bu kitap, pazarlama tutkusu sönmeyenlerin sihirli renkler dünyasıdır. Dinamik, açıklayıcı, öz ve özgün bir tarz ile günümüzde çevremizde gördüğümüz, duyduğumuz, tuttuğumuz neredeyse her şeyin bize ulaşmasında çok elzem bir rolü olan pazarlamanın yüzlerce çeşidinin sunulduğu mini bir ansiklopedidir. Okuyucuları da tıpkı ufaklar, minikler gibi; kimisi su içer gibi kana kana, kimisi içine işler gibi birine derin bağlarla bağlanmaktadır. Fakat hepsinin bir ortak noktası vardır. Hepsi tekrar döneceklerinden, defalarca danışacaklarından, okudukça değişeceklerinden, yeni ufuklara açılacaklarından emin olacakları bir yol gösterici bulmuşlardır.
Pazarlama akademik bir disiplin olarak anlatılmaya başlandığı 20. Yüzyıldan beri en çok değişen ve gelişen, çoğalan yapıya sahip bir bilim olarak öne çıkmıştır. Özellikle günümüz dünyasında gelişen ekonomi ve globalleşen dünyada vazgeçilmez, olmazsa olmaz bir yere sahiptir. Kişilerden, toplumlara; ürünlerden hizmetlere; mekanlardan şehirlere, hatta ülkelere, her kurum, kuruluş ve şahsın ihtiyaç duyduğu bir olgudur pazarlama.
Prof. Dr. İsmail Kaya yılların birikimi ile elde ettiği bu 400'e yakın pazarlama çeşidini kısaca, özetle, açıkça, yol gösterecek ve heveslendirecek bir şekilde paylaşıp, hayatlara renk katmaya, bilgiyi paylaşmaya, paylaştıkça zenginleşmeye Pazarlama Bi' Tanedir ile vesile olmuştur.
Bu kitap büyük bir sözlük, mini bir ansiklopedi tadındaki özgün tarzı ile her zaman danışılabilecek bir kaynak, merak gidermenin yanı sıra yol göstermeyi hedef edinmiş eşsiz bir kaynaktır.
Özellikle pazarlamanın gelişen ve derinleşen dünyasında anlam karmaşasını engellemeye çalışanların, bir çözüm arayanların, kanında pazarlama sevgisi olan herkesin edinmesi, yanıbaşında bulundurması gereken bir yol göstericidir.
Siz söyleyin, gökkuşağını bir kez görene siyah ve beyaz yeter mi?

14 Mart 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (8)




(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)



Akın Özdağlı yazmış:

"Yıllardır ortalamalara pazarlayageldik,
Yeni yüzyılda farklara pazarlayacağız."

Evet, yeni yüzyılın pazarlama anlayışı bu... Dünden biraz farklı. Alışılmışın dışında, kapsamlı, derinden...
Farklı alanlardaki uzmanlıkların pazarlama ile "BİR"likteliğinin anlatıldığı, pazarlamayı daha "farklı" uygulamak isteyen "BİN"lerin kitabı: Pazarlama Bi' Tanedir...
Gerçekte pazarlama bi tane midir? Yoksa pazarlamanın bin tane yolu mu vardır? Bu soruların yanıtı bu kitapta gizli. Müşterinize dokunmanın, onunla bir bağ kurmanın binbir çeşit yolu vardır. Sanattan estetiğe, bilgisayardan internete, televizyondan reklama, siyasetten tarıma, resimden renge, müzikten notaya... Binbir çeşit yol... Ama müşterinize ulaşmak için seçeceğiniz binbir çeşit yol tek bir noktadan geçer: Pazarlama
Prof. Dr. İsmail Kaya'nın yıllara uzanan birikimlerinden, onun dünyasından pazarlamaya yeni ve farklı bir bakış açısı getiren bu eser, zaman içerisinden ortaya çıkan değişkenler üzerine kurulu olsa da, bir yandan da değişmeyen bir pazarlamanın varlığından söz ediyor. Pazarlama özünde bi tane ve değişmez olarak dursa da, sektörler, pazarlar, ürünler, anlamlar, duygular, kurgular, bakışlar, yorumlar, anlayışlar, yöntemler ve en önemlisi ise insanlar ve dünya değişiyor. İşte bütün bu değişenlere yön verebilmek için pazarlamayı iyi anlamak ve başkalarından farklı uygulamak gerekiyor.
Pazarlama dünyasına adım atan ya da bu dünya içinde var olan bütün pazarlamacılara kılavuz olacak bu eser ile müşterilerinizle kuracağınız bağın, yöntemini, farklılığını, değişkenlerini ve en önemlisi değerlerini etkileyeceksiniz.
Pazarlama Bi' Tanedir alışılmışın dışında bir kitap.
Pazarlama ile yaşayan, onu anlayan, pazarlama ile daha yakın ilişki kurmak isteyenlerin yol haritası...
Bu kitapta tanıtılan yüzlerce pazarlamadan bir bölümü, farklı alanlardaki uzmanlıkların pazarlama ile kaynaşmasından türetilmiş, alışılagelen pazarlama kitaplarından farklı yenilikçi anlayışıyla ortaya çıkmıştır. Geçmişin tekdüzeliğinden sıyrılıp, geleceğe yön verenlerin, farklılaşanların arasında olmak isteyenlerin mutlaka okumaları gereken bir kitap.
Pazarlama Bi' Tanedir. Belki de "bin tane"!
Ama şu bir gerçek ki, bu kitap "BİNDE Bİ' TANEDİR."

Akın Özdağlı

7 Mart 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (7)

(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Gözen Ön yazmış:

NAR

Günümüzde her iş biriminde, her faaliyetimizde farkında olsak da olmasak da pazarlamayla içiçeyiz. Hiç düşündünüz mü? Arkadaşınızla, eşinizle konuşur, dertleşirken, bir pazarlama faaliyeti içinde olduğunuzu? Ben bu kitaptaki tanımları okurken fart ettim. Ağızdan ağıza pazarlama diye bir terim var. Hani esnaf lokantalarında görmeye alıştığımız, "memnuniyetinizi dostlarınıza şikayetlerinizi bize aktarın" yazısı bu pazarlamanı temeliymiş. Halbuki pazarlama dendiğinde birçok kişinin aklına bu kadar temele ineceği değil, kar, tüketici, reklam, halkla ilişkiler gibi kavramlar gelir. Aslında bu kadar içiçeyiz işte pazarlama kavramıyla. Pazarlama sadece belirli iş kollarını değil, herkesi ilgilendiren bir kavram.
"Pazarlama en iyinin kazandığı bir rekabettir", ya da "pazarlama bir oyundur ve oyunu kuralına göre oynayan kazanır" türünden görüşler artık geçerliliğini kaybediyor. Pazarlar savaş yerlerine dönüşüyor. Üretim ve dağıtım imkanlarının gelişmesiyle rakiplerin sayısı artıyor. Tüketicilerin kalbini fethetmek için ürün, marka, iletişim, fiyat ve satış gibi silahlarla yapılan savaşa dönüşüyor. Bu savaşta en iyi silaha sahip olmak savaşı kazanmanıza yetmiyor. Bu savaşta kazanmak için doğru strateji oluşturmalı, beklenmeyen olaylar karşısında hızlı şekilde taktik değiştirmelisiniz. Bunu müşterilerinize değer sunarak, yeni müşteriler kazanarak, müşterilerinizi memnun ederek, daha soyut varlıklara önem vererek, müşteri bağlılığı oluşturarak yapabilirsiniz.
Bu kitap pazarlamayı "müşteri bilimi" olarak algılayıp ve bu doğrultuda hem pazarlamanın değişmezlerini hem de değişkenliğini yansıtmıştır. İçinde bulunduğunuz sektörün, markanın nasıl gelişeceği ya da nasıl geliştirebileceğiniz konusunda size yol haritası çizmenize yardımcı olacaktır. Pazarlamayla bu kadar içiçe olduğumuzdan, günümüz pazarlama konularından ve kitaptan bahsettikten sonra en son olarak kitabın adının ne kadar güzel seçilmiş olduğuna değinmek istiyorum. "Pazarlama Bi' Tanedir". Bu cümle pazarlamanın ne kadar önemli ve sevimli olduğunu vurgularken, yazarın kendisine sorduğumda, neden bu ismi seçtiğini çok güzel anlattı. "Pazarlama nara benzer. bir tane gözükse de bin tanedir." Pazarlamanın görünenler kadar görünmeyen yönlerinin de bulunduğunu gösteriyordu.
Yazarın ellerine, emeklerine sağlık. Yeni kavramlarla tanışmanız, pazarlamanın her an nerelerde nasıl yaşandığını görmeniz için okumanızı tavsiye ediyorum.

Gözen Ön

28 Şubat 2011 Pazartesi

İŞLETME İKTİSADI ENSTİTÜSÜ MS PAZARLAMA 2010

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (6)


(
Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Demet Okumuş yazmış:

Değerli Okuyucular,

Bu yazımda sizlerle İş Yönetimi/Pazarlama kategorisi altındaki, benzerine en azından benim, tanışmadan evvel rastlamadığım, Prof. Dr. İsmail Kaya’nın, Pazarlama Bi’ Tanedir isimli eserin bende bıraktığı izleri paylaşacağım.

Kitabın ismi size ilk bakışta neler çağrıştırdı, bilemiyorum. Ancak, kitabın isminde saklı alt anlamı ancak önsözü okuduktan sonra anlayabilmiştim ve bundan da bir hayli etkilenmiştim. Meğer “Bi’” nin anlamı, bir-bin arasındaki yorumdan geliyormuş. Pazarlamanın bir mi, yoksa bin mi olduğuna ise kitabı okuduktan sonra siz karar veriyorsunuz.

Sizlere kitabın içeriğinden önce, değerli yazarından bahsetmek istiyorum. Prof. Dr. İsmail Kaya İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olup, yılllar ve yıllar önce pazarlamanın önemini ve geleceğini öngörüp pazarlama alanında akademik kariyerine karar vermiştir. Edebî yönü de bir hayli kuvvetli olan yazar halen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Yazarın, bu yazıda sizlerle paylaştığım eserinden önce, Muhterem Müşterimiz, Pazaryeri Pazarola, Damla Damla Pazarlama isimli eserleri yayınlanmıştı.

Bu eserde pazarlamanın herhalde akıllara gelebilecek bütün alt türlerine değinilmiş. Yazar yazı dilini sanki karşısındakiyle konuşuyormuş gibi son derecede sade ve anlaşılır bir şekilde kullanmıştır. Ayrıca okurların dipnotlara bakarak keşfedebileceği, okuyucuların ufkunu açacak önemli eserleri de yazar işaret etmiştir.

Kitapta, çok geniş kapsamlı olduğu için sınıflandırılmasının güç olacağı gerçeğine rağmen, konular alfabetik sırayla yerleştirilmiş ve böyle bir düzen içinde okuyucuya sunulmuş oluyor.

Kitap boyunca, bütün pazarlama türleri kapsamında, herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek örnekler verilmiş ve konuşla ilgili bir kitap yayınlanmışsa, bu kitaplar da okura ilgili konuda bilgisini arttırması için yazar tarafından sunuluyor.

Özetle, hangi sektörde, hangi alanda çalışıyor olursanız olun, bu kitapta, bir şekilde yolunuzun kesiştiği, daha önce farkında olarak veya olmayarak karşılaşmış olduğunuz veya gelecekte karşılaşma ihtimalinizin hayli yüksek olduğu birçok pazarlama türünün size dokunuyor, yolunuza ışık tutuyor olduğunu göreceksiniz.

Kitap, herkesin elinin altında yol gösterici olarak yer alması gereken bir eser.

Demet Okumuş

21 Şubat 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (5)


(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Çiğdem Küçük yazmış:

Bugün sizlere, okumaktan çok keyif aldığım ve her elime aldığımda yepyeni şeyler öğrendiğim, kendimde ve hayatımda yepyeni şeyler keşfettiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Prof. Dr. İsmail Kaya'nın, "Pazarlama Bi' Tanedir!" kitabından...
Kitabın ismine baktığınızda Pazarlama Bi'tanedir diye düşünüyorsunuz ama okudukça bilmediğiniz öyle çok şey olduğunun farkedip, öyle enteresan, güzel şeylerle karşılaşıyorsunuz ki... Şimdi size pazarlama kaç tanedir diye sorsam, sanırım hepiniz bana gülerek, "elbette bir tane" diye cevap verirsiniz. Ben de bu kitabı edinmeden önce sizinle aynı fikirdeydim. Hem de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun olduğum halde. Hem de sekiz yıldır pazarlama alanında yönetici olarak çalıştığım halde. Ne zaman ki, kitabı okudum, bildiğimi sandığım bir çok şeyi bilmediğimi farkettim.
Yazar, kitabında pazarlamayı anlatmış, aslında hepimizin bildiği pazarlamayı, bir tane gibi bildiğimizi anlatmış. Çok çeşitlerini de anlatmış. Pazarlamayı nara benzetmiş. Hani derler ya, "çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane". Pazarlama için de aynı şeyi söylemiş. Görünürde hepimizin bildiği gibi aslında pazarlama bir tane, ama içeriğine girip, detaylı inceleyip, tek tek ele alınca pazarlamanın aslında birden çok olduğunu ayrıntılarıyla ele almış.
Yazar kendi yaşadıkları ve edindiği izlenimlerle kitabında, 387 pazarlama çeşidinden bahsetmiş. (Şimdilik.) Facebook Marketing'den tutun da, Permission Marketing'e Face to Face Marketing'den Patriotic Marketing'e kadar şu anda tek tek sayamadığım pazarlamanın bir çok çeşidi ele alınıp işlenmiş. Kısaca, pazarlama sözcüğünün başına eklenen sıfatlar o kadar çoğalmış ki, okudukça okudukça bunların listesinin bile ne kadar uzun olduğunu, olabileceğini hissediyorsunuz.
Pazarlamanın ne kadar zengin bir repertuara sahip olduğunu, farkında olsak da olmasak da, aslında pazarlamanın hepimizin hayatında derinlemesine yer aldığını en güzel kanıtlayan bir kaynak...
Kitapta adı geçen pazarlama terimlerinin her biri vurgulanan belli özne, nesne, amaç, zaman, mekan, amaç, süreç, miktar ve tarz itibariyle birbirlerinden az ya da çok ayırt edilebiliyor. Listedeki pek çok terim ismini 2 K 7 N tarzı sorulardan almış. Kim, Kimlere, Ne, Niçin, Nerede, Ne zaman, Ne kadar, Nasıl gibi sorulara cevaplar veriyorlar. Kitapta aynı zamanda değişik, farklı uzmanlık alanlarının pazarlama ile buluşmaları da anlatılmış ki, bu kitap bize aynı zamanda hemen her konuda, herkese, pazarlamada bir "ekmek", bir kazanç fırsatı bulunduğunu gösteriyor.
Kısaca terimlerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ve konumlandırılması gayretleri, yüzlerce pazarlama türünün bir arada oluşturduğu toplu algı ve duygular, yazara Pazarlama Bi' Tanedir! dedirtmiş.
Kitap bir bakıma yazarın pazarlama sevgisinin kendisini alıp götürdüğü uzunca bir yolculuğun özeti gibi. Yazarın, kendisiyle çeyrek asrı aşan bir süredir derin bir etkileşim yaşadığı pazarlamanın, nerelere, nasıl gittiğine, kimleri nasıl etkilediğine dair tespitlerinden oluşmaktadır.
Yazarın bu kitabı yazmaktaki amacı, okurların, pazarlamanın zenginlik ve dinamizmi ve hayatımızdaki yeri hakkında yeni ve köklü algılara sahip olmalarına yardımcı olmaktır.
Yazar izlenimlerini, tecrübelerini, öyle güzel, öyle akıcı bir dille anlatmış ki, hiç sıkılmadan, keyifle okuyabiliyorsunuz. Ayrıca, kitabı ister başından ister sonundan başlayarak okuyun hiç sorun değil. Böyle de güzel, keyifli bir yanı var.
Pazarlama Bi' Tanedir! her zaman elinizin altında başucunuzda, sırt çantanızda bulunması gereken bir kitap.
Eminin çok şey öğreneceksiniz. Okuyunca bana hak vereceksiniz.
Hepinize tavsiye ediyorum.
Hayatınızda her zaman pazarlamanın olması dileğiyle...

Çiğdem Küçük

17 Şubat 2011 Perşembe

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (4)


(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Nilay Keçik Çelik yazmış:

Globalleşen dünyada, rekabetin her alanda hissedildiği günümüzde, firmalar farklı ve rakiplerinden bir adım önde olabilmek için pazarlama daha da önem vermeleri gerektiğinin farkındalar. Ayrıca, pazarlama dendiğinde sadece firmaları, iş dünyasını ya da üniversitede bir kürsüyü düşünmek yanlış olur. Pazarlama aslında her yerde!
Biz bireyler olarak da hergün bir çok pazarlama faaliyeti ile karşı karşıya kalıyoruz. Evinizde televizyonda bir reklamı izlerken de, bilgisayarda internette gezinirken de, bir tatile çıkmak için araştırma yaparken de, sürekli ama sürekli bir pazarlama faaliyeti ile iç içeyiz aslında. İnsanın hayatındaki temel konulardan birinin pazarlama olduğunu, her zaman bir pazarlama faaliyetine maruz kaldığımızın acaba kaç kişi farkındadır?
Prof. Dr. İsmail Kaya'nın "Pazarlama Bi' Tanedir" adlı bu kitabı, tam da bu noktada bize yardımcı oluyor ve akla gelebilecek bütün pazarlama çeşitlerini bir araya getiriyor.
Pazarlama dendiğinde aklınıza sadece, duymaya aşina olduğunuz "Müşteri Odaklı Pazarlama" ya da "Rekabetçi Pazarlama" gelmesin. Renklerin de, tasarımın da, ilacın da, eğlencenin de, hatta, düğünlerin bile bir pazarlama konusu olduğunu söylüyor İsmail Kaya. Kitabı okuyunca bu kadar çok pazarlama çeşidi olduğuna şaşırdığınız gibi, daha bir sürü pazarlama türü olabileceğini de düşünmeye başlıyorsunuz, ister istemez.Bu kitap üniversitede pazarlama ile ilgili herhangi bir ders alan bir öğrencinin başucu kitabı olabileceği gibi, aynı zamanda bunun eğitimini almamış veya işi gereği de pazarlama ile ilgilenmemiş kişiler için de hayatın her aşamasında karşımıza çıkabilecek konuları ele alması yönüyle de ilgi çekiyor.
İş dünyasına bakıldığında bir çok pazarlamacının, bu kitapta anlatılan pazarlama çeşitlerini bilinçle ve planlı olarak uyguladıklarını görüyoruz. Bazıları da, hangi çeşidini uyguladığını bilmeden icra ediyorlar.
Bu kitabı pazarlamacı olun veya olmayın keyifle okuyacağınıza inanıyorum.

Nilay Keçik Çelik

7 Şubat 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (3)



(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Mert Durdağ yazmış:

NEDEN "PAZARLAMA Bİ' TANEDİR"?

Günümüz pazarlama dünyasında veya işletme ihtisası ile uğraşan herkesin aklında farklı pazarlama tanımları var. Pazarlamacıların özellikle itiraz ettikleri husus, pazarlamanın satış ile aynı anlama gelmediğidir, ki bu yaklaşım doğrudur. Bu kitapta yer alan 387 farklı pazarlama türünün tanımlarının hemen hepsinde pazarlamının satıştan farkı ve hatta pazarlamanın sadece tek bir şey değil, tam aksine çok şey olduğu, ancak bütün bunlarla birlikte pazarlamanın sadece bir olduğunun farkına varılacağı açıkça hissettirilmektedir.
Dünyada farklı pazarlarda, farklı ölçeklerde, yüzlerce sektör var. Buralarda faaliyet gösteren işletmelerin temel mantığında, mal ve hizmet üretmek, ürettikleri mal ve hizmetleri satarak kar elde etmek amaçlanmaktadır. Öyleyse işletmenin temel mantığında bu mal ve hizmetleri alıcısına ulaştırabilmek için belirlenmiş, kurgulanmış bir pazarlama disiplini gerekmektedir. İşletmeler, faaliyet gösterdikleri sektörler, pazarlar, müşteriler, alışkanlıklar ve hacimler itibariyle birbirlerinden farklıdırlar. Bu doğrultuda hepsine farklı pazarlama yaklaşımları gerekir. Belki standart pazarlama faaliyetleri günümüzde daha çok kabul görüyor olsa da, gün içinde yaptığımız bütün faaliyetler, tercihler aslında farklı birer pazarlama türüdür. İşte bu kitapta belki daha adını bile tam koyamadığımız bütün pazarlama türleri görülebiliyor.
Kitapta adı geçen her pazarlama türünü incelerken, nasıl doğduğu, temelinde ne olduğu, nerelerde, ne için kullanılmaya ihtiyaç hissedildiğini keşfederken, bambaşka bir pazarlama türüne ulaşabilmek, pazarlama dünyasının ne kadar geniş uçsuz bucaksız bir deniz olduğunu bize göstermektedir. Bir pazarlamacı olarak değil de, pazarlamaya ilgi duyan birisi bu kitabı okuduğunda pazarlamanın aslında hayatımızın bütün zaman dilimlerine, anlarına kadar ruhumuza, içimize işlediğini farkedecektir.
Pazarlama türlerini örnekleri ile birlikte incelerken, insan bir sonraki pazarlama türünü merak etmeden duramıyor. Çünkü bir sonraki pazarlama türü de aslında hayatımızda var olan başka bir tercihimizi, neden-sonuç ilişkisi içerisinde pazarlamanın temel mantığı olan yenilik ve farklılaşmak mantığında inceliyor.
Pazarlamada farklılık üretmek, yenilikçi olmanın peşinde koşmak, 387 farklı pazarlama tipi ile sınırlı kalınamayacağını da bize gösteriyor, bu kitap. Pazarlamacıların bakış açısıyla değerlendirildiğinde aslında müşterimize ulaşabilme imkanlarımızın ne kadar çok olduğunu ve seçtiğimiz her yolun, adeta yeni bir pazarlama tipi oluşturduğunu ve oradan da bambaşka pazarlama türlerine ulaşabileceğimizi göstermektedir.
Pazarlama başlangıçta işletme bilimine dahil bir ihtisas alanı olarak tanımlamış olsak da, iletişimden siyasete, sanattan sosyoloji ve psikolojiye kadar bütün branşlarda pazarlamanın aynı dili konuşabildiğini bu kitap bizlere anlatıyor. Kitabı aslında bir işletmeci gözüyle değil de, tüketicileri anlamak için okuduğunuzda, "müşteri bilimi" tanımına ulaşıyor ve aradığımız müşteriyi nerede ve nasıl yakalayacağımızı bize anlatıyor.
Kitabı okuduktan sonra örneklerde adlarına rastladığınız büyük şirketlerin insan psikolojisinin, tüketici tercihlerini ne kadar etkilediğini, ne kadar kolay ve basit yaklaşımların işe yaradığını farkedeceksiniz. Ve bundan sonra soracağınız ilk soru: "Daha başka ne var ?" olacak.
Evet, pazarlamanın doğasında farklılık, merak, yenilikçilik, ve bunlar gibi pek çok heyecan verici duygular yatar. İşte bu kitap ile bir pazarlamacının içinde duyduğu farklılışma heyecanını zinde tutuyor ve daha da fark üretmek için yeni alternatifler peşine düşüyorsunuz.

31 Ocak 2011 Pazartesi

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (2)

(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Çağrı Duman yazmış:

Pazarlama Bi' Tanedir, Yoksa Daha Fazla mı?

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İsmail KAYA'nın son kitabı "Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi" Babıali Kültür Yayınları aracılığıyla pazarlamaseverlerin beğenisine sunuldu.
Öncesinde "Muhterem Müşterimiz" ve "Damla Damla Pazarlama" kitaplarıyla, kendine has üslubuna aşina olduğumuz yazar, bu kitabında işletmelerin, devletlerin, ülkelerin, kar amacı gütmeyen kuruluşların, kişilerin kısaca pazarlamaya ihtiyaç duyan her kişi ve kurum için müşterilerine dokunmayı sağlayacak 387 pazarlama yolunu yalın ve akıcı bir tarzda anlatmış.
Makina mühendisliği eğitimi almış olmasına rağmen, pazarlama alanına geçen Türkiye'deki ilk akademisyen olan yazar, aynı zamanda sıkı bir blog yazarıdır. Gerek mühendislik geçmişi gerekse güncel trendleri yakından takip etmesi, kitabına konu ettiği 387 yolun büyük kısmını güncel ve teknolojik pazarlama yollarına ayırmasına imkan tanımış. Ansiklopedi tarzında hazırlanan kitap, konularını alfabetik sırada aktarmaktadır. Her konu başlığında yapılan alıntılar belirtilerek, mutlaka uygulama örneklerine de yer verilmiştir.
Şunu açıkyüreklilikle ifade etmek gerekir ki, dış çevre-iç çevre analizi, satınalma davranışı. 4 P konularının işlendiği klasik bir pazarlama kitabı bekliyorsanız, "Pazarlama Bi' Tanedir"i kesinlikle satın almayın!
Estetik Pazarlama, Blue-ocean Pazarlama, Dijital Pazarlama, Las Vegas Pazarlama, Sivrisinek Pazarlama, Google Pazarlama, Viki Pazarlama, vb. gibi, klasik pazarlama kitaplarında bulamayacağınız, yeni, güncel, farklı pazarlama türlerini öğrenmek isterseniz "Pazarlama Bi' Tanedir" tam size göre...
Eminim ki, aklınıza şu soru takılıyordur, "İlahi İsmail Hoca, kitabın adına bi'tane demişsin, 387 farklı konudan bahsediyorsun, nedir bu işin hikmeti?"... Kitabın önsözünü ve son sözünü okuduğunuzda siz de yanıtı göreceksiniz ama ben buradan küçük bir ipucu vermek isterim.
İsmail Hoca der ki: "Bin aynada yansıması olan birdir. Nar gibi, bir içinde bindir... Binlerce yolun birleştiği bir birdir. Ne bindir, ne birdir, sonsuzdur. Hem birdir, hem de bindir..."
Ben şunu anladım, aslında bir tane pazarlama var ama pazarlama o kadar geniş, engin ve doludur ki, yüzlerce farklı yol ile bile açıklanamıyor, her geçen gün, yeni yansımaları ortaya çıkıyor.
Pazarlama konusunda ufkunu geliştirmek isteyen herkesin okumasında faydalı olacak bu eser bütün kitapçılarda...

Çağrı Duman

24 Ocak 2011 Pazartesi

Pazarlama Bi Tanedir Tanıtım (1)

Bir Sınav Deneyimi Daha... yazısında bahsi geçen sınav sonuçlandı. Sonuçların taraflar için yüz güldürücü olmasını diliyorum.

(Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi için tanıtım metni yazan ve bu blogda yayınlanmasına onay veren öğrencilerimin yazılarını zaman zaman burada alfabetik sırayla yayınlıyorum.)

Burçin Altınbaş, yazmış:

Pazarlama terimi hayatımıza ne zaman bu kadar çok girdi? Yoksa hayatımızda hep vardı da biz mi yeni keşfediyoruz? Bir gün içinde kaç kez pazarlamaya dokunuyoruz? İşyerinde, evde, okulda, sokakta, markette, arabada, beynimizin bir bölümünde, işi nasıl büyüteceğimizi, evi nasıl idare edeceğimizi, çocukları nasıl yetiştireceğimizi düşünüp, stratejiler oluşturup, öğrenip, planlıyoruz.
Bir ağaç düşünün, gökyüzünü görmeyen dalı yoktur. En alttaki dal bile bir şekilde görür güneşi, görür ki, büyür gelişir, yapraklar verir gövdesinden. Ama bütün ağaç dallarının bir kaderi vardır, daha toprağa fidan olarak dikildiğinde, hangi dalın güneşe ne kadar yakın olacağı bellidir. Kimisi en tepede çabuk büyüyen, gökyüzünü en çok gören, kimisi ortalarda, daha az güneşi gören ama inatla büyümeye devam eden.
İşte size kocaman bir çınar, 387 farklı dala uzanan, bütün dalları güneşi gören, büyük bir çınar. Pazarlamaya dair 387 farklı yöntem, modern terminoloji, ingilizce kelime ve anlamları...
Tepkisel pazarlama? Sivrisinek pazarlama? Giden pazarlama? İtme Pazarlama? Kabilesel pazarlama? Amplifikasyon, Beta, Mavidiş, Nedeğil pazarlama? Bunları daha önce hiç duydunuz mu?
Bu kitapta geleneksel pazarlama anlatımlarının çok dışında bir yapı bulacaksınız. 387 pazarlama çeşidi, her biri uygulanmış, kimisi başarıya daha uzun bir yol çizmiş, kimisi de uygulayanına kısa yoldan büyük rakamlar hediye etmiş. Ama hepsi pazarlamaya dair, modern ve gelişen yüzyılın trendlerini takip eden, anlaşılabilir bir üslup barındıran önemli bir kaynak, güçlü bir pazarlama kütüphanesinin olmaz ise olmazı, demirbaşı...
Günümüz şartlarında, pazarlamayı reddedecek, hayatında yeri olmadığını söyleyecek bir kişi yoktur. Müşterimize dokunabilmek, doğru kanalı yakalamak, satış, sürdürülebilir satış için en fazla kaç farklı yöntem uygulayabiliyoruz?
Elinizde tuttuğunuz bu kitap, ansiklopedik bilgi zenginliği ve güncel yöntemlerin harmanlanması ile oluşturulmuştur. Bugüne kadar pazarlama ile ilgili okuduğunuz bütün kaynakları bir düşünün. Teorik kavramların içinde kaç kez boğuldunuz? Uzun tanımları anlamak için ne kadar çaba sarf ettiniz? Bu kitapla, pazarlamanını 387 yolu, hızlı dünyanın hızlı düzenine ayak uyduracak şekilde sizlere sunulmuştur.
Pazarlama, ne yazıktır ki, değeri ve önemi çok geç anlaşılan bir ilimdir. İçinde barındırdığı hazine, mücevher yeni keşfedilen pazarlamanın yöntemleri kendinden bir adım arkadan gelişiyor. Düşünün, bir kadın neden her akşam farklı yemek pişirir? Her akşam aynı yemeği pişirse acaba, yemek masasındakiler gelmeye devam eder mi?
21. Yüzyılda kabul etmemiz gereken temel nokta, "değişmeyen tek şey değişimdir..." Kadın ev halkına her akşam aynı yöntemi kullanarak yemeğini pazarlayamaz, müşterinize sunduğunuz hizmetlerde yeni ve farklı yöntemler kullanmazsanız; rakipler bayrağı alıp birincilik koltuğuna oturur.
Pazarlama ağacında her dal değişik bir açıdan bakar güneşe... Hepsinin kıvrımı farklıdır, güneşe uzanış şekilleri farklıdır, ama sonunda hepsi güneşi görür...
Bi akademisyenin sihirli kitabı, meraklısına hazine, kütüphanelerin demirbaşı, "Pazarlama Bi' Tanedir" bütün pazarlama meraklılarına ve yolu onunla kesişenlere dopdolu bir kaynak olacaktır.

(Tanıtım yazımın bloğunuzda kullanılmasında bir sakınca yoktur, aksine onur duyarım hocam... Her şey için teşekkürler.... B.A.)

20 Ocak 2011 Perşembe

BİR SINAV DENEYİMİ DAHA...

Tarih: 19.01.2011
Saat: 19.30
Yer: İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü Amfi 4
Olay: İşletme Fakültesi İşletme İktisadı Enstitüsü, MS Pazarlama (İkinci Öğretim Tezsiz Pazarlama Yüksek Lisans) Programı, "Pazarlamada Güncel Bakışlar" Dersi Final Sınavı.
Deneyimin Ayrıntıları: Dersin Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Kaya, sınıfa girer. Öğrenciler sınav düzeninde oturmuş, kendilerine görev verilmesini beklemektedirler.
Prof. Kaya sınıfa merhaba dedikten sonra konuşmaya başlar.

"Sizinle bir yarıyıl süren beraberliğimizin sonuna geldiğimiz bu akşam, sizden çok iyi bildiğiniz bir şeyle, belki de ömrünüzde hiç yapmadığınız bir iş yapmanızı, değişik bir görevi yerine getirmenizi isteyeceğim.
Dönem boyunca 14 hafta, her Çarşamba akşamı, derse gelirken beraberinizde ne getirdiğinizi hatırlıyor musunuz? Görüyorum ki, bu akşam da hepiniz getirmişsiniz. Elinizin altında duruyor. Neydi o?
Evet, bildiniz... Her hafta sizinle "Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi" kitabındaki konuları derinlemesine konuştuk, tanıştık, tartıştık.
İşte çok iyi bildiğiniz dediğim şey bu şey.
Peki, ömrünüzde hiç yapmadığınız iş ne olabilir? Bir tahminde bulunabilir misiniz?
....
Tabii, tahmin kolay değil. Siz hiç ömrünüzde bir kitap tanıtım yazısı hazırlamış mıydınız? Eminim hepiniz pek çok sayıda kitap tanıtım yazısı okumuşsunuzdur. Ama, yazmamışsınızdır.
...
İşte sizden bu akşam, benim bu kitabım hakkında 400-500 kelimelik bir tanıtım yazısı hazırlamanızı istiyorum. Önce, düşünün, bir sunum ve anlatım stratejisi, teması ve üslubu tasarlayın. Bunu hangi başlıklar, hangi konular altında ele alabileceğinize dair fikirler üretin. Ondan sonra dilediğinizce yazarsınız. Etkileyici olabilmek için olabildiğince dürüst, samimi ve gerçekçi olmanızı söylemek bile lüzumsuz.
...
Her hangi bir sorunuz var mı?
...
Süre mi? Süreniz, ne asistanımız Nil'i sıkacak kadar uzun, ne de sizi sıkıntıya sokacak kadar kısa olmayacak. Aranızda konuşur halledersiniz.
...
Başka sorunuz yoksa, bana müsaade...
Haydi bakalım, kolay gelsin!
...
Son bir not daha: Bu yazdıklarınızın tamamını değilse bile, bir bölümünü pazarlamabitanedir.blogspot.com'da yayınlamayı arzu ederim. Elbette en etkileyici olduğunu düşündüklerimi... Eğer sizce bir sakıncası olmayacaksa, tanıtma yazınızın bir yerine, "Bu metnin yayınlanmasına izin veriyorum" anlamında bir not düşerseniz ayrıca memnun olurum.
...
Hayat boyu başarı dileklerimle!

(Not: Öğrencilerimin hazırladıkları tanıtım yazılarından seçkiler yakında bu blogda....)


28 Kasım 2010 Pazar

SEARCH ENGINE MARKETING / ARAMA MOTORU PAZARLAMA

İsmail Kaya, Pazarlama Bi' Tanedir: Bir Pazarlamalar Ansiklopedisi, bky, İstanbul, Haziran 2010, s. 308-309'da diyor ki:

SEARCH ENGINE MARKETING / ARAMA MOTORU PAZARLAMA

İnternette içeriğe ulaşmaya yardımcı olan Google ve benzeri arama motorlarının özelliklerinden yararlanarak, firmanın kendini, ürünlerini, sunularını daha fazla sayıda ve daha ilgili kişilere, daha geniş kesimlere duyurmak, göstermek için giriştiği çabalar, arama motoru pazarlama olarak bilinir.

Arama Motoru Pazarlama’nın hem sanat hem de bilim yönü var. Arama Motoru Pazarlama’nın amacı, ilgili anahtar kelimeleri, deyimleri ve tasarımları kullanarak internetteki arama motorları tarafından web sayfasının görülmesini, ön sıralara çıkarılmasını sağlamaktır.

Arama Motoru Pazarlama, bir bakıma off-line networking temelinde çalışır. Buna göre, aralarında ilişki oluşturmak isteyen birimler, kendi özelliklerini, ilgi alanlarını, meraklarını, çalışmalarını, kimliklerini, vesaireyi başkalarının da görebileceği bir yerde yayınlarlar. Okullarda, arkadaş sitelerinde, iş ve eleman arama sitelerinde olduğu gibi. Arama motorlarının mantığı, web sayfalarının bağlantı ve ziyaretçi sayısına bağlıdır. Bağlantı ve ziyaret sayısı arttıkça ilgili web sayfası arama listelerinde üst sıralara otomatik olarak çıkarılmaktadır.

İlişkilerin gelişmesinde, ilgi alanları benzer olanlar arasındaki viral etkiler yüzünden, ilk tanıtmada kullanılacak tanımların büyük önemi vardır. İlgi alanı itibarıyla oluşturulacak listenin çok geniş olması da çok dar olması da arzulanmaz. İşte bu bakımdan, Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)[1] denilebilecek bir arayışa ihtiyaç vardır.

Arama listelerinde üst sıralara çıkabilmek için, arama motorlarına kendini sunmak, bedelini ödeyerek yerleşmek, listelere dâhil edilmek için para ödemek ve içerikle oynamak gibi çözümler de uygulanabiliyor. Sitenin mimarisi ve bağlantı yoğunluğu da bu konuda etkili olabiliyor.

Türkiye’de ilk “Search Engine Marketing Konferansı” 2007’de İstanbul’da toplandı. Konferansta, SEM nedir, markaya ne katar, arama motoru optimizasyonu, küresel trendler, pazarlama profesyonellerini bekleyen fırsatlar, Türkiye'den lider markaların SEM başarı hikâyeleri ele alındı.


(Ayrıca bu konuda çok doyurucu bir yazı için bakınız: http://www.yucezerey.com/motor-ve-pazarlama/ Zerey'in kendi sitesinde bulunan bu yazısının sonunda kaynak gösterilen Digitalage dergisinin Şubat 2010 sayısında böyle bir yazı yer almamaktadır. İlgilisine duyurulur.)


[1] Search Engine Marketing hakkında bir dizi yazı için bakınız: http://www.clickz.com/experts/search/-opt/archives.php

4 Ekim 2010 Pazartesi

A LA TURCA MARKETING / ALATURKA PAZARLAMA

A LA TURCA MARKETING / ALATURKA PAZARLAMA

A La Turca; Türk işi veya Türklere özgü demek. Batılı kaynaklar yıllarca, Türklere özgü deyimini kendimizi küçük düşürmemiz için kullanmış ve kullandırmış. Sonuçta Alaturka olmak ülkemizde gayri medeni olmakla eş anlamlı olarak düşünülür olmuş. Alaturkalık, geri kalmışlık veya çağdışılık olarak algılanıyor. Sanki bütün medenî işler batıda yapılıyormuş gibi saçma sapan bir izlenime ve kanıya varılabiliyor. Alaturka’nın bu olumsuz anlamına katılmamakla birlikte, bir hoşluk olarak, Alaturka Pazarlama hakkında neler yazılmış bakalım:

Pazarlamanın bütün ülkelerde uygulanabilecek belli prensipleri vardır. Bu prensipleri yerel şartlara uyarlayarak uygulayan firmalar çok başarılı iş sonuçları üretirler. Fakat bazen yerellik o kadar abartılır ki bütün prensiplerin üzerinde kendine özgü bir stratejiler demeti oluşur. Özgün stratejiler oluşturmada ülkemiz iş adamları özellikle çok başarılıdırlar. Onlar eksik rekabet şartları altında, dünyaya kapalı, geç gelişmiş olan bir ekonomide özgün(!) stratejiler oluşturmakta kendilerini kanıtlamışlardır. Bu üstün stratejileri bir yazar “Alaturka Pazarlama Stratejileri” olarak isimlendirmiş, içeriğiyle yerel olan bu stratejileri ismiyle de yerelleştirmişti[1].

Alaturka Pazarlama Stratejileri adı altında şunları öneriyordu:

§ Tüketiciyi unut! Ürünü son durumda satınalan kişinin tüketici olduğunu dikkate alma! Odak noktasına tüketiciyi değil kendini koy!

§ Reklâmlarında bol bol kendinden, büyük fabrikalarından, ihracat yaptığın ülke sayısından bahset!

§ Araştırmayı ihmal et, araştırma yaptırma! Hatta araştırmayı nasıl kullanacağını bilme!

§ Ülkende kırk yıl süresince ticaret yapmayı o ülke tüketicisini tanımak için yeterli olduğunu düşün! ( Fakat 10–15 yıllık yabancı şirketlerin senden daha başarılı iş sonuçları üretmelerini dikkate alma!)

§ Tüketici beklentilerini ve eğilimlerini takip etme! Nasıl olsa senin tüketicin ne üretirsen onu alacaktır.

§ Herşeyden ve herşeyden önce coğrafyayı ele geçir! Tüketici zihni ve zihin payı sanaldır, önemseme!

§ Herkese satmaya çalış! Senin her tüketicin kendisine her satılan ürünü her satandan almaktadır.

§ Markaya yatırım yapma! Nasıl olsa tüm dağıtım noktaları senin kontrolün altında.

§ Eğer güçlü bir marka ismin varsa bunu mutlaka kullan! Sudan sucuğa, kilitten mobilyaya aynı marka ismini yay!

§ Satışlarında düşüş başladıysa hemen bir reklam ajansının kapısını çal! Zaten reklamcılar sadece ve sadece senin satışlarını arttırmayı ve markanı güçlendirmeyi düşünmektedirler.

§ Şirketinin/ürününün reklamlarını tüketici araştırmalarından bîhaber reklam bölümüne yaptır!

§ Çok sınırlı bir bölgede dağıtım yap, ama ulusal bazda lansman yap! Nasıl olsa paran çok.

§ Dağıtım kanallarında hâkimiyet sağlamadan reklâm kampanyası başlat! Dağıtım kanalları senin malını almak için reklâm beklemektedir.

§ Senin tüketicin promosyonsuz mal almaz. Promosyonları sürekli yap! Satışları arttırmada kesin garantilidir.

§ Yaptığın reklamlarda stratejiye gerek yoktur. Bol renkli resimli, hareketli reklamlar yap! Ülke insanı çok renkliliği sever.

§ Marka stratejisini ajansa bırak! Onlar senin için ve herkes için strateji üretmektedirler.

§ Aynı sektörde birden fazla marka ile faaliyet göster ve her markayı herkese satmaya çalış!



[1] A. Faruk Şener, “Alaturka Pazarlama Stratejileri”, Marketing Türkiye, 28.05.2004

18 Ağustos 2010 Çarşamba

HAND-TO-HAND (H2H) MARKETING / ELDEN-ELE PAZARLAMA

HAND-TO-HAND MARKETING (H2H) / ELDEN-ELE PAZARLAMA

 

Tanıtım malzemelerinin elden dağıtılmasıyla ilgili. Event marketing ve One-to-One marketing uygulamalarının bir türü. Ürünler, etkinlikler, yarışmalar, firma tanıtımı ve benzeri hakkındaki duyurular, bilgiler, indirim kuponları, ürün örnekleri, eşantiyonlar gibi malzemeler özel ekiplerce hedef kitleye doğrudan ve elden dağıtılır. Dağıtım dikkatle seçilmiş noktalarda çalışan görevlilerce belli bir gün/günlerde veya aylar boyunca sürekli yapılabilir.

Konserler, yaya trafiğinin yoğun olduğu yerler, önemli spor karşılaşmaları, okullar, alışveriş merkezleri, festivaller, fuarlar, parklar, plajlar, üniversite yerleşkeleri, kongre ve toplantılar, sinema/tiyatrolar ve benzerinde, birebir temas fırsatları da yüksektir ve Elden-Ele Pazarlama için elverişli noktalardır.

Hemen her yaş grubundan ve her kesimden değişik hedef kitlelere doğrudan ve insanî bir dokunma ile erişmek fırsatı vermesi Elden-Ele Pazarlama’nın önemli bir üstünlüğüdür. Dağıtılan malzemeler kadar, dağıtan ekibin varlığı ve beraberinde bulunan görsel malzemeler ve taşıdığı mesajlar doğrudan etkili oldukları gibi, kulaktan kulağa iletişime de konu olabiliyor. Dikkat ve ilgi çeken, elle tutulabilir biçimdeki mesajların hedef kitlenin o andaki ilgi alanlarıyla yakından ilişkili olması veya özellikle ilişkilendirilmesiyle etkinlik daha da arttırılabiliyor. Dağıtım ekibindeki kişilerin niteliklerinin özenle belirlenmesi, işe uygun eğitimden geçmiş olmaları, elden ele aktarımın anı, şekli ve özelliklerinin dikkatle planlanması H2H uygulamalarının başarısını etkiliyor.

H2H uygulamalarını firmalar kendileri düzenleyebilecekleri gibi, bu alanda uzmanlaşmış profesyonel organizasyon veya firmalardan da yararlanılabiliyorlar.

Eşantiyon dağıtımı eskiden beri biliniyor. Çok değişik eşantiyon ürünler kullanılabiliyor. Japonya’da bir girişimci, eşantiyon olarak dağıtılacak kâğıt mendillerin kibritten daha çok ilgi çektiğini fark ederek, Elden-Ele pazarlamanın bir alt türü olarak “Tissue-Pack Marketing” adını verdiği uygulamalar geliştirmiş.

15 Temmuz 2010 Perşembe

METAPHORIC MARKETING / MECAZÎ PAZARLAMA

METAPHORIC MARKETING / MECAZÎ PAZARLAMA

Pazarlamada, araştırma ve iletişimde mecazlardan yararlanmaya dayanıyor. Semiyotik Pazarlama sembollerle ilgilenirken, Metaforik Pazarlama, deyim, dolaylı ifade ve bir şeyi başka bir şey üzerinden anlatmaktan yola çıkıyor. Eski Yunancada gönderme, anlam nakli bağlamında kullanılan, Türkçede mecâz, benzetme veya eğretileme dediğimiz metafor, ozanların ve edebiyatçıların hikâyelerine canlılık ve derinlik kazandırmak, etkisini artırmak için kullandıkları bir iletişim aracı olarak biliniyor. Metaforlar her dile zenginlik katıyor. Farklı dillerde insanlar sohbet sırasında dakikada ortalama beş-altı metafor kullanıyorlar.

“Para avucumdan aktı gitti,” “borca battım”, “para muslukları kısıldı”, “banka bütün varlığını dondurdu” gibi günlük dildeki deyişler ve yüzey metaforları paranın sıvı gibi olduğunu belirten bir metafor temadır. Bu tema aynı zamanda “kaynak” türü bir derin metaforu da yansıtır. Metafor temalar yüzey metaforların altında saklıdır ve metafor temalar Zaltman’ın derin metafor dediği daha temel mercekleri yansıtırlar[1].

Mecazî Pazarlama, araştırmacıların müşteriyi ve zihnini anlamaya çalışan bir araştırma tekniği olarak ortaya çıktı. “Şairane Pazarlama” da denilen yöntemle, imajlar yoluyla bilinçaltındaki düşünceler açığa çıkarılabiliyor. Zaltman’ın patentli Metafor Belirleme Tekniği’nde deneklere geleneksel araştırmaların aksine, yüzyüze görüşmeler sırasında müşterilere yöneltilen sorular veya kendilerine verilen konu veya ürünlere dair getirdikleri resimlerdeki metaforlar cevaplayıcılarla birlikte kolajlanarak analiz ediliyor. İnsanların bazen kendilerinin de ne hissettiklerini bilemedikleri veya ifade edemedikleri hususlar, müşterilerin ruhu ve bilinçaltları da açığa çıkarılabiliyor. Mecâzî Pazarlama, kelimeler kadar imajlarla da düşündüğümüz gerçeğine dayanıyor.

Gerald Zaltman’ın araştırmalarında çikolata nesnesi için çocukluk fotoğraflarının getirilmiş olmasından yola çıkılarak onun çocukluk anılarını pekiştiren, hatırlatan ve bu yoldan insanı mutlu eden bir araç olarak algılandığı saptanmış. Naylon çorapla ilgili kadınların getirdiği birbirine karışmış kablo, yere dökülmüş dondurma ve lüks araba resimleri de kadınların onu bir problem, bir utanç ve prestij/seks unsuru olarak gördükleri şeklinde yorumlanmış.

Zaltman’lar adı geçen kitaplarında derin düşünmeyle ilintilendirdikleri derin metaforlar ve duyguların birlikte hareket ettiklerini, biri olmadan diğerini anlamanın mümkün olmadığını ileri sürüyorlar. Pazarlamacılar tüketici davranışlarının duygusal dürtülerine daha çok dikkat gösterdiklerinde, kendi markaları açısından hangi duyguların geçerli olduğunu belirlemede derin metaforlardan yararlanmanın önemini kavramaya başladılar. Tüketicilerin kendi ihtiyaçları ile bunları karşılamalarına yardımcı olmayı öneren kişi, marka ve şirketleri değerlendirmesine hangi duyguların etki ettiğini öğreniyorlar. Duyguların anatomisini anladıklarında ürün tasarımında, alışveriş ortamında ve diğer iletişimlerde metaforik ipuçları kullanarak duyguların nasıl yakalanacağını öğreniyorlar. Tüketicilerin zihninde hangi derin metaforların bilinç dışı yer tuttuğunu bilmek pazarlama yöneticilerine daha derin düşünme imkânı sağlayabiliyor. Pazarlamacılar artık tüketiciler hakkında ürün özelliklerine ilişkin sığ terimlerle değil, daha derin duygusal terimlerle düşünmeyi öğreniyorlar.

Zaltman’lar, ekipleriyle birlikte otuzdan fazla ülkede gerçekleştirilen 12.000 kadar derinlikli görüşmeler sonunda her sektörde ve her ülkede sıklıkla rastlanan yedi derin metafor belirlemişler. “Belli bir durumda birden fazla derin metafor geçerli olabilir ve bir metafor dile getirilirken başka metaforları açığa vuran işaretler de ortaya çıkabilir.” diyorlar. Yedi derin metafor şunlar:

Denge (dengesizlik); kuvvetleri denkleştirme, uyarlama, sürdürme, ağırlıkları eş tutma ve olduğu gibi koruma fikirlerini içerir. Fiziksel denge, manevî denge, sosyal denge, estetik ve psikolojik denge gibi çeşnileri vardır.

Dönüşüm, hal ya da statü değişikliği demektir. Bizi elden ayaktan eden bir soğuk algınlığından kurtulup turp gibi oluruz. Duygusal açıdan kendimize yeni bir sayfa açmaktan söz ederiz. Dönüşüm sürpriz, beklenen veya sakınılan türden olabilir.

Yolculuk; ekseriya yaşamın derin metaforudur. Bilinmez olabilir, kestirilebilir sonuçlara götürebilir. Hızlı veya yavaş ilerleyebilir, yokuş yukarı veya aşağı da gidebilir.

Kap; iki işlevlidir; şeyleri içeride veya dışarıda tutar. Koruyabilir de, kıstırabilir de; açılabilir de, kapanabilir de; olumlu da olabilir, olumsuz da. Kaplar, saklamak, korumak, biriktirmek, depolamak içindir.

Bağlantı (bağlantısızlık); aidiyet ya da dışlanma duygularını kapsar. Benim markam, benim takımım, benim adayım, benim tipim dendiğinde bir psikolojik sahiplenme duygusu sergilenir.

Kaynak; varlığı sürdürebilmek için ihtiyaç duyulur. Cep telefonunu hayat hattı, motor yağını hayat veren kan, bunları kaynak olarak gören metaforlardır. Kaynaklar doğal olabilir, sonradan edinilebilir.

Kontrol; İnsanlar yaşamlarının kontrolünü elinde hissetmek ister. Ağır hastalık karşısında kendini yenik veya aciz hisseder. Ya da bunun hayatını yok etmesine izin vermeyeceğine and içer. Hayvanları ehlileştirir, terbiye eder ve kendimizi doğanın insafına bırakırız.

Ayrıca, hareket/devinim, kuvvet, doğa, sistem ve başka derin metaforlar da söz konusu olabiliyor.

Ürünler, sunumlar ve pazarlama iletişiminde doğrudan ifadesi uygun bulunmayan konularda da, îmâlara ve mecazlara başvuruluyor. Mecazların uyandırdığı çağrışımlar gruptan gruba, kültürden kültüre, ülkeden ülkeye değişebiliyor. Üstelik araştırmacılar bu mecazları kendi bakış açılarına göre de yorumlayabiliyorlar. O yüzden, mecazları çok dikkatli kullanmak gerekiyor. “Teşbihte hatâ olmaz sözü” bu yanlışlar için peşin bir özür olarak kullanılıyor.

Martin Lindstrom, babasının “Liderin önüne geçmek istiyorsanız, karda onun izlerine basmayı bırakın” sözünü hatırlatarak, “bir mücevher dükkânım olsaydı, yaptığım her şeyin bir mantra[2]’sı olurdu. Dükkânım da farklı olurdu” diyor. Herkese ayak uydurmaktan kurtulmak için rakiplerden değil, kendi iş kategorinizin dışındaki markalardan ilham alınmasını öneriyor. “Apple’ın mücevher işine girdiğini varsayalım ve Apple’ın mücevher mağazasının nasıl bir şey olacağını hayal edelim” diyor[3].



[1] Gerald Zaltman, Lindsay Zaltman, Pazarlama Metaforları: Pazarlamanın Yeni Çağında Tüketicinin Zihnini Anlamak, Optimist, İstanbul, 2008, s.9–18, s.31, s. 36–42.

[2] Tıpkı bir yakarış, bir büyü, sihirli bir nota ya da mistik potansiyel taşıyan bir dinsel metin gibi dualarda, meditasyonlarda veya vecde kapıldığında tekrarlanıp duracak kutsal bir sözel formül. (Bir misyon ifadesi veya slogan değildir. Nike’ın mantrası “özgün atletik performans”, sloganı ise “yalnızca yap”tır.)

[3] Martin Lindstrom, “Eğer Bir Mücevher Dükkânım Olsaydı…”, The BrandAge, Mayıs 2009, s. 32 – 33.

21 Nisan 2010 Çarşamba

MEMETIC MARKETING / MEMETİK (MİMETİK) PAZARLAMA

MEMETIC MARKETING / MEMETİK (MİMETİK) PAZARLAMA

Meme (miym okunur) , Richard Dawkins’in 1976’da ortaya attığı bir kavram.  Yaşayan bir organizma gibi kendi kendini kopyalayan, büyüyen, bir toplumda norm haline gelen, bir kişiden diğerine aktarıldığında gelişen, nesilden nesile aktarılan, kendini şuurlu bir biçimde tekrarlayan, biyolojik gene benzetilen, kültürel fikir, sosyal pratik, kavram veya eylemler olarak tarif ediliyor[1]. ‘Dawkins kitabında insanların başka canlılarda bulunmayan özel bir uyum me­kanizmasına sahip olduğunu ileri sürüyor. İddiasına göre, imkân ve kısıtlamalarıyla birlikte genetik miraslarına ek olarak in­sanlar, fikirlerini de bir nesilden ötekine ak­tarabiliyorlar. Bu sayede, karşılaştıkları güç­lükleri aşma konusunda daha esnek ve daha çabuk davranarak, kendilerini gene­tik adaptasyon ve seleksiyona kıyasla daha hızlı bir şekilde ortama uydurmak imkânı bulurlar, diyor[2].

Mimlerin, yani kültürel genlerin, biyolojik genler gibi çoğalıp yayıldıkları düşünülüyor. Ezgiler, fikirler, sloganlar, modalar, çanak çömlek yapım yolları, birer mim olarak insandan insana aktarılıyor. Genlerin sperm ya da yumurtalar yoluyla bir bedenden diğerine atlayarak gen havuzunda çoğalmaları gibi, mimler de geniş anlamda taklit denilebilecek bir süreç yoluyla bir beyinden diğerine zıplayarak kendilerini mim havuzunda çoğaltırlar, deniyor. Mimlerin başarısını yaşamkalım değeriyle ilişkilendiren Dawkins, bunun üç kritere bağlı olduğuna işaret ediyor: i. Uzun ömürlülük, ii. kopyalama sadakati iii. ve üretkenlik.

Gen’in kültürel karşılığı olarak geliştirilen bu kavram ‘mimetik’ adlı bir disipline de zemin hazırladı. Mimetik disiplini pazarlama profesyonellerine pazarın, fikirlerin ve markaların genetik haritalarını çıkarma şansı sunuyor[3].

Kültür kodları konusu, kültürel antropolojist ve pazarlama uzmanı Clotaire Rapaille’nin çalışmalarıyla yıllar sonra yeniden gündeme geldi. Rapaille kültürel kodlar ve pazarlama alanındaki 30 yıllık birikimleriyle hazırladığı “Culture Code” kitabında[4] belli bir kültür içinde büyürken insanların sessizce, farkında olmadan belli bir kodlar sistemi edindiklerini iddia ediyor. Kültürel Kod adını verdiği bu kodların insanları Amerikan, Alman, Fransız vs. yaptığını, hayatımızı ve motiflerimizi şekillendirdiğini ve hatta bu kodların nasıl çözülebileceğini ve yaptıklarımızı niçin öyle yaptığımızı anlamamız ve yeni davranışlara girişmemizde yol gösterebileceğini söylüyor.

Kitabında aşkla, seksle, çekicilikle, güzellikle, sağlıkla, gençlikle, evle, yemekle, işle, parayla, ilişkilerle, kaliteyle, mükemmeliyetçilikle, alışverişle, lüksle ve hayatımızdaki daha başka şeylerle ilgili kültürel kodları karşılaştırmalı olarak ele alıyor, eylem ve motivasyonlarımıza bakmak için bize yeni gözlükler sunuyor.

Mimlerin kültürün hayatımıza etkisini Konrad Lorenz’den ödünç aldığı derin iz (imprint) kavramıyla açıklıyor. “Deneyim ve ona eşlik eden duygu bizde derin bir iz bırakır. Bu iz, düşünme sürecimizi belirler ve gelecekte yapacağımız eylemleri şekillendirir. Her bir derin iz kimliğimizi biçimlendirir ve bunların toplamı ise bizi tanımlar.”

Rapaille, kültürel kodların anlamlandırma dünyamıza etkilerini basit örneklerle anlatıyor. “Fransızcada güneş eril bir kelime olan ‘le soleil’dir. Bu kültürde yetişmiş, bu dili öğrenen bir Fransız’ın aklında da güneş erkek olarak algılanır. Bunun sonucu olarak erkekler için parlak, ışıldayan gibi sıfatlar kullanılır. Ay kelimesinin Fransızcası ise dişil bir kelime olan ‘la lune’dir ve bu algı çerçevesinde kadınlar kendi kendilerine ışıldayamazlar ancak bir güneşin ışığını yansıtabilirler. Almancada güneşin karşılığı dişil bir kelime olan ‘die sonne’ olup, Almanlar kadınların dünyaya sıcaklık yaydığına, böylece hayatın yeşermesini sağladıklarına ve çocukları esasen kadınların yetiştirdiğine inanırlar. Ay ise, (der mond) eril bir kelimedir. Almanya’da erkekler geceyle, karanlıkla, hayatın ay tarafıyla ilişkilendirilirler.” Rapaille, bu kültürel kodları anlamadan iki kültürde erkek ve kadınları ve aralarındaki ilişkileri iyi anlayamayacağımızı iddia ediyor.

Kültürel kodu “içinde bulunduğumuz kültürel dolayımıyla herhangi bir şeye, bir arabaya, bir yiyeceğe, bir ilişkiye veya bir ülkeye uyguladığımız bilinçdışı anlam” olarak tanımlayan Rapaille, kitabında Jeep ile ilgili çalışmasından ve sonuçlarından bahseder.

Çeşitli tüketici grupları oluşturmuş ve onlara, “bir Jeep’te neler olmasını istersiniz” gibi klasik bir soru yerine, “Jeep’le ilgili hatıralar”ını sormuş. Hatıralar, açık arazilerle, zor girilen yollarla, yolun esiri olmadan yaşanan sürüş deneyimleriyle, Amerika’nın batısıyla ve geniş düzlüklerle ilgiliymiş. Bunlardan yola çıkarak, Rapaille, Jeep’in Amerikan zihinlerindeki kültürel kodun “at” olduğunu keşfetmiş. Bu keşfiyle birlikte Rapaille, aracı, pazardaki konforlu sözde arazi araçlarına benzetmenin anlamsız ve yanlış olduğuna işaret etmişti. Jeep bir attı; kapıları çıkarılabiliyor, üstü açılabiliyor, böylece rüzgârı hissetme, bir at sürme deneyimi sunuyordu. Araç tasarımını buna uygun olarak değiştirmeyi; aracın farlarını “at gözü gibi yuvarlak” yapmayı önerdi. Bu değişiklik sonrası Jeep’in satışları hızla arttı. Vahşi Batı’da çekilen reklamlarda da ürün bir at gibi sunuldu. Başarı katlandı.

Rapaille, Jeep için Avrupa pazarında başka bir araştırma daha yaptığında deneklerin anlattığı hikâyeler değişmişti. Fransızlar da, Almanlar da, Jeep’i, II. Dünya Savaşı’nda Avrupa’ya gelen Amerikan askerlerinden kalan bir hatıra olarak görüyorlar; onu özgürlük fikriyle özdeşleştiriyorlardı. Jeep Fransızlar için Alman işgalinden, Almanlar içinse kendi karanlık yöneticilerinden kurtulmalarını çağrıştırıyordu. Bu kıtada Jeep bir ‘at’ değil, bir ‘özgürleştirici’ olarak algılanıyordu.

Dawkins kitabında Jenkins’in bir ada deneyiminden bahseder. Adada, belli sayıda şarkılardan oluşan bir “şarkı havuzu” olduğunu, her genç erkeğin bu havuzdan birkaç şarkıyı ezbere bildiklerini anlatır. Bazen eski bir şarkıyı söylerken, seslerin ve müziğin biraz değiştirilmesiyle yeni bir şarkının doğuşuna da şahit olur. Yeni şarkıların, önceki şarkıların değişik seslendirilmesi suretiyle ortaya çıktığını fark eder.  Bu yeni formun ortaya çıkışı ekseriya aniden olur ve yıllar boyu dilden dile aktarılır. Şarkının bu yeni biçimi bozulmadan tekrarlandığında yeni haliyle genç nesillere de aktarılabilir. Bu yeni şarkılar bir bakıma öncekilerin kültürel mutasyonları olarak doğar. Birer DNA molekülü olan genlerin uğradığı biyolojik evrime benzer olarak, ‘meme’ler (miym okunur de seleksiyon yoluyla zamanla olgunlaşır ve değişime uğrar.

Kuşlar ve maymunlarda da kültürel evrim örneklerine rastlanıyorsa da asıl kültürel evrim insan neslinde yaşanıyor. Dil (lisan) bunlardan biri. Giyim ve yeme içmedeki modalar, törenler, töreler, sanat ve mimarlık, mühendislik ve teknoloji, tarih boyunca hepsi evrime uğruyor. Genetik evrime benzer olarak değişimler hep gelişme yönünde oluyor, miymler sayesinde insanlığın kâinatı kavraması ve onunla ilişkisi daha da olgunlaşıyor.

Kültürel evrimler de zaman zaman patlamalar şeklinde ve bazı platolar halinde gelişiyor.

Meme terimi, Grekçedeki ‘mimene’ den yola çıkarak “gene”e (gen okunur) benzetmek niyetiyle üretilmiş. Kelimenin memory (hafıza) ile ilgili Fransızca ‘même’ (miym okunur) kelimesini de çağrıştırdığı da biliniyor. 

Memeler, sadece mecâzî değil teknik anlamda da canlı yapılar olarak görülür. Geniş anlamda taklit, memenin nasıl çoğaldığını açıklar. Her memenin yayılma derecesi ve başarısı aynı değildir. Meme havuzundakilerin bazıları daha başarılıdır. Doğal seleksiyona benzer bir durum söz konusudur.  Uzun ömürlülük, doğurganlık ve kopyalama sadakati (fidelity) başarıyı etkiler.

Bilimsel alandaki bir memenin yayılışı, onun bireysel biliminsanları tarafından ne derece kabul gördüğüne, ne kadar çok atıfta bulunulduğuna, ne kadar uzun süre atıfta kaldığına bağlıdır. Şayet meme, popüler bir şarkı ise, kaç kişinin onu duyduğuna, söylediğine, bir ayakkabı modeli ise, ayakkabıcılardaki satış istatistiklerine bakılabilir. Bazı memeler hızla yayılır, hızla kaybolur, bazıları binlerce yıl yayılmaya devam edebilir.

Yayılma hızında etkili olan, kopyalama sadakati, memenin aktarılması sırasında ne derece değişikliğe uğradığıyla ilgili. Bozulmaya meyilli memelerin yayılması daha zayıf olabiliyor.

Memetik Pazarlama, reklam, marka, iletişim konularında kültürler arası etkileşmeleri ve farkları anlamak, izlemek ve buna uygun davranmak konusunda uzmanlara değişik araçlar ve fırsatlar sunuyor.



[2] İsmail Kaya, Damla Damla Pazarlama, bky, İstanbul, 2004, s.177–178.

[3] Aşkın Baysal, “Mimetik Marketing: Türk Tüketicisinin Kültürel Genleri”, MediaCat, Eylül 2009, s.72–79.