8 Ekim 2009 Perşembe

BOOK MARKETING / KİTAP PAZARLAMA

BOOK MARKETING / KİTAP PAZARLAMA

Kitabın bir pazarlama nesnesi olarak yönetildiği uygulamalar. (Daha geniş olarak CD, müzik, video, film ve benzeri eserler de aynı kapsamda ele alınabilir.) Ürünler gibi, kitapların da bazıları çoksatar, bazıları az; bazı kitaplar hızlı satar, bazılarının satışı uzun zamana yayılır. Yazarın, yayıncının ve dağıtıcının ortak amacı daha çok satmak, daha çok okura ulaşmaktır.

Her ürün içinden “Ençok Satan”lar çıksa da, “Best Seller” kavramı daha ziyade kitaplara yakıştırılan bir sıfattır.

Kitap pazarlama kapsamında neler yapılabileceğini merak edenler, neden bazı kitapların bestseller olduğunu, neden bazılarının kötü sattığını analiz etmekle çok şey öğrenebilir, kitap pazarlamanın sadece müşteriyi iknâya dayanan bir “satışı arttırma” çabasından ibaret olmadığını anlayabilirler. Kitabın satış başarısı, kapsamlı bir sürecin doğru ve etkin yönetilmesine bağlıdır.

Kitabın başarısı, konunun zihinde şekillenmesiyle başlar. Konuların kendi piyasalarındaki çekicilikleri ve yaygınlıkları birbirlerinden farklıdır. Konu seçimi yalnızca yazardan kaynaklanmaz. Yayıncılar da kimi zaman tecrübelerinden yola çıkarak konu sipariş edebilirler. Hollywood marketing’de senaryo, hikâye ne ise, kitapta da konu ve içerik aynı şeydir. Her ikisi için, konu henüz kavram ve senaryo aşamasındayken, eserlerin satış şanslarını tahmin amacıyla geliştirilen özel yazılımlar olduğu, bu yazılımların, başarılı eserlerin bir dizi boyut itibariyle başarısız eserlerden ne gibi farkları olduğunu analizleyerek üretildiğini de biliyoruz. Serdar Kuzuloğlu, satış garantili kitap başlıklı bir yazısında şunları anlatıyor[1]:

“En çok kitap satan e-ticaret sitesini düşünelim. Eğer sattığınız kitapların konuları hakkında akıllıca etiketleme yapabiliyorsanız, okurların ilgilerine ait bütün kırımları da yapabilirsiniz. Bir örnek olarak, ana karakterlerinin kadın olduğu ve hunharca öldürüldükleri polisiye romanların tutmaya başladığını gördünüz. Bu tür romanlarda en çok tercih edilen bir yazara bu tarifle bir sipariş veriyor ve bir kurgu düşünmesini istiyorsunuz. Bir yandan da sitede bu türün tutkunlarına o yazarın yeni kitabının özetini veriyor ve nispeten düşük bir bedelle ön sipariş toplamaya başlıyorsunuz. Kitabın baskı ve telif masraflarını kurtaracak kadar sipariş toplandığında yazar yazmaya koyuluyor. Yazar hazır, konu hazır, müşteri hazır, satış ve gelir garanti. Benzer girişimler müzik için de geçerli. Pandora.com’da indirilen müziklerin genleri çıkarılıyorr, tasnif ediliyor, kime benziyor, nasıl bir ruh hali var, hangi enstrümanlar kullanılıyor, bunlar etiketleniyor, şarkıların beğeni indeksi çıkarılıyor, albümler ona göre oluşturuluyor.

Kitap pazarlama eskiden beri yayıncıların adını koymadan yürüttükleri bir faaliyet. Yıllar önce bir romanın “satış garantili” olarak üretilmesi için hazırlanan ve fakat çeşitli sebeplerle uygulanamamış bir proje için bakınız: Bir romanın (Boynu Bükük Öldüler) öyküsü[2].

Başarılı kitapların okurların net bir şekilde segmente edildiği durumlarda kendini göstermesi tesadüf değil. Eserin yazılmadan önce, hedef okurunun saptanması, bunların düşünce, duygu ve davranış dünyalarının doğru analiz edilmesi ve ürüne de buna uygun özellikler kazandırılması yararlı olur.

Fikrin kağıttan yapraklara dönüşmesinde yazar-yayıncı ilişkileri öne çıkar. Fikrin kalitesi kadar kitabın fiziksel özellikleri de etkili olur. Kapaktan, kâğıda, yazı tipinden, boyuta ve biçime kadar kitabın teknik değişkenleri uzmanlar ve sanatçılar desteğinde yayıncılar tarafından geliştirilir.

Kitapların çok satması, yazarın ve yayıncının geçmişteki başarılarıyla da ilgilidir. Çok satabilmişlerin kitapları da çok satabiliyor. Bu husus, yazar ve yayınevinin “marka” değerleriyle açıklanabiliyor. Ancak, isimsiz yazar ve yayınevleri de öngörülemeyen satış patlaması yaşayabiliyorlar.

Kitap pazarlamanın, amatörlere bırakılmayacak kadar önemli, profesyonel ajan ve ajanslar gerektiren bir konu olduğu da biliniyor. Elif Şafak, Orhan Pamuk[3] gibi isimler, sadece yazdıklarıyla değil, kitaplarının iletişimlerini profesyonel ajanslara bırakmalarıyla da ünlü oluyorlar[4].

Profesyoneller, kavram aşamasında, hazırlık-üretim aşamasında, yayın öncesi, yayın sırası ve yayın sonrası dönemlerde ayrı ayrı oyuncular olarak, belli bir kitabın hedef-muhtemel müşterilerine ulaşması için uzmanlıkları ve becerileriyle sürece katılıyorlar.

Kitabın dağıtım ve satış kanallarının performansı da sonucu etkiliyor. Müşterinin kitapla buluşabileceği ortamların sayı, nitelik, algı ve marka değerleri de önemlidir.

Kaynağını bilemediğim, Pazarola! blogumda yayınladığım bir uygulamada, yayıncı iade garantisi veriyordu. "Bu kitabı okudunuz ve beğenmediniz, iade edebilir ve kitap için ödediğiniz ücreti geri alabilirsiniz. Yayınevimize 0312 430 XX XX numaradan ulaşabilirsiniz."

“Çok satan kitap çok satar” ifadesi ilk anda anlamsız gelse de, kitap pazarlamasında özellikle geçerlidir. Kitap, tavsiye pazarlamasından da etkilenir. Bir kitabın çok satacağı, hakkında konuşanların, tavsiye edenlerin çokluğu, niteliği ve özelliklerinden anlaşılabilir. Yayınevi (ve/veya yazar) kitabını satmadan önce hakkında konuşturmayı başarmalıdır. Best Seller listelerinin haftalık, aylık, yıllık kategorilerde olması, kitap satışının zaman boyutunu ortaya koyuyor. Piyasaya verilen yeni bir kitabın pazara nüfuz hızı, yayılma hızı, giriş dönemindeki satış miktarı ne kadar yüksek ise, sonraki dönemlerdeki satışları da o derecede güçlü olur. Kitap için, ilk sürüm döneminde, lansman döneminde bir “patlama yapmak” önemlidir.

Patlamayı gerçekleştirebilmek için çok önceden eseri, medya, uzmanlar, konuşanlar, konuşturanlar ve benzeri türden “patlatıcı ortaklar” nezdinde duyurmak, tanıtmak, hatta yayın öncesine bunları kitapla buluşturmak gerekir. Piyasaya çıktığının ertesi günü kitabı okuyan etkili isimlerin yorum ve değerlendirmelerinin yayınlanabilmesi ancak bu sayede mümkün olabilir. Tanıtım için her türlü organizasyonun, tarihi öncelerden ilan edilen lansman gününde/döneminde “pik yapması” en yoğun haliyle uygulanması imkânı doğar.

Peşinden “ödüllerle pazarlama” (award-based marketing) devreye girer. Kitabın, yazarın veya yayınevinin birileri veya belli kurumlar tarafından “ödüllere boğulması” gerekir. Artık “… ödüllere doymuyor…” tarzı beylik ifadelerin zamanı gelmiştir. Bu dönem kitabın yükselen satışlarını daha da güçlendirmeye yardım eder.

Kitap pazarlama konusunda John Kremer’in kitabı kapsamlı bir yayın olarak bilinir[5]. 700 sayfalık bu kitapta yayın takvimi, yazarlık, çoksatan olmak, doğrudan postalama, kapak tasarımı, reklam, çevrimiçi satış, alternatif pazarlar, ve nice başka konular örnekler ve yönlendirmelerle birlikte ele alınmaktadır. Raflarda önlerde yer alabilmek için Zimmerman olan adını Cimmerman olarak değiştiren yazardan, kitapçılarda “tersine hırsızlık” (kendi kitabını kitapçı raflarına koymak) yaparak dağıtımcının dikkatini çeken yazara varıncaya kadar nice sıra dışı örnekler yaşanmaktadır.

Son dönemde kitapların çok dinamik bir karakter kazandığı, dijital araç ve sistemlerin yaygınlığı sayesinde konusundan, kurgusuna, muhtemel okurlarını yayın öncesinde, sırasında ve sonrasında sürece dahil edebilen, kâğıt baskılar yanında dijital ortamlara görsel ve işitsel formatlarda da yayınlanan kitaplar da giderek yaygınlık kazanıyor. Kitap okuruna bu ortamlarda da hizmet eden yayıncılar ve yeni araçlar (Kindle iPod ve benzeri) da kitap pazarlama kapsamında ilgi çeken konular oluyor.

Bir yazar[6] kitap ve pazarlama ilişkisini, kitap yoluyla pazarlama anlamında kuruyor. “Bookmercial” terimini önererek, özellikle, danışmanlık, uzmanlık, yöneticilik gibi alanlarda geleneksel medya ve pazarlama araçlarının yetersiz kaldığı durumlarda, kitap yoluyla kazanılacak itibar ve ün üzerinden pazarlama gücünün arttırılabileceğini iddia ediyor. “Önce yayınla, sonra öğret, sonra sat” diyor. Bir “bookmercial” yazmak-üretmek için önerilerde bulunuyor.



[1] Kapalıdevre Pazarlama’ya (Closed-loop marketing) bakınız.

[2] Bir Romanın Öyküsü, Radikal, 15.06.2001, http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=265

[3] Necati Doğru, “Orhan Pamuk’un sırrı!”, Vatan, 04.09.09

[4] “Edebiyatçı neden reklam yapmasın ki?”, MediaCat, Mayıs 2009, s.48.

[5] John Kremer, 1001 Ways to Market Your Books, Open Horizons, 6. baskı, 2006. (Kitabı tanımak için: http://www.amazon.com/1001-Ways-Market-Books-Sixth/dp/091241149X )

[6] Victor Cheng, Boormercial Marketing: Why Books Replace Brochures in the Credibility Age, Innıvation Press, 2008. (Kitabı tanımak için: http://www.amazon.com/Bookmercial-Marketing-Replace-Brochures-Credibility/dp/0976462478 )

1 Ekim 2009 Perşembe

FEAR MARKETING / KORKU PAZARLAMA

Korkunun gücünden pazarlama amaçlı yararlanma. Korku Temelli Pazarlama'ya, insan sağlığını ve geleceğini tehdit eden konularda, daha çok gaz maskeleri, güvenlik malzemeleri ve benzeri gibi insanları tehlikeden koruyan ürün ve hizmetlerde rastlanıyor. Medyaya yansıyan terör haberleri insanların her an bir terör tehlikesiyle karşılaşacakları korkusuna yolaçıyor. Kişisel güvenliklerini sağlamak için insanlar akla gelen ve gelmeyen nice ürün ve hizmetlere delicesine saldırıyorlar. Pazar büyüyor. İnsanlar her gün korkmak için hazırlanıyor. Haberlere konu olan, kazalar, felaketler, doğal olaylar, ölümler, hastalıklar, iflaslar, hırsızlıklar, soygunlar vs. hepsi değişik korkular yayıyor. Korkuyu bir pazarlama aracı olarak kullanmak için, hedef müşterilerin o dönemde hissettikleri korkuyu teşhis edebilmek ve firmanın sunularıyla bu korkuyu gidermek arasında bir bağlantı kurabilmek gerekiyor.

Korku motifi, doğrudan güvenlikle ilgili olmayan başka ürün ve hizmetlerin pazarlanmasında da kullanılıyor. Korkutmak, daha doğrusu, insanlarda korku duygusu uyandırmak etkili bir ikna tekniğidir. “Sigara içersen, kanser olursun, içme” ya da “acele giden, ecele gider” diyen sosyal kampanyalarda ve “dişini fırçalamazsan dişlerin çürür” mesajını veren diş macunu reklâmları birer örnek olabilir. Korku, bir numaralı duygusal motivasyon kaynağı olarak görülüyor[1]. Korku taktiklerini kullanırken, gelecekte bir gün olabilecek bir olayı bugüne taşıyorlar. En yaygın korku, kaybetme korkusu olarak öne çıkıyor. 

Korkutma tekniğinin kullanılmasında mesajın içerdiği korkunun derecesi ve hedef kitlede yol açtığı endişe düzeyine dikkat edilir. “Kötü sonucu” açık açık gözler önüne seren mesajlar çok korku içerirken, “kötü sonucu” örtülü ifade eden mesajlar daha az korku içerir. 

Araştırmalar bir mesajın çok korku içermesinin endişeyi büyüttüğüne, az korku içeren mesajların ise düşük endişeye yol açtığına işaret etmiyor. Keza, sadece bir reklâm mesajıyla hedef kitleyi korkutmanın kolay olmadığı ve yanlış korku çekiciliği üzerine gidilirse reklâmın korku etkisinin gerçekleşmeyeceği ileri sürülüyor.

“Sigara içersiniz ölürsünüz” mesajında “ölüm” çok ağır bir sonuç olmasına rağmen etkili olmuyor. Çünkü ölüm, uzak bir ihtimal olarak düşünülüyor, “başkasına olur, bana olmaz” deniyor. Şayet, korku “sigara spermleri azaltır” şeklinde bir mesaja yansıtılırsa, daha etkili bulunuyor. Ölüme nazaran daha hafif bir korku mesajı içermesine rağmen “beni de çabuk etkiler” tarzında algılandığından çok daha etkili olabiliyor.

A. Selim Tuncer blogunda Güven Borça’nın bir yazısından alarak, Korku Pazarlamasından bahsetti[2]:

 “İnsanların parasını almanın en kolay yolu onları korkutmak. Bunun en basiti de haydutluk. Ticarette de korku pazarlaması çok önemlidir. Amansız bir hastalığa düştünüz ve tedavi gücünüzü aşıyorsa; sınırlarını olabildiğince zorlarsınız. Medikal alandaki alım satımlarda kafadaki değer denklemi diğer alımlardakinden farklı kurulur, çünkü arka planda ölüm, hastalık vb ‘korku’ vardır. Tıp o yüzden kârlı bir sektördür.”

“Korku ticaretinin veya siyasetinin bir başka çarpıcı örneği olarak ABD’de koca bir ulus, ev, iş ve alışveriş merkezleri dışındaki tüm alanların güvensiz olduğu konusunda aralıksız korkutulmaktadır. İnsanlar çalışsın, alışveriş yapıp arabayla evine gitsin ve orada oturup TV izlesin, pizza söylesin diye tüm medya ağız birliği yapmışçasına dehşet yaymaktadır. Güvenlik sorunu kuşkusuz var, ancak medyada cinayet, gasp haberleri abartılarak verilmekte, silah ve güvenlik şirketleri ulusal paranoyayı körüklemektedir. 11 Eylül sonrasında olayların nasıl geliştiğini ibretle izledik.”

“Korku, siyasette de çok yaygın olarak kullanılır. Eski bir söz vardır, ‘Kendi ülkende barış istiyorsan başka ülkelerle savaş.’ diye. Olan tehdidi abartmak ya da bir tehdit üreterek kendini ona karşı çare olarak konumlandırmak, halkı o tehdide karşı kenetlenmeye çağırmak, aksini iddia edenleri de saflıkla, hatta ihanetle suçlamak sık rastlanılan bir oy isteme ya da meşruiyet kazanma aracıdır.”

İsmail Kaya’nın “Vak’alarla Pazarlama Yönetimi” kitabındaki, “Özel Ürünler ve Özel İnsanlar” isimli vak’ada[3] korku, bilgi ve bilgi edinme-aktarma araçlarına dair örneklere yer verilmiştir. 



[1]               Robert Imbriale, Motivasyon Temelli Pazarlama, İnsanlarda Satınalma İsteği Yaratmanın Yolları, MediaCat, 2007, s. 29 – 38.

[2]              A. Selim Tuncer, “Korku Pazarlaması”, Diyalog, 27.02.2007,   http://selimtuncer.blogspot.com/2007/02/korku.html 06.03.2007

[3]              İsmail Kaya, “Özel Ürünler ve Özel İnsanlar”, “Vak’alarla Pazarlama Yönetimi”, İstanbul, 2003.

9 Eylül 2009 Çarşamba

RECOMMENDATION MARKETING / TAVSİYELİ PAZARLAMA

RECOMMENDATION MARKETING / TAVSİYELİ PAZARLAMA
Referanslı, kulaktan kulağa, avukatlı, peer-to-peer ve afiliye pazarlama gibi benzerlerini hatırlatsa da tavsiyeli pazarlama internet ortamında tercihlerin yoğunlaştığı ürün ve alanları ortaya koyan özel yazılımlarla da kendini gösteriyor. Bu yazılımlar sayesinde, New York Times, en çok e-maillenen yazıları, iTunes, en çok indirilen şarkıları, Del icio.us en popüler “sık kullanılanlar” listeleri yayınlıyor. Amazon.com gibi siteler, “bu ürünle ilgilenenler şunlarla da ilgilendiler” yoluyla, müşterilerine bir nevi tavsiyede bulunuyorlar. Gazetelerin internet sayfalarında “bu yazıyı/haberi yakınlarına ilet” gibisinden seçenekler de bu kapsamda sayılır. Sosyal medya siteleri de bir tür “tavsiyeli pazarlama” temelinde çalışır.
Tüketiciler basit bir tercih karşısında bile, kendilerini yalnız hissetmekten kurtaracak, yardım ve tavsiyelere ihtiyaç duyarlar. “Yığınların Bilgeliği” (wisdom of crowds) denilen bir etkiyle, başkalarının ilgi ve tercihlerini öğrenmeye meylederler. İşte, Tavsiyeli Pazarlama, müşterilerin bu arayışlarına bir cevap olarak gelişiyor.
E-ticaret sitelerinde müşterinin alışveriş sepeti içeriğini temel alan tavsiye sistemleri promosyonların başarı oranını olumlu etkileyebiliyor. Radyo Frekanslı Kimlik (RFID) sistemleri, e-ticaretteki tavsiye sisteminin, süpermarketlerde de uygulanmasına imkân sağlıyor. RFID teknolojisi aracılığıyla müşterinin alışveriş esnasında sepetine yerleştirdiği ürünler izleniyor ve bu ürünler temel alınarak, müşteriye ilgilenme ihtimali yüksek olan ürünlerin promosyonu yapılıyor. 


***

Tavsiyeli Pazarlama, kısa ve öz olarak, iş modelinde müşterinin durumuna en uygun düşen ürün önerilerin otomatik olarak  sunulmasını da içeren pazarlama uygulaması olarak tanımlanabilir. 

Meraklısı ayrıntılarını araştırıp bulabilir.  Bir konuk yazıyla hatırlatmış olalım. Yazı şöyle başlıyor:

Tavsiye Sistemleri: Long Tail (Uzun Kuyruk) İle Karlılığı Artırmak

Tavsiye sistemleri alanında çalışan iletken recommendation technologies‘in kurucu ortağı olan Deniz Oktar'ın ve bu yazısı konuk yazar olarak Webrazzi’de 09 Eylül 2009 tarihinde yayınlanmıştır.

Her ürünün bir alıcısı vardır. Ancak doğru alıcı ile doğru ürünü buluşturmak zor bir uğraştır. Özellikle internet üzerinde yapılan satışların büyük bölümü (e-ticaret ve müzik) en popüler ürünler üzerinden gerçekleşir ve bu aslında önemli bir problemdir. Bunun ana sebebi, en çok satılacak ürünün ana sayfaya konması ve reklamının yapılabilmesidir. Örneğin Hande Yener’in yeni albümü Türkiye’de çok satıyor iken, kullanıcılara Megadeth reklamı yapmak yanlış olacaktır. Oysa çok satan ürünlerin kar marjı düşüktür. Bütün rakipler aynı ürünleri aynı fiyattan satmak zorundadır. Diğer yandan, az satılan ve stokta yer tutan ürünler devamlı kayıp yaşatır. Gerçek hayatta bu problem daha azdır. Satış temsilcileri sizin ne alacağınızı tahmin ederek tüm ürünleri sattırmaya çalışırlar.

Yapılan analizler gösteriyor ki, Amazon gibi Uzun Kuyruk etkisini başarıyla kullanan firmaların gelirlerinin önemli bir bölümü çok satılan ürünlerden değil, grafiğin uzun kuyruk bölümünden gelmektedir. Eğer başarılı bir mekanizma ile az satılan ürünler, doğru kullanıcılar ile buluşturulursa karlılık önemli ölçüde artmaktadır. Grafikte de gözükebileceği gibi, ürün sayısına bağlı olarak, az satılan ürünlerin getirdiği hacim çok satan ürünlerden çok daha fazla olabilmektedir.

Uzun Kuyruk’a ek olarak, Çapraz Satış da önemli bir konudur. Birden fazla ürünün beraber paketlenerek satılmasına çapraz satış denir. E-ticaret sitelerinde bunu yapmanın iki yolu vardır. 1- Beraber satılacak ürünlere bir moderatörün karar vermesi, 2- Bu işi yapacak akıllı bir tavsiye sisteminin hazırlanması.

İşte bu iki durum için de kişiselleştirme için kullanılan tavsiye sistemleri gibi akıllı mekanizmalar devreye girer. Her kullanıcının hareketini analiz ederek, onların hangi ürünlerden hoşlanacaklarını tahmin etmek önemli bir iş haline gelir. Bu sayede normalde satışı az olacağı için tanıtımı yapılamayan ürünler, muhtemelen bu ürünü alacağı hesaplanan kişilere tanıtılırlar. Hesaplanan tavsiyeler kullanıcıya özgü bir tavsiye sayfası hazırlanmasında veya e-mail pazarlamasında kullanılabilir. Tavsiye sistemi hizmeti sunan firmaların deneyimlerine göre, tavsiye sistemi kullanımı sonunda satışlarda %10 ile %35 arasında artış öngörülmektedir. 2006 yılı verilerine göre Amazon’un satışlarının %35′i tavsiye sistemi üzerinden gerçekleşmiştir.

Tavsiye sistemleri, öğrenebilen yapıları sayesinde kullanıcıların her etkileşimi sonrasında yeni bir ürün tavsiyesi yaparlar. Machine Learning temelli algoritmalar ile belirlenen hedeflere doğru kendilerini eğitirler. Bu hedef, e-ticaret’de genellikle en çok satışı yapmak üzerine kurulur. Gerçek zamanlı çalışmaları sayesinde kullanıcının karşılaşacağı sayfalar sadece o kullanıcı için anlık olarak hazırlanmış sayfalar olur.

***
Tavsiye sistemleri değişen kullanıcı profilleri ve site yapısıyla birlikte devamlı konfigüre edilmesi gereken yapılardır. En iyi sonuç için her firmaya özel bir motor hazırlanması gerekir. Algoritmik zorluklarının yanında scalability ve donanım zorluklarını da beraberinde getirirler. Çok sayıda ürün ve kullanıcı olan sistemlerin yüksek memory ve işlemci gücü ihtiyacı vardır.

........ 

28 Temmuz 2009 Salı

BLACK SWAN MARKETING / SİYAH KUĞU PAZARLAMA

BLACK SWAN MARKETING / SİYAH KUĞU PAZARLAMA

Bir metafor olarak Siyah Kuğu kavramı, Nassim Nicholas Taleb’in kitabıyla[1] ünlendi. Taleb’e göre, dünya ortalamalar ve öngörülebilirlerle değil, rastlantılar, bilinmeyenler ve öngörülemeyenlerle şekilleniyor. Sıradan olanlar değil, büyük olaylar, keşifler ve olağanüstü insanlar büyük sonuçlara yol açabiliyor. Büyük değişimler, göstere göstere değil, hiç öngörülmeyen patlamalar veya oluşumlarla ortaya çıkıyor. Hiç akla gelmeyen, beklenmeyen, benzeri duyulmamış nadir olaylar, yepyeni fikir ve teknolojiler dünyayı büyük çapta etkiliyor. Yazar, bu tür olayları Siyah Kuğu olarak adlandırıyor. Tarihin, Google ve 11 Eylül gibi bir takım Siyah Kuğular’la yazıldığını ileri sürüyor. Tarih beklenmeyen ve imkânsız görünen olayların kitleleri etkilemesiyle; emekleyerek değil, sıçrayarak gelişiyor, diyor.

Bilim felsefesinde de değişikliklere yol açan Siyah Kuğu kavramı, “Bilmediklerimiz, bildiklerinizden daha önemlidir” anlayışını öne çıkarıyor. Siyah Kuğu olarak nitelenen olguların üç ortak özelliği vurgulanıyor. Bunlar, i) Geçmişte olabilirliğine işaret edecek hiçbir belirti olmadığı için sıra dışı, ii) Olağanüstü etki gücüne sahip, ve iii) Beklenmedik olmasına rağmen, ortaya çıkışından itibaren açıklanabilir ve öngörülebilir hale gelen olay, olgu ve oluşumlar olarak tanımlanıyor.

Avustralya’nın keşfinden önce bütün kuğular beyaz bilinirdi. Bu şüphe götürmez kanaatin yaşananlar ve deneysel deliller dışında başka bir kanıtı yoktu. O ana kadar bilinen bütün kuğular beyazdı. 1697’de bilim adamlarını herkesi şaşırtan durumla, bir siyah kuğu ile karşılaştılar. Tek bir gözlem, tek bir siyah kuğu, milyonlarca beyaz kuğunun binlerce yıldır teyid ettiği genel bir kanıyı bir anda yıkmış, geçersiz kılmıştı.

Bu olay başka bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Gözlem ve deneylere dayalı öğrenme, ciddî boyutlarda sınırlayıcıydı ve bu tip olaylar bilgilerimizin ne kadar kırılgan olduğunu da kanıtlıyordu. Siyah Kuğu bir anlamda, yanılsamaları temsil ediyordu. Siyah Kuğu türü nadir olaylar hayatın akışını değiştirebiliyor, gelecek hesaba kitaba gelmiyor, bazen son sözü belirsizlikler söyleyebiliyordu.

Hayat, daha basit olanı anlamaya programlı akıllarımız için artık başa çıkılamayacak bir karmaşıklık içeriyor. Yaşananlar zihinlerde normalleştiriliyor. Olaylar öngörülemiyor, ancak yaşandıktan sonra geriye dönük olarak düşünüp açıklanmaya çalışılıyor. İnançları doğrulayan gözlemler aranıyor, kabul ediliyor; diğerleri reddediliyor. Olan biteni açıklayan öyküler inşa ediliyor. Dünyanın açık ve anlaşılır olduğu düşünülüp, bilinenler abartılıyor; bilinmeyenler görülemiyor, görmezden geliniyor. Siyah Kuğu’lar olumlu (Google) ve olumsuz (11 Eylül), global (Berlin Duvarının yıkılışı) ve kişisel olabiliyor. Öngörülemiyor fakat geniş düşünülerek yenileri üretilebiliyor ve olacaklara karşı önceden hazırlık yapılabiliyor.

Siyah Kuğu kavramının, “dikkat ekonomisi”ne dönüşen bir dünyada, pazarlama alanına da uygulanabileceği ileri sürülüyor[2]. Siyah Kuğu Pazarlama, bilinenlerin dışında müşterileri ve piyasaları etkilemek için yeni yollar arama ve denemeyi öne çıkarıyor. Kalabalıktan sıyrılmak, etkili olmak için katlanılabilir risklere girmek, çizgi dışına çıkmak, beklenmedik, öngörülmedik taraflarla sponsorluklara girişmek ve böylesi arayışları sürdürmek, bunları stratejinin bir parçası yapmak öneriliyor.

Bu bağlamda, Seth Godin’in deyişiyle, “piyango kazanmaya” benzetilen viral pazarlama da bir tür Siyah Kuğu’yu bulma arayışı oluyor. İnsanların neleri birbirlerine delicesine aktaracaklarını keşfetmek için denenmemişleri sürekli denemek öneriliyor. Bir kere “tuttuğunda” bu denemeler çarpıcı sonuçlar (kazançlar) doğuruyor. Olaylar sonradan açıklanabiliyor. Siyah Kuğu sonradan bir norma dönüyor.



[1]               Nassim Nicholas Taleb, Black Swan, Random House, London, 2007.

[2]               http://brooksjordan.name/blog/?p=40

27 Temmuz 2009 Pazartesi

AĞUSTOS 2009 İTİBARİYLE LİSTEDE SON DURUM

PAZARLAMA Bİ TANEDİR serisinde yerini pazarlamaların sayısı dört yüze doğru yol alıyor.

Ağustos 2009 itibariyle listeye alınan PAZARLAMALAR aşağıda...


Yenilerini öneribilirsiniz.
Kimin, nerede ve ne anlamda kullandığını da belirtirseniz daha da memnun olurum.


ACQUISITION MARKETING / KAZANMA PAZARLAMA
ACTIVE MARKETING / AKTIF PAZARLAMA
ADVOCACY MARKETING / AVUKATLI PAZARLAMA
AESTHETICS MARKETING / ESTETIK PAZARLAMA
AFFILIATE MARKETING / BAĞLI PAZARLAMA
AFFINITY MARKETING / HISIMLIK PAZARLAMA
AFTER MARKETING / ARDIL PAZARLAMA
AGELESS MARKETING / YAŞLANMAYAN PAZARLAMA
AGGRESSIVE MARKETING / SALDIRGAN PAZARLAMA
AGRO MARKETING / TARIMSAL PAZARLAMA
AMBIENT MARKETING / AMBIYANS PAZARLAMA
AMBUSH MARKETING / SINSI PAZARLAMA
AMPLIFICATION MARKETING / AMPLIFIKASYON PAZARLAMA
ANTIMARKETER MARKETING /ANTIPAZARLAMACI PAZARLAMA
ARBITRAGE MARKETING / ARBITRAJ PAZARLAMA
AROMATIC MARKETING / AROMATIK PAZARLAMA
ART MARKETING / SANAT PAZARLAMA
ARTICLE MARKETING / MAKALE PAZARLAMA
ARTISTIC MARKETING / SANATSAL PAZARLAMA
ATTENUATION MARKETING / HAFIFLEŞTIRICI PAZARLAMA
AVATAR-BASED MARKETING / AVATAR TEMELLI PAZARLAMA
B-TO-B (B2B) MARKETING / FIRMADAN FIRMAYA PAZARLAMA
BARTER MARKETING / TAKAS PAZARLAMA
BEHAVIORAL MARKETING / DAVRANIŞSAL PAZARLAMA
BELOW-THE-LINE MARKETING / ÇIZGIALTI PAZARLAMA
BETA MARKETING / BETA PAZARLAMA
BLACK MARKETING / KARA PAZARLAMA
BLACK MARKETING / SIYAHÎ PAZARLAMA
BLACK SWAN MARKETING / SİYAH KUĞU PAZARLAMA
BLOG MARKETING / BLOG PAZARLAMA
BLUE-OCEAN MARKETING / MAVI-OKYANUS PAZARLAMA
BLUETOOTH MARKETING / MAVIDIŞ PAZARLAMA
BOTTOM-UP MARKETING / TABANDAN TEPEYE PAZARLAMA
BOYCOT MARKETING / BOYKOT PAZARLAMA
BRAND MARKETING / MARKA PAZARLAMA
BROWN MARKETING / KAHVERENGI PAZARLAMA
BUZZ MARKETING / VIZILTILI PAZARLAMA
CALL-CENTER MARKETING / ÇAĞRIMERKEZI PAZARLAMA
CATALOGUE MARKETING / KATALOG PAZARLAMA
CAUSE-RELATED MARKETING / DAVA DESTEKLI PAZARLAMA
CELEBRITY MARKETING / ÜNLÜ PAZARLAMA
CHAOS MARKETING / KAOS PAZARLAMA
CHARITY MARKETING / HAYIRSEVER PAZARLAMA
CITY MARKETING / ŞEHIR PAZARLAMA
CLOSED-LOOP MARKETING / KAPALIHALKA PAZARLAMA
CLUB MARKETING / KULÜP PAZARLAMA
CO-MARKETING / ORTAK PAZARLAMA
COLLABORATIVE MARKETING / ELATMALI PAZARLAMA
COLLEGE MARKETING / KOLEJ PAZARLAMA
COLOR MARKETING / RENK PAZARLAMA
COMMUNICATION-BASED MARKETING / İLETIŞIM TEMELLI PAZARLAMA
COMMUNITY MARKETING / CEMAAT PAZARLAMA
COMPETITIVE MARKETING / REKABETÇI PAZARLAMA
CONCENTRATED MARKETING / YOĞUNLAŞTIRILMIŞ PAZARLAMA
CONCURRENCE MARKETING / UYUMLU PAZARLAMA
CONGRESS MARKETING / KONGRE PAZARLAMA
CONQUEST MARKETING / FETIH PAZARLAMA
CONSENSUAL MARKETING / RIZALI PAZARLAMA
CONSUMER MARKETING / TÜKETICI PAZARLAMA
CONTAGION MARKETING / BULAŞICI PAZARLAMA
CONTEXTUAL MARKETING / BAĞLAMSAL PAZARLAMA
CONTRA MARKETING / KARŞI PAZARLAMA
CONTRARIAN MARKETING / ZITTINA PAZARLAMA
CONTROVERSIAL MARKETING / ZITLAŞIK PAZARLAMA
CONVERGENCE MARKETING / YAKINSAMA PAZARLAMA
CONVERSATION MARKETING / KONUŞMALI PAZARLAMA
COOPERATIVE MARKETING / KOOPERATIF PAZARLAMA
COVERT MARKETING / ÖRTÜK PAZARLAMA
CREATIVE MARKETING / KREATIF PAZARLAMA
CRITICAL MARKETING / ELEŞTIREL PAZARLAMA
CRM BASED MARKETING / MİY TEMELLI PAZARLAMA
CROSS MARKETING / ÇAPRAZ PAZARLAMA
CURIOSITY MARKETING / MERAK PAZARLAMA
CURRICULUM MARKETING / MÜFREDAT PAZARLAMA
CUSTOMER-FOCUSED MARKETING / MÜŞTERI ODAKLI PAZARLAMA
CUSTOMIZED MARKETING / MÜŞTERIYEGÖRELEŞTIRILMIŞ PAZARLAMA
CUSTOMERIZED MARKETING / MÜŞTERILEŞTIRILMIŞ PAZARLAMA
DARK MARKETING / KARANLIK PAZARLAMA
DATABASED MARKETING / VERITABANLI PAZARLAMA
DE-MARKETING / PAZARLAMAMA
DECENT MARKETING / MÜNASEBETLI PAZARLAMA
DESIGN MARKETING / TASARIM PAZARLAMA
DESTINATION MARKETING / DESTINASYON PAZARLAMA
DETECTIVE MARKETING / DEDEKTIF PAZARLAMA
DIALOGUE MARKETING / DIYALOG PAZARLAMA
DICHOTOMOUS MARKETING / İKI UÇLU PAZARLAMA
DIGITAL MARKETING / DIJITAL PAZARLAMA
DIRECT MARKETING / DOĞRUDAN PAZARLAMA
DIVERSITY MARKETING / ÇEŞITLILIK PAZARLAMA
DO-IT-YOURSELF MARKETING / KENDINYAP PAZARLAMA
DOOR-TO-DOOR MARKETING / KAPIDAN KAPIYA PAZARLAMA
DOWNSTREAM MARKETING / TAKTIK PAZARLAMA
DRIP MARKETING / DAMLAMA PAZARLAMA
DRUG MARKETING / İLAÇ PAZARLAMA
DUCT-TAPE MARKETING / YAPIŞKAN BANT PAZARLAMA
E-MARKETING / E- PAZARLAMA / ELEKTRONIK PAZARLAMA
ECOLOGICAL MARKETING / EKOLOJIK PAZARLAMA
EDITORIAL MARKETING / EDITORYAL PAZARLAMA
E-MAIL MARKETING / E-POSTA PAZARLAMA
EMOTIONAL MARKETING / DUYGUSAL PAZARLAMA
ENDO MARKETING / İÇ PAZARLAMA
ENDORSED OFFER MARKETING / CIROLU TEKLIF PAZARLAMA
ENGINEERING MARKETING / MÜHENDISLIK PAZARLAMASI / PAZARLAMA MÜHENDISLIĞI
ENLIGHTENED MARKETING / MÜNEVVER PAZARLAMA
ENTERTAINMENT MARKETING / EĞLENCE PAZARLAMA
ENTREPRENEURIAL MARKETING / GIRIŞIMSEL PAZARLAMA
ENVIRONMENTAL MARKETING / ÇEVRECI PAZARLAMA
ETHICAL MARKETING / ETIK PAZARLAMA
ETHNIC (ETHNO) MARKETING / ETNIK (ETNO) (IRKSAL) PAZARLAMA
EVANGELIST MARKETING / EVANJELIST PAZARLAMA
EVENT MARKETING / ETKINLIK PAZARLAMA
EXPEDITIONARY MARKETING / SEFERÎ PAZARLAMA
EXPERIENTIAL MARKETING / DENEYIMSEL PAZARLAMA
EXTREME MARKETING / UÇ PAZARLAMA
FACE-TO-FACE MARKETING / YÜZYÜZE PAZARLAMA
FACEBOOK MARKETING / FACEBOOK PAZARLAMA
FALLIBILITY MARKETING / BEŞERŞAŞAR PAZARLAMA
FAN MARKETING / TARAFTAR PAZARLAMA
FASHION MARKETING / MODA PAZARLAMA
FEAR MARKETING / KORKU PAZARLAMA
FINANCIAL MARKETING / FINANSAL PAZARLAMA
FISSION MARKETING / FIZYON PAZARLAMA
FOCUSED MARKETING / ODAKLANMIŞ PAZARLAMA
FLORAL MARKETING / FLORAL PAZARLAMA
FREE MARKETING / BEDAVA PAZARLAMA
FREQUENCY MARKETING / FREKANS PAZARLAMA
FUSION MARKETING / FÜZYON PAZARLAMA
FUZZY MARKETING / BULANIK PAZARLAMA
GAMES MARKETING / OYUN PAZARLAMA
GAY MARKETING / GAY PAZARLAMA
GIFT MARKETING / HEDIYE PAZARLAMA
GLOBAL MARKETING / KÜRESEL PAZARLAMA
GLOCAL MARKETING / KÜREYEREL PAZARLAMA
GOOGLE MARKETING / GUGIL PAZARLAMA
GOVERNMENTAL MARKETING / KAMUSAL PAZARLAMA
GRASSROOTS MARKETING / ESASTAN PAZARLAMA
GRAY MARKETING / GRI PAZARLAMA
GREEN MARKETING / YEŞIL PAZARLAMA
GUERILLA MARKETING / GERILLA PAZARLAMA
HEALTHCARE MARKETING / SAĞLIK HIZMETLERINDE PAZARLAMA
HERITAGE MARKETING / MIRAS PAZARLAMA
HISPANIC MARKETING / LATINO PAZARLAMA
HOLIDAY MARKETING / TATIL PAZARLAMA
HOLISTIC MARKETING / HOLISTIK PAZARLAMA
HORECA MARKETING / HORECA PAZARLAMA
HORIZONTAL MARKETING / YATAY PAZARLAMA
HOSPITALITY MARKETING / AĞIRLAMA PAZARLAMA
HOST/BENEFICIARY MARKETING / SUNUCU/YARARCI PAZARLAMA
HOSTILE MARKETING / DÜŞMANCA PAZARLAMA
HYPNOTIC MARKETING / HIPNOTIK PAZARLAMA
IDEA MARKETING / FIKIR PAZARLAMA
IDEAVIRUS MARKETING / FIKIRVIRÜSÜ PAZARLAMA
IDEOLOGY MARKETING / İDEOLOJI PAZARLAMA
IMMERSION MARKETING / DALDIRMA PAZARLAMA
IMPRESSIONIST MARKETING / EMPRESYONIST PAZARLAMA
INBOUND MARKETING / GELEN PAZARLAMA
IN-CALENDAR MARKETING / TAKVIMDE PAZARLAMA
INCIDENTAL MARKETING / ANLIK PAZARLAMA
INDECENT MARKETING / MÜNASEBETSIZ PAZARLAMA
INDUSTRIAL MARKETING / ENDÜSTRIYEL PAZARLAMA
INERTIA MARKETING / ATALET PAZARLAMA
INFLUENTIAL/INFLUENCER MARKETING / HATIRLI/HATIRLILAR PAZARLAMA
INNOVATIVE MARKETING / INOVATIF PAZARLAMA
INSIDE OUT MARKETING / İÇIDIŞIBIR PAZARLAMA
INSIDER MARKETING / İÇERDENBIRI PAZARLAMA
INSPIRING/INSPIRED MARKETING / ESINLENDIREN/ESINLENMIŞ PAZARLAMA
INSTORE MARKETING / MAĞAZAIÇI PAZARLAMA
INTEGRATED MARKETING / BÜTÜNLEŞIK PAZARLAMA
INTERACTIVE MARKETING / ETKILEŞIMLI PAZARLAMA
INTERNAL MARKETING / İÇE PAZARLAMA
INTERNATIONAL MARKETING / ULUSLARARASI PAZARLAMA
INTERNET MARKETING / İNTERNET PAZARLAMA
INTERRUPTED (INTERRUPTION) MARKETING / SEKTELI PAZARLAMA
IRRITATING MARKETING / İRKILTICI PAZARLAMA
JOINT-VENTURES MARKETING / ORTAKGIRIŞIM PAZARLAMA
KARMIC MARKETING / KARMIK PAZARLAMA
KEYWORD MARKETING / ANAHTARKELIME PAZARLAMA
KICKSTART MARKETING / MARŞABASAN PAZARLAMA
KIDS MARKETING / ÇOCUKLU PAZARLAMA
KNOWLEDGE-BASED MARKETING / BILGI TEMELLI PAZARLAMA
LATERAL MARKETING / YANAL PAZARLAMA
LEAN MARKETING / YALIN PAZARLAMA
LEISURE MARKETING / SERBESTZAMAN PAZARLAMA
LEVERAGE MARKETING / KALDIRAÇ PAZARLAMA
LIFESTYLE MARKETING / YAŞAMTARZI PAZARLAMA
LIVE MARKETING / CANLI PAZARLAMA
LOCAL MARKETING / YEREL PAZARLAMA
LONG-TAIL MARKETING / UZUNKUYRUK PAZARLAMA
LOW-COST MARKETING / DÜŞÜKMALIYET PAZARLAMA
LOYALTY MARKETING / SADAKAT PAZARLAMA
LUXURY MARKETING / LÜKS PAZARLAMA
MACRO MARKETING / MAKRO PAZARLAMA
MAGICAL MARKETING / SIHIRLI PAZARLAMA
MALE MARKETING / ERKEKLERE PAZARLAMA
MASCOT MARKETING / MASKOT (UĞURCAK) PAZARLAMA
MASS MARKETING / KITLESEL PAZARLAMA
MASS MICRO MARKETING / KITLESEL MIKRO PAZARLAMA
MAXI MARKETING / MAKSI PAZARLAMA
MEDICAL MARKETING / MEDIKAL PAZARLAMA
MEGA MARKETING / MEGA PAZARLAMA
META MARKETING / META PAZARLAMA
METAPHORIC MARKETING / MECAZÎ PAZARLAMA
MICRO MARKETING / MIKRO PAZARLAMA
MIND-ALTERING MARKETING / ZIHIN-DÖNÜŞTÜREN PAZARLAMA
MISCHIEVOUS MARKETING / YARAMAZ PAZARLAMA
MOBILE MARKETING / MOBIL (SEYYAR) PAZARLAMA
MOSQUITO MARKETING / SIVRISINEK PAZARLAMA
MOTIVATIONAL MARKETING / GÜDÜLEYICI PAZARLAMA
MULTI-CONNECTED MARKETING / ÇOK BAĞLANTILI PAZARLAMA
MULTI-CULTURAL MARKETING / ÇOK KÜLTÜRLÜ PAZARLAMA
MULTI-LEVEL MARKETING / ÇOK KATMANLI PAZARLAMA
MULTILOG MARKETING / ÇOKGÖVDELI PAZARLAMA
MUSEUM MARKETING / MÜZE PAZARLAMASI
MUSICAL MARKETING / MÜZIKAL PAZARLAMA
MYSTERY MARKETING / GIZEMLI PAZARLAMA
NANO MARKETING / NANO PAZARLAMA
NATIONAL MARKETING / ULUSAL PAZARLAMA
NEGATIVE MARKETING / NEGATIF PAZARLAMA
NETWORK MARKETING / ŞEBEKE PAZARLAMA
NEURO MARKETING / NÖRO (BEYINBILIM) PAZARLAMA
NEW-MEDIA MARKETING / YENI MEDYA PAZARLAMA
NGO MARKETING / STK (SIVIL TOPLUM KURULUŞLARINDA) PAZARLAMA
NICHE MARKETING / NIŞ PAZARLAMA
NON-PROFIT MARKETING / KÂRAMAÇSIZ PAZARLAMA
NOSTALGIC MARKETING / NOSTALJIK PAZARLAMA
NUCLEAR MARKETING / NÜKLEER PAZARLAMA
NURTURE MARKETING / YETIŞTIRME PAZARLAMA
OBESITY MARKETING / OBEZITE PAZARLAMA
OCCASION MARKETING / VESILE PAZARLAMA
ODOR MARKETING / KOKU PAZARLAMA
OLFACTORY MARKETING / KOKLAMALI PAZARLAMA
OMNI MARKETING / OMNI PAZARLAMA
ONE-ON-ONE MARKETING / BIRER BIRER PAZARLAMA
ONE-TO-ONE MARKETING / BIREBIR PAZARLAMA
ON-LINE MARKETING / ÇEVRIMIÇI PAZARLAMA
OPPORTUNITY MARKETING / FIRSAT PAZARLAMA
OPT-IN MARKETING / KATILMALI PAZARLAMA
OPT-OUT MARKETING / KATILMAMALI PAZARLAMA
ORGANIC MARKETING / ORGANIK PAZARLAMA
ORGANIZATIONAL MARKETING / ÖRGÜTLER / ÖRGÜTSEL PAZARLAMA
OUTBOUND MARKETING / GIDEN PAZARLAMA
P2P (PERSON-TO-PERSON) MARKETING / KIŞIDEN KIŞIYE PAZARLAMA
P2P (PEER-TO-PEER) MARKETING / EŞLERARASI PAZARLAMA
PARTICIPATION MARKETING / KATILIM PAZARLAMA
PASSION MARKETING / TUTKU PAZARLAMA
PATRIOTIC MARKETING / VATANPERVER PAZARLAMA
PAY-AS-YOU-WISH MARKETING / DILEDIĞINCE-ÖDE PAZARLAMA
PEER-TO-PEER MARKETING / EŞTENEŞE PAZARLAMA
PENETRATION MARKETING / PENETRASYON PAZARLAMA
PERMISSION MARKETING / İZINLI PAZARLAMA
PERSON-TO-PERSON MARKETING / KIŞIDEN KIŞIYE
PERSONAL MARKETING / ŞAHSÎ PAZARLAMA
PERSONALIZED MARKETING / KIŞISELLEŞTIRILMIŞ PAZARLAMA
PET MARKETING / EVHAYVANI PAZARLAMA
PINK MARKETING / PEMBE PAZARLAMA
POLITICAL MARKETING / SIYASAL PAZARLAMA
POWER MARKETING / GÜÇ PAZARLAMA
PRECISION MARKETING / HASSAS PAZARLAMA
PROACTIVE MARKETING / PROAKTIF PAZARLAMA
PROFIT-BASED MARKETING / KÂR TEMELLI PAZARLAMA
PSYCHOLOGICAL MARKETING / PSIKOLOJIK PAZARLAMA
PUBLICITY MARKETING / PABLISITI PAZARLAMA
PUBLIC SERVICES MARKETING / KAMU HIZMETLERI PAZARLAMASI
PULL MARKETING / ÇEKME PAZARLAMA
PUNK MARKETING / PUNK PAZARLAMA
PUSH MARKETING / İTME PAZARLAMA
QUANTUM MARKETING / KUANTUM PAZARLAMA
RACIAL MARKETING / IRKSAL PAZARLAMA
RADICAL MARKETING / RADIKAL PAZARLAMA
RE-MARKETING / YENIDEN PAZARLAMA
REACTIVE MARKETING / TEPKISEL PAZARLAMA
REAL ESTATE MARKETING / GAYRIMENKUL PAZARLAMA
REAL-TIME MARKETING / GERÇEK ZAMANLI PAZARLAMA
REALITY MARKETING / GERÇEKLIK PAZARLAMA
RECIPROCAL MARKETING / ALGÜLÜM VERGÜLÜM PAZARLAMA
RECOMMENDATION MARKETING / TAVSIYELI PAZARLAMA
REFERRAL MARKETING / REFERANSLI PAZARLAMA
REGIONAL MARKETING / BÖLGESEL PAZARLAMA
RELATIONSHIP MARKETING / İLIŞKILILIK PAZARLAMA
RELEVANCE MARKETING / İLINTILI PAZARLAMA
RELIGIOUS MARKETING / DINÎ PAZARLAMA
REPRO MARKETING / KOPYA PAZARLAMA
RESOURCE-BASED MARKETING / KAYNAK TABANLI PAZARLAMA
RESTAURANT MARKETING / RESTORAN PAZARLAMA
RETENTION MARKETING / ALIKONUM PAZARLAMA
RETRO MARKETING / YENILEME PAZARLAMA
REVERSE MARKETING / TERSINE PAZARLAMA
REVERSE PSYCHOLOGY MARKETING / TERSINE PSIKOLOJI PAZARLAMASI
REVOLUTIONARY MARKETING / DEVRIMCI PAZARLAMA
RIPPLE MARKETING / DALGACIK PAZARLAMA
ROBIN HOOD MARKETING / ROBIN HOOD PAZARLAMA
RSS MARKETING / RSS PAZARLAMA
SCENT MARKETING / ESANS PAZARLAMA
SEARCH ENGINE MARKETING / ARAMA MOTORU PAZARLAMA
SEASONAL MARKETING / MEVSIMLIK PAZARLAMA
SEGMENTED MARKETING / BÖLÜMLENDIRILMIŞ PAZARLAMA
SEGMENT-OF-ONE MARKETING / TEK BIRIMLI SEGMENT PAZARLAMA
SEMIOTIC MARKETING / SEMIYOTIK (GÖSTERGEBILIM) PAZARLAMA
SENSE-OF-MISSION MARKETING / ADANMIŞLIK PAZARLAMA
SENSORY MARKETING / DUYUSAL PAZARLAMA
SERVICES MARKETING / HIZMETLER PAZARLAMA
SHAMELESS MARKETING / ARSIZ PAZARLAMA
SHOPPER MARKETING / ALIŞVERIŞÇI PAZARLAMA
SHOTGUN MARKETING / AVTÜFEĞI PAZARLAMA
SIMPLICITY MARKETING / SADELIK PAZARLAMA
SKIMMING MARKETING / KAYMAKLAMA PAZARLAMA
SLIPSTREAM MARKETING / RÜZGÂRINDA PAZARLAMA
SMALL BUSINESS MARKETING / KOBİ PAZARLAMA
SMART MARKETING / AÇIKGÖZ PAZARLAMA
SMS MARKETING / SMS (ESEMES) PAZARLAMA
SO WHAT? MARKETING / EEE, NO’LMUŞ PAZARLAMA
SOCIAL MARKETING / SOSYAL PAZARLAMA
SOCIAL MEDIA MARKETING / SOSYAL MEDYA PAZARLAMA
SOCIAL NORMS MARKETING / SOSYAL NORMLAR PAZARLAMA
SOMATIC MARKETING / SOMATIK PAZARLAMA
SPECIAL-EVENTS MARKETING / ÖZEL OLAYLAR PAZARLAMA
SPIRITUAL MARKETING / RUHSAL PAZARLAMA
SPORTS MARKETING / SPOR PAZARLAMA
STEALTH MARKETING / ÖRTÜLÜ PAZARLAMA
STORY MARKETING / HIKÂYE PAZARLAMA
STRATEGIC MARKETING / STRATEJIK PAZARLAMA
SUBLIMINAL MARKETING / EŞIKALTI PAZARLAMA
SUSTAINABLE MARKETING / SÜRDÜRÜLEBILIR PAZARLAMA
SYMPHONIC MARKETING / SENFONIK PAZARLAMA
SYNCHRONIZED MARKETING / SENKRONIZE PAZARLAMA
TAILORED MARKETING / BIÇILMIŞ (CUK OTURAN) PAZARLAMA
TARGET MARKETING / HEDEF PAZARLAMA
TELE MARKETING / TELE PAZARLAMA
THEMATIC MARKETING / TEMATIK PAZARLAMA
TOUCH MARKETING / TUŞE (DOKUNMA) PAZARLAMA
TRADE MARKETING / TICARÎ PAZARLAMA
TRADE-SHOW MARKETING / TICARÎ FUAR PAZARLAMA
TRADITIONAL MARKETING / GELENEKSEL PAZARLAMA
TRANSIT MARKETING / TRANSIT PAZARLAMA
TRANSACTION(AL) MARKETING / İŞLEM(SEL) PAZARLAMA
TRANSFORMATIONAL MARKETING / DÖNÜŞTÜRÜCÜ PAZARLAMA
TRANSFUSION MARKETING / KANNAKLI PAZARLAMA
TRANSPARENT MARKETING / İÇINIGÖSTEREN PAZARLAMA
TREND MARKETING / TREND (AKIM) PAZARLAMA
TRENDSETTER MARKETING / MODABAŞLATICI PAZARLAMA
TRIBAL MARKETING / KABILESEL PAZARLAMA
TURBO MARKETING / TÜRBO PAZARLAMA
U-MARKETING / U-PAZARLAMA
UNDERCOVER MARKETING / HAFIYELI PAZARLAMA
UNDER-THE-RADAR MARKETING / RADARALTI PAZARLAMA
UN-WHATEVER MARKETING / NEDEĞIL PAZARLAMA
UPSTREAM MARKETING / AKINTIYA KARŞI (STRATEJIK) PAZARLAMA
URBAN(AL) MARKETING / ŞEHIR(SEL) PAZARLAMA
USEFUL MARKETING / YARARLI PAZARLAMA
VALUE MARKETING / DEĞER PAZARLAMA
VALUE-ADDED / KATMA-DEĞERLI PAZARLAMA
VALUE- BASED / DEĞER-TEMELLI PAZARLAMA
VALUE-DRIVEN / DEĞERGÜDÜMLÜ PAZARLAMA
VERTICAL MARKETING / DIKEY PAZARLAMA
VIDEO PORTAL MARKETING / VIDEO PORTAL PAZARLAMA
VIRAL MARKETING / VIRAL PAZARLAMA
VIRTUAL MARKETING / SANAL PAZARLAMA
WARKETING MARKETING / SAVAŞLAMA (SAVAŞKAN PAZARLAMA)
WEB MARKETING / WEB PAZARLAMA
WEDDING MARKETING / DÜĞÜN PAZARLAMA
WIDGET MARKETING / EKLENTI PAZARLAMA
WIKI MARKETING / VIKI PAZARLAMA
WIRELESS MARKETING / KABLOSUZ PAZARLAMA
WORD-OF-MOUSE MARKETING / FAREDENFAREYE PAZARLAMA
WORD-OF-MOUTH MARKETING / AĞIZDANAĞZA PAZARLAMA (WOMM)
YELLOW MARKETING / SARI PAZARLAMA
YOUTH MARKETING / GENÇ PAZARLAMA
YOUTUBE MARKETING / YOUTUBE PAZARLAMA
ZERO-BASED MARKETING / SIFIR TABANLI PAZARLAMA
ZIP CODE MARKETING / ALAN KODU PAZARLAMA
2.0 MARKETING / PAZARLAMA İKISIFIR
50+ MARKETING / 50+ (ELLIÜSTÜ) PAZARLAMA
360° MARKETING / 360 DERECE PAZARLAMA

14 Temmuz 2009 Salı

DIGITAL MARKETING / DİJİTAL PAZARLAMA


Dünya değişiyor. 

Pazarlama da değişiyor. 

Dijital Pazarlama çok daha hızlı gelişiyor.

Dijital Pazarlama'nın 2009'daki manzarasını yansıtan bir sunum aşağıda:

Keyifli izlemeler ve bol ilhamlar....


21 Mayıs 2009 Perşembe

HEALTHCARE MARKETING / SAĞLIK HİZMETLERİNDE PAZARLAMA


HealthCare Marketing, Türkçe’de Sağlık Kuruluşlarında Pazarlama olarak biliniyor.[i] Pazarlama, sağlık kuruluşları yöneticileri ve hekimler tarafından çoğu kez doğru anlaşılamadı. Onlara göre pazarlama “halka ilişkilerin” yeni adıdır. Dolayısı ile pazarlama yöneticisinin görevi toplumla ilişkileri güçlendirmek ve sağlık kuruluşunun faaliyetini devam ettirebilmesi için gerekli fonları sağlamakla, kısacası tutundurma çabaları ile sınırlıdır.[ii]

2000’li yıllarda sağlık hizmetlerinde özel sektörün payının giderek artmasıyla birlikte, sağlık kuruluşları yönetiminde işletmecilik ve pazarlama yönlü anlayışlar daha yaygın ve daha doğru algılanır hale geldi.

Sağlık işletmelerinde pazarlama anlayışı ve pazarlama bakış açısının kendini hissettirmesi hastane içine yönelik bir uygulama anlayışından sağlık işletmesi müşterilerinin istek ve ihtiyaçlarına seslenen bir politikaya geçilmesiyle mümkün olacaktır. Bir sağlık kuruluşunun benzerleri arasında farklılaşması ve tercih edilir hale gelmesi için diğerlerine nazaran bir üstünlüğü olması gerekir. İşte bu farkı üretmek için hedef pazarın arzu ve ihtiyaçlarının belirlenmesiyle başlayıp, beklenen her türlü değerin sunulması, sürekli ve sürdürülebilir bir tatmin oluşturulabilmesi için gereken bütün işlem, faaliyet ve süreçler “sağlık kuruluşları pazarlaması” olarak adlandırılıyor.

Sağlık hizmeti terimi hem koruyucu hem de tedavi edici nitelikleriyle klasik sağlık hizmetleri yanında zayıflama kürleri, aerobic kursları, spa’lar gibi insan sağlığına dolaylı veya dolaysız katkıda bulunan her türlü hizmeti kapsar.

Sağlık sektöründe çalışanlar, hatta hastaların kendileri ve özellikle hekimler, hasta yerine müşteri teriminin kullanılmasını yadırgadılar. Hatta sağlık kuruluşlarındaki çalışanlar dahi müşteri olarak kabul edilmelidir. Bir açıdan, sağlık kuruluşu önce onlara pazarlanmalıdır.[iii] Hizmet üretimi firma personeli ve bazı özel durumlarda müşterilerin de dâhil olduğu katılımlarla insanlar tarafından gerçekleştirilir. Hizmet pazarlaması konusunda kapsamlı bir çalışma için “Hizmet Pazarlaması”[iv] kitabına başvurulabilir.

İşletmelerdeki “üretilen mal nasılsa satılır” anlayışının artık geçerli olmadığının anlaşılmasına paralel olarak, sağlık kuruluşlarında pazarlamaya gerek olmadığı, bunun zorunluluklar sonucu oluşan bir talep olduğu, talebin yüksek, arzın kısıtlı olduğu yolundaki anlayışlar yerini rekabetçi pazarlama uygulamalarına terketmektedir.

Sağlık kuruluşlarında pazarlamanın yavaş gelişmesinin bir sebebi bu işletmelerin genellikle kâr amaçsız birimler olarak algılanmasıdır. Vakıf veya dernek gibi kâr amaçsız kuruluşlarda da, kamu kuruluşlarında da, sağlık hizmetleri giderlerinin sosyal devlet tarafından veya sigorta şirketlerince karşılandığı hallerde de, özel sektör girişimlerinde olduğu derecede pazarlamaya ihtiyaç vardır. Pazarlama her türden işletmelerde olduğu gibi, sağlık kuruluşları için en temel fonksiyon olarak kendini hissettirmektedir.

Sağlık hizmetleri pazarında değişik oyuncular yer almaktadır ve bunların amaç ve beklentileri arasında farklar vardır. Hastaların amacı sağlıklarına en az maliyet ve zahmetle kavuşmak iken, hekimler yaşamlarını sürdürebilmek için yeterli miktarda hastaya ve gelire sahip olmak, hastaneler hekimlerle iyi ilişkiler kurmak, personelin kalitesini yükseltmek, tıbbî açıdan ve hasta sayısı ve gelirler bakımından rakiplerine üstünlük sağlamak önemlidir. Personeli için toplu sağlık hizmeti satınalan bir işveren bunu kendisine ağır bir malî yük getirmeyecek şekilde edinmeye çalışır. Hastane belli bir ücret talep ederken yapılan bir teklif, işveren veya sigortaya pahalı gelirse mübadele (alış-veriş) gerçekleşmez.[v]

Sağlık Kuruluşlarında Pazarlamada sıkça karşılaşılan konulardan biri de bağışlardır. Toplumların sağlık hizmetlerinin karşılanmasında bağışlar büyük rol oynayagelmiştir. Bağış toplamanın en ilkel yolu “yalvarmaktır.” Ancak bu gün bağışlar daha farklı yollardan, daha örgütlü ve planlı bir biçimde toplanabiliyor. Sağlık kuruluşlarına hâkim olan pazarlama anlayışı ile bağış toplama yöntemleri arasında yakın bir ilişki görülüyor[vi].

Üretim anlayışındaki bir sağlık kuruluşu iyi bir amaca hizmet ettiği düşüncesiyle toplumun kendilerine yardım edeceğini, etmesini bekler. Bağışlar genellikle üst kademe yöneticisinin kişisel ilişkileri ve çabalarıyla elde edilir. Bağış toplama sürekli bir faaliyet olmayıp, genelde gönüllülerin gayretlerine bağlıdır.

Satış anlayışında ise, çevrede yeterince bağış yapabilecek kişi olduğu düşünülür. Önemli olan, bağışçı portföyünü belirlemek ve/veya genişletmek değil, zaten bol miktarda olduğu varsayılan bu kişi ve kuruluşlara ulaşabilmektir. Bağışlar hayli zorlamalı bir şekilde toplanır.

Pazarlama anlayışında ise “bağışlar pazarı inceleyerek, en uygun bağışçıların kimler olduğunu belirlemeli ve buna göre stratejiler geliştirerek bunlara yaklaşılmalı” şeklinde düşünülür. Bağışçılar da hastalar gibi önem verilmesi, kendilerine hizmet sunulması gereken bir pazardır (bir kitledir). Bu yüzden, bağışçılar pazarı dikkatle incelenir ve bölümlendirilir. Her bölümün pazar potansiyeli tahmin edilip, en uygunları seçilir. Her biri için ayrı stratejiler geliştirilir ve bu stratejilerin uygulanması sorumluluğu farklı kişilere verilir.

Sağlık Kuruluşlarında Pazarlama konusunda ayrıntılı bilgiler için Yavuz Odabaşı’nın kitabına da bakılabilir[vii].

İlaç, sağlık kuruluşları pazarlamasındaki öğelerden biridir. İlaç pazarları dünya çapında kuruluşların ilgi ve iştahını çekmiştir. Bu konular için Drug Marketing[viii]’e bakınız.

Sağlık hizmetlerinde pazarlama, genellikle yerel yürütülen sağlık hizmetlerinin uluslararası pazarlara yönelerek pazarlarını genişletmelerine de zemin hazırlamıştır. Göz, diş, estetik ve benzeri sağlık hizmetleri, yurt dışından müşteri getiren organisyonlar birlikte çalışıyor. Müşteriler, sağlık hizmetleri yanında, tatil ve eğlenceden oluşan paketlerle dahi, kendi ülkelerindeki fiyatlarla rekabet edebiliyor.



[i] Mehmet Karafakıoğlu, Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, İşletme Fakültesi Yayını No: 271, İstanbul, 1998, bu konuda başucu eseri sayılabilecek bir kaynak olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca, Yavuz Odabaşı, Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, Anadolu Üniversitesi A.Ö.F. Yayını, (1994), bu konudaki ilk kitaplardan biridir.

[ii] Karafakıoğlu, Age., s.1.

[iii] Mehmet Karafakıoğlu, Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, İstanbul, 1998.

[iv] A. Hamdi İslamoğlu, Burcu Candan, Şenol Hacıefendioğlu, Kenan Aydın, Hizmet Pazarlaması, Beta Yayınları, İstanbul, 2006.

[v] Karafakıoglu, Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, İstanbul, 1998, s.13-14.

[vi] Ibid., s. 219-220.

[vii] Yavuz Odabaşı, Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, Anadolu Üniversitesi A.Ö.F. Yayını, (1994).

[viii] Ray Moynihan ve Alan Cassels, Satılık Hastalıklar, Hayy Kitap, İstanbul, 2006. Bu kitapta uydurma hastalıkların profesyonellerce tasarlanıp bu hayalin topluma nasıl pazarlandığı konu ediliyormuş.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

REVERSE PSYCHOLOGY MARKETING / TERSİNE PSİKOLOJİ PAZARLAMASI

“Çekme” Pazarlamanın yeni bir türü olarak tanıtılıyor[1]. Adı geçen kaynakta yazarlar, konvansiyonel pazarlama düşüncesinin kusur ve hatalarına işaretle bunların aşırı pazarlamanın yıkıcılığına yol açtığını, giderek daha fazla sayıda yenilikçi firmanın, tersine psikoloji pazarlama kapsamında, yeni yaklaşımlar benimsediklerine dikkat çekiyorlar. Internet ve globalleşmenin etkisiyle müşterilerin “itme” pazarlamaya karşı bir direnç kazandıklarına, bir “anti-pazarlama[2]” konumuna geldiklerine vurgu yaparak yeni yöntemler ve ilişkilerin gerekliliğini açıklıyorlar.

Bu yaklaşım, bir bakıma, “müşterilerin peşinde koşma, onların seni keşfetmelerini sağla” anlayışına dayanıyor. MBA kurslarında ve kitaplarında yazanların aksine, her biri birer tersine psikoloji uygulaması sayılan levhasız vitrinsiz mağazalar (New York Manhattan’da Prada), reklâmsız markalar, promosyonsuz turistik noktalar, ‘slow food’ restoranlar, sade görünüşlü modellerin de iş yapabildiğini ifade ediyorlar. Kitapta, bir yandan da, müşterilerini tatmin etme iddiasında olmayan, ‘alırsan al’ dercesine davranan, müşterilerin neye sahip olup olamayacaklarını dikte eden, otoriter bir öğretmen gibi davranan bazı firmaların da müşteri çekebildiklerine işaret ediliyor.

Yazarlara göre, geleneksel pazarlama stratejileri, müşterilerin “aşırı pazarlama” tekniklerinden artık etkilenmez olmaları yüzünden başarısız kalıyor. İnsanlar kendilerine ne yapmaları gerektiğinin söylenmesinden, şunu almalısın denmesinden sıkıldılar, bıktılar. Müşterilere çok sayıda seçenek sunan geleneksel pazarlama kampanyaları, kafaları karıştırıyor; müşteriler kendilerini baskı altında hissediyor; dolayısıyla kuşkulanıyor, sıkılıyor ve tedirgin oluyorlar. Tersine Psikoloji Pazarlama müşteriye sunulan seçeneklerin azaltılmasını, özlere dönülmesini öneriyor. ‘Şefin seçimi’ türü restoranların arttığını, buralarda müşterilerin menüden seçim yapmadıklarını, ‘kendilerine sunulanı’ seve seve kabul ettiklerini söylüyor. Sinha, günümüz pazarlamasında ne kadar az o kadar iyidir diyor. Dove’un gerçek kadınları model olarak kullandığı Gerçek Güzellik kampanyası bir örnek. İnsanların doğallığa (incili mücevherlere), doğal (Whole Foods) ve sade ürünlere (iPod), geleneksel şeylere (kütük evlere) karşı genel bir nostalji duyduğuna dikkat çekiliyor.

Anti pazarlama veya başka bir adıyla tersine psikoloji pazarlaması, bir formüle dayanmamakla birlikte ürünleri erişilemez göstermeye çalışıyor. Bazı restoranlar gizemli bir çekicilik kazanmak için reklâmlarında adres vermezler. Bu yeni çekme stratejisinin gereği olarak bazı mağazalar vitrin ve içeriyi gösteren camları kaldırır, müşterilerin özel bir kulübe girdikleri duygusunu yaşatmaya çalışırlar.

Sinha ve Foscht’a göre pazarlamanın 4P’sinin yerini 3B alıyor. Marka (Brand), tüketici ağı (Buyer network) ve tedarik veya satın alma zinciri (Buying or supply chain). Marka, tüketiciler için bir takım değerleri simgeleyen sosyal bir ağı ifade ediyor. Markalar artık ifade ettikleri değerler ve sahip oldukları tüketici ağları ile tanımlanıyorlar.

Tersine psikoloji pazarlamasında en önemli pazarlama aracı “hub” denilen odak noktalar oluşturuyor. Bunlar çoğunlukla insanların hayranlık duyduğu, dünyaca tanınmış ünlü kişilerden ya da fikir liderleri olarak tanınan, bir grup insanın her hareketlerini takip ve taklit ettiği özel kişilerden oluşuyor. Ancak buradaki pazarlama stratejisinde odak kişi markanın veya ürünün reklâmını, bir iş olarak değil, doğal bir şekilde yapıyor.

Tersine psikoloji pazarlaması, fısıltı pazarlamasının (word of mouth marketing) ve viral pazarlamanın (viral marketing) estirdiği rüzgarı arkasına alarak; değişen şartlara göre yeni, çarpıcı ve farklı çözümler keşfetmek gerektiğini hatırlatıyor.



[1] Indrajit Sinha, Thomas Foscht, Reverse Psychology Marketing: The Death of Traditional Marketing and the Rise of the New "Pull" Game, Palgrave MacMillan, New York, 2007. Kitabı tanımak için: http://books.google.com/books?id=i1esHgAACAAJ&dq=%22thomas+foscht%22

[2] Kitabın tanıtıldığı bir kaynak için bakınız: http://www.temple.edu/temple_times/february07/antimarketing.html

1 Mayıs 2009 Cuma

MUSEUM MARKETING / MÜZE PAZARLAMASI

Geçmişe ait eserlerin ve hayat tarzlarının sergilendiği müzeler de bir pazarlama objesidir. Hızlı bir değişim ve gelişim süreci yaşayan müzelerin amaçlarına ulaşabilmeleri ve topluma daha yararlı olmaları için toplumla bütünleşmesleripazarlama araçlarından ne derecede yararlanabildiklerine de bağlıdır. Müze pazarlaması[i], müzecilik sektöründeki pazarlama uygulamalarıyla ilgilidir.



[i] Mete Sezgin, Abdullah Karaman, Müze Yönetimi ve Pazarlaması, Çizgi Kitabevi, Konya, 2009.

16 Nisan 2009 Perşembe

SMS / SMS (ESEMES) PAZARLAMA

(Kaynak: İsmail Kaya, http://pazarlamabitanedir.blogspot.com, 16.04.09)

Mobil Pazarlama uygulamalarından biri olarak yaygın bir kullanıma sahip. SMS, Short Message Service (Kısa Mesaj Servisi) olarak biliniyor. Sahip olduğu, hedef kişilere doğrudan, hızlı, anlık ulaşma gibi özellikleri, başlangıçta kişisel haberleşme amaçlarıyla kullanılan bu servisin ticarî bir karakter kazanmasına katkıda bulundu. Cep telefonlarına geldiğinde bir uyarı sesi (Blip) çıkardığı için Blip Marketing olarak da adlandırılabiliyor.

SMS Pazarlama toplam sayısı neredeyse toplam nüfusa yaklaşan cep telefonu kullanıcılarının ceplerine her an düşen (dökülen) mesajlarla yürütülen kampanyalarla kendini gösteriyor[i]. “Tüketicilere promosyon amaçlı hediye dağıtımı eskiden beri biliniyor. Ama son senelerde, artık bu konu promosyonu aşmış ve ticaret haline getirilmiş durumda. Günümüzde hızlı tüketilen ürünler ile ilgili gerçekleştirilen promosyon kampanyalarının çoğunluğu, tüketicinin SMS ile katılımını gerektiriyor. Bu konu üzerinde biraz düşününce ve hesap yapınca, ortaya çıkan tablo insanı rahatsız ediyor.

Tipik bir kampanyada, tüketici 2 veya 3 adet SMS mesajı bedeli ile bu kampanyaya katılıyor. Kampanya dahilinde dağıtılan promosyon ürününün bir otomobil olduğunu, ve kampanyaya 1 milyon kişinin katıldığını düşünelim. Tanesi 15 YKrş'den, 300.000 veya 450.000 YTL gelir elde edilebilir. Otomobilin yanında birçok ufak tefek hediyenin de verildiğini düşünsek, kampanyanın maliyetinin 100.000 YTL'den daha fazla olmayacağını düşünmek yanlış olmaz. Maliyeti düşünce, elimizde kalan para 200 veya 350 bin YTL civarında oluyor. Bu para GSM operatörü ve kampanyayı yapan şirket arasında bölüşülüyor.

Bu şekilde düşününce, üreticilerin bu kadar fazla promosyon kampanyası yapmalarının nedeni ortaya çıkıyor. Eskiden bir maliyet ve yatırım olarak görülen promosyon çalışmaları, şimdi bir piyango veya ticarî aktiviteye dönüşmüş durumda. Bu, bence, zaafını çok iyi bildiğiniz (sözde) müşteri kitlenizin cebinden parayı almanın güzel bir yolu. Çocuklar ve gençler biz farkında olmasak bile, ceplerindeki sınırlı parayı, SMS kontörlerine böylece harcamış oluyorlar.”

Bu yazıya gelen yorumlar SMS Pazarlamasının başka yönleri de ortaya koyuyordu:

“Promosyonlarda SMS kullanılması eski kampanyalardan daha kolay olduğu için katılım daha yüksek oluyor. İçecek kapaklarını, margarin kulakçıklarını kesmenize gerek kalmıyor. Sadece ürün üzerindeki kodu giriyorsunuz ve yolluyorsunuz. '2 kontörden birşey olmaz' diye düşünülüyor. Hele bir de verilen hediyenin cazip oluşu ve de ya bana çıkarsa umudu insanları teşvik ediyor. Ancak bu bir kumar aslında... Siz para koyuyorsunuz ve olasılıklar var. Etik açıdan rahatsızlık verici bir durum.”

“Mobil pazarlama, yeni mecra'da oldukça tutulan bir yöntem. Ama durum tam da sizin zannettiğiniz gibi değil. Bir mobil kampanyada genel olarak 3 ana firmadan bahsedebiliriz. Bunlar GSM operatörü, Mobil Pazarlama ajansı ve kampanyayı gerçekleştiren marka. Bu kampanyalar esnasında sizin harcadığınız kontörler ya da SMS'ler ana markanın cebine gitmez. Mobil Marketing iyi kurgulandığı takdirde en başarılı pazarlama ve CRM verisi toplama yollarından biridir. Çünkü kitlesel değil, kişiseldir[ii].

Alper Akçan, SMS pazarlama üzerine yapılan değerlendirmeler hakkında yaptığı bir yorumda şunları yazdı: “Mobil Pazarlama konusunda ön yargılarınızın çok doğru olmadığını belirtmek zorundayım. Hem yaptığınız matematik hesabı, hem tüm dünyada genel geçer iş modeli, hem de markaların ve operatörlerin konuya yaklaşımı bu şekilde değil. Sırasıyla yanlışlıkları düzeltmek gerekirse; mobil pazarlama kampanyalarında premium fiyatlı SMS kullanılmaz, yani her SMS 1 SMS fiyatı ile fiyatlanır. Markalar açısından bakacak olursanız, katılım çok daha yüksek ve müşterisi ile interaktif bir ilişki içine geçmiş olmanın ötesinde; lojistik açıdan çok büyük faydalar var. Kampanyalar hızla devreye alabiliyorlar ve mektup saklama dertleri yok. (PK kampanyalarında gelen katılım mektupları 10 yıl süre ile saklanmak zorunda). Çekilişler elektronik ortamda yapılabiliyor. Tüketicileri hakkında daha detaylı kullanım bilgileri elde edebiliyorlar: örneğin bir kola markası kampanya yaptığında, katılım yoğunluğu real time görüldüğü için ürününün hangi saatler arasında en çok tüketildiği de öğreniliyor. Üstelik büyük ödül yanında küçük hediye de veriyorsa, kontör vermesi durumunda hiç bir lojistik sorunu yok, yani anında havadan hediyesini üretebiliyor.

Mobile Marketing Association (MMA), bu işin kurallarını tanımlayan bir organizasyon. Türkiye'de de Code of Conduct hazırlanmış durumdadır. Bizim ajanslarımız da hiç geri değil. Hatta yılın en başarılı kampanya ödülü bir Türk şirketine (Aerodeon Turkey) verildi.”



[ii] Refik Çağlayan’ın konuyla ilgili başka bir yazısı için bakınız: http://www.mobilasyon.com/blog/_archives/2006/1/12/1659508.html

13 Nisan 2009 Pazartesi

RECIPROCAL MARKETING / KARŞILIKLI PAZARLAMA (ALGÜLÜM VERGÜLÜM PAZARLAMA)


Karşılıklı pazarlama, karşılıklı yararlar için iki firmanın birbirinin işlerini güçlendirme girişimleri olarak biliniyor. 1990’ların sonlarına doğru elektronik perakendeciler arasında çok yaygın idi. Online işlerde siteler arası link takası, internet işletmelerinde ise affiliate marketing adıyla, taraflar ziyaretçiler başına ödeme-tahsilat yaparlar. Bildiğimiz iş dünyasındaki uygulamalar ise, co-op marketing (kooperatif pazarlama) veya cross marketing (çapraz pazarlama) adıyla anılır.
Karşılıklı pazarlama, küçük işletmeler için değişik yararlar sağlar. Yeni müşteriler edinme maliyetlerini düşürür, müşterilerin satınalma deneyimlerine değer katar ve üstelik uygulaması da masrafsızdır. Başarılı bir uygulama için doğru ortaklar bulmak önemlidir. İş felsefeleri, satış hacimleri, ürünleri ve marka algıları itibariyle birbirine benzeyen firmalar karşılıklı pazarlama için en uygun adaylardır. Web siteleri yoluyla yapılacak karşılıklı pazarlama anlaşmalarında, web sayfasına çok sayıda link yerleştirerek müşterileri zora sokmamaya özen gösterilmelidir. Karşılıklı pazarlamanın küçük işletmelerin büyümeleri için tek yol olmadığı da unutulmamalıdır.



6 Nisan 2009 Pazartesi

AFFINITY / HISIMLIK PAZARLAMA

Çekim, cazibe, ilgi, seçicilik, akrabalık, hısımlık gibi karşılıklarıyla afinite, kimyada atomların birleşmesini zorlayan güç, tıpta bir molekülün başka bir moleküle veya yapıya gösterdiği aşırı ilgi olarak tanımlanıyor. Afinite pazarlama (veya Partnership Marketing)  ise, ürün veya hizmetlerin, bunları sağlayan bir üçüncü tarafça, ilgi, arkaplan, meşguliyet veya başka alanlardaki ortak yönlere sahip ve birbirleriyle bağlantılı bir gruba, ortak markalama veya ilişkiyi ciro etmek yoluyla hem satıcı firmanın daha fazla satmasına hem de grubun çıkarlarını gözeten tarafın ilave gelir elde etmesine yönelik uygulamalar olarak tarif ediliyor.

Taraflar afinite pazarlama yoluyla sahip oldukları müşteri ve marka değerlerini paylaşmakla ve kendilerinin satmadığı ürün/hizmetleri de müşterilerine satarak daha avantajlı olacaklarını fark etmeleriyle birlikte ortaya çıktı. Seyahat ve finans hizmetleri, eğitim ve kredi kurumları aralarında hısımlık kurabiliyorlar.

Ortak bir hedef kitleye yönelen hısımlık pazarlama yoluyla, firmalar arasında stratejik ittifaklar ve kalıcı ortaklıklar kurulabiliyor. Hısımlık pazarlama uygulamaları 1990’larda kredi kartı firmalarının hayır kurumlarıyla oluşturdukları hısımlıklarla hızla yaygınlaştı. Hayır kurumları aldıkları komisyonlarla gelir elde ederken, kart firması da hazır bir müşteri kitlesine zahmetsizce sahip olabiliyordu. Yaygın olarak kullanılan bir başka alan olan doğrudan pazarlamada da, taraf firmalar hısımlık oluşturabildikleri ortak firmalarla müşteri veri tabanlarını paylaşıyorlardı.

Süpermarketler, mevcut müşterilerine kendi markaları altında bankacılık ve sigortacılık hizmetleri vermeleri de başka bir örnek. (Buna beyaz etiketleme = white labelling deniyor.) Hısımlık pazarlamada başarı için, doğru bir ortak seçmek, ilişkilerin sınırında tam anlaşmak, fırsatları görmek ve değerlendirmek, ilişkiyi geçici değil kalıcı algılamak, doğru temas stratejisi seçmek, ortak amaçlar belirlemek, başarılar ve kazançları adil paylaşmak önemli[i].