17 Nisan 2013 Çarşamba

LOCATION BASED MARKETING / YER TEMELLİ PAZARLAMA


LOCATION BASED MARKETING / YER TEMELLİ PAZARLAMA

Geo Marketing olarak da bilinen, müşteri-yer ilişkisine dayalı pazarlama uygulamaları. Mobil pazarlama, sosyal medya pazarlama, GPS temelli hedefleme (GPS Based Targeting) gibi başka pazarlamalarla birlikte yürütülen faaliyetler sayesinde pazarlamacılar hedef kitleye o anda bulundukları yerle ilişkili öneriler ve etkiler yöneltebiliyorlar. Google Places, Facebook Places, Foursquare, Gowall ve benzeri hizmetlere katılan firmalar, kendilerini, mağaza ve işyerlerini bu sistemlere tanıtarak yer temelli pazarlama faaliyetlerine katılmak, başlatmak veya bir parçası olmak imkanı bulabiliyorlar[1]. Geo Marketing ve Mobile Marketing’e de bakınız.
Tüketicilerin yakın çevrelerinde sunulan fırsat tekliflerinden haberdar olmalarına ve bu fırsatlardan yararlanmalarına imkan sağlayan hizmetlerden bazıları[2]:
Notikum Singapurlular’ın yakın çevrelerindeki fırsatları gerçek zamanlı olarak bulmasına yardımcı olan lokasyon temelli bir uygulama. Fırsatları "Alışveriş", "Yemek" ve "Eğlence" olarak kategorize ediyor.
Groupon’un Nisan 2011’de kullanıma sunduğGroupon Now adındaki mobil uygulama sayesinde tüketiciler bulundukları bölgedeki işletmelerde kısa süre boyunca geçerli olan (çoğu zaman sadece birkaç saat boyunca ya da belirli dönemlerde geçerli) fırsatlardan yararlanabiliyorlar.
Touchtown İsrail’de geliştirilen ve kullanıcılarını çevrelerindeki fırsatlardan haberdar eden bir uygulama. Valpak’ın mobil uygulaması kullanıcıların telefonlarının kamerası aracılığıyla indirim kuponlarını ve lokasyonun haritasını görmesini sağlıyor.
Brouha müşterilerin alışveriş sırasında mağaza içindeki fırsat tekliflerinden anında haberdar olmalarını sağlayan bir mobil mesajlaşma platformu. Müşterilerin kendileriyle ilgili herhangi bir kişisel bilgi paylaşmasına ihtiyaç duymadan çalışıyor.
Avusturalya ve Yeni Zelenda’da bulunan AMP Alışveriş Merkezlerindeki mağaza işletmecileri QuickerFeet uygulamasını kullanarak çevrede alışveriş yapmakta olan tüketicileri mağazalarındaki promosyonlardan haberdar edebiliyorlar. İki telekomünikasyon sağlayıcısı AT&T ve O2 sırasıyla ShopAlerts ve Priority Moments uygulamaları ile müşterilerine lokasyon temelli kişiye özel fırsat teklifleri hizmeti sunuyor.
BiteHunter, restoran portalları ve sosyal paylaşım ağlarını tarayarak kullanıcıları yakın çevrelerindeki yemek fırsatlarından gerçek zamanlı olarak haberdar eden bir uygulama. Willcall San Francisco’da aynı gün içinde yarı fiyatına tiyatro ve konser bileti arama ve satın alma imkanı tanıyor. Priceline son dakika oteli arayanlar için Tonight-Only adlı uygulamasını Eylül 2011’de kullanıma açtı.
Güney Koreli mobil iletişim şirketi SK Telecom Temmuz 2011’de Çin’de tablet bilgisayar entegre edilmiş alışveriş arabaları ile akıllı telefonları senkronize ederek müşterilere gerçek zamanlı mağaza içi bilgilendirme sağlayan bir servisin testlerini gerçekleştirdi.
Aisle 411 kullanıcıların alışveriş sırasında mağazada aradığı ürünü bulmalarına yardımcı olan ve akıllı telefonlarına dijital indirim kuponları gönderen bir alışveriş uygulaması. Kullanıcılar çeşitli alışveriş aktiviteleri karşılığında puan da kazanıyor ve bu puanlar sayesinde belirli mağaza ve markalardan ek indirim fırsatları elde etme şansına sahip oluyorlar.
ThinkNear uygulaması mağazaların satışlarının durgunlaşğı saatlerde otomatik fırsat kuponları üretiyor. Ayrıca yağmur ve kar gibi mağaza içi müşteri trafiğinin düşmesine yolaçacak bölgesel koşulları da takip ediyor. İlgili dönemlerde yakın mesafede oturan müşterilere mobil uygulamalarda reklam şeklinde ya da gerçek zamanlı uyarılar yoluyla otomatik online fırsat kuponları gönderiyor.
Krombera’nın “QR Koridor” uygulamasında Marmara Forum AVM’nin birinci kat koridorunun zeminini kaplayan binden fazla QR kodlarını cep telefonlarına okutanlar, markalardan sürpriz hediyeler ve yüzde elliye kadar indirimler kazanma şansı yakaladılar (Eylül 2012).
Facebook, Twitter hesabı veya kimlik numarasıyla giriş yapanlar hediyelerini aynı gün içinde alabildiler. QR Koridor uygulamasına Arby’s, Burger King, Faik Sönmez, Girl Stop, İnci, Karaca, Kervan, Kiehl’s, Kiğılı, Marks & Spencer, Ortopedia, Oxxo, Penti, Popeyes, Reebok, Sbarro, Tefal, Toyzz Shop ve YKM gibi markalar katıldı.

9 Nisan 2013 Salı

365 GÜN PAZARLAMA


52/7/24 veya 365 Gün Pazarlama

Hayat acısıyla tatlısıyla yaşansa da, kesintisiz bir süreç. İnsanların çeşitli ihtiyaçları üzerine kurulmuş sektörlerde de öyle. Hiç durmuyor, hayat devam ediyor.
Bu gerçeğe rağmen biz ne yapıyoruz? İşle hayatı birbirinden ayrı düşünüyor, ayırıyor, ayrı yaşamaya bakıyoruz. Üstüne üstlük, hayatı ve işleri programlara bağlıyor, belirli aralıklarla belirli faaliyetleri sırayla yürütme becerilerimizle de öğünüyoruz.
Hayat gibi, müşteri ilişkilerimizi de kesintisiz kılmak, müşterilerimizle 52/7/24 veya 365 gün hemhâl olmak, yenilerini kazanmak, başkalarına gitmelerine fırsat bırakmamak istiyorsak, biz de 365 Gün Pazarlama yapmalıyız.
Piyasada 360 derece pazarlama, 360 derece iletişim, 360 derece halkla ilişkiler gibi tabirleri duymuşluğumuz vardır. Ama bu 365 Gün Pazarlama gerçeğini  fark edenleri, bunu işlerinin rotasına ve ortasına oturtanları, en azından bu sıfatla pek duymamışızdır.
Bir iş başarmak isteyenlerin, pazarlamacıların muhatabı ve hedefi nihayetinde insandır. İnsanlara gelir dayanır. İnsanı, gönlüyle, aklıyla, varlığıyla, cüzdanıyla, eşiyle, dostuyla kazanabilen, onu kazanmaya götüren işleri hakkıyla yapabilen maksadına ulaşır.
Yine hepimiz biliriz ki, insan denen varlık, kalbiyle, gönlüyle, fikriyle, aklıyla, duruşuyla, tepkileri ve davranışlarıyla, her an, hâlden hâle geçebilir ve kendisinden her an, hem iyi, hem de hoş olmayan karşılıklar beklenebilir. Aralarında, dingin, oturmuş, istikrarlı manzara gösterenleri olsa da, insan genelde kaypak, değişken, kalbi, duyguları ve tercihleri bir anda değişebilen bir mahluk...
Dinginlik ve devginlik bakımından pazarlamacıların işi zor. Zira bu ikisini aynı anda bir ödül ve bir sorun olarak görebilmek durumundalar.
Pazarlamacı bir yandan müşterisinin dingin, oturmuş ve istikrarlı kalmasını sağlarken, diğer taraftan da kendine müşteri yapabilmek için, bazılarının dinginliğini bozmak ve her an her yere gidebilecek, her şeyi yapabilecek durumdaki insanları da etkilemek zorundadır.
Lafın sonunu, yeni proje, yeni gündem, Âkıllar heyetinin çalışmalarına ve yıllardır her gün üç-dört ayrı konuyla gündemden, ekranlardan, manşetlerden düşmeyen, 360 Derece Pazarlamayı da, 365 Gün Pazarlamayı da başarıyla yürüten bazı isimlerin Pazarlama Zekâsına getirecektim, ama...
Şimdilik benden bu kadar...
Küçük bir esnaftan, orta boy bir marketten, AVM’lere; oradan müşterilerinin gönlünde taht kurmayı başarmış markalara; hayatımıza derinden girmiş “bugün müşterim için ne yaptım?”, “iki günümü müsâvi mi geçirdim?” sorusunu cevaplamadan başını yastığa koymayan onca değerli insana varıncaya kadar nice örnekleri kendi çevrenizden de bulabilir, görebilirsiniz. Şansınız varsa...

TOUCH MARKETING / TUŞE PAZARLAMA



TOUCH MARKETING / TUŞE PAZARLAMA

Dokunma duygusunu, dokunma eylemini ve dokunma ihtiyacını öne çıkaran pazarlama uygulamaları. İnsanlar dış dünyayı algılamalarında kullandıkları baskın duyu organları itibariyle genellikle üçe ayrılır: Görseller, işitseller ve dokunsallar (kinektiksler, vücut hareketlerine duyarlılar). Dokunma duyusu tuşe, bunlardan üçüncüsüne girer. Her gruptaki insana, ilgili duyu organı üzerinden erişmenin diğer yollardan erişmeye nazaran daha üstün olduğu düşünülmektedir.
Dokunma, görmek gibi, izlenim ve fikirlerin değerlere dönüşmesine yardım eder. Bir çok ürün deneyip dokunarak satınalınır. Kaşmir bir süveteri giyerken hissedilen fısıltı yumuşaklığı, harika duygular uyandırır. Bu duygunun pahalı bir üründen geleceği düşünülür. Bir jean pantolon ise kabalığı ve sertliğiyle, ‘haydi işe girişelim’, ‘haydi dışarı çıkalım’ gibi dürtülere yol açar[1]. Bazı dokunuşlar insanda dayanıklılık, pratiklik, akışkanlık, ipeksilik gibi duygular uyandırır.
Tuşe pazarlamada, dokunmaya dayalı araştırmaların bulgularından yararlanılır. Bir araştırmada, tüketicilerin dokundukları eşyalarla etkileşimlerini incelemek amacıyla “fotoğraflı videolu günlüğü” tekniğinden yararlanılmıştır[2]. “Dokunduğunun Resmini Çek” adı verilen bir uygulamada deneklerden sabah kalktıktan itibaren hiç değilse gün ortasına kadar, dokundukları her şeyin dijital kamera ile fotoğraflarını çekmeleri isteniyordu.
Yöntem ilk olarak 2001 yılında deneklerin hangi nesnelerle temas ettiklerini öğrenmek, onlarla etkileşimleri hakkında ayrıntılı bilgiler toplamak için kullanılmış. Hangi nesnelerin gün içinde hangi kronolojik sırayla temas edildiği, hangi elin kullanıldığı, hangi sıklıkla anahtarların, kapıların açılıp kapandığı ve benzeri konularda bilgiler edinilebilmiş. Keza, bu nesnelerin hangi marka, ne tür, hangi biçimde oldukları, kullanım rahatlık veya sıkıntıları gibi konular da aydınlatılmış. Aynı yöntemle deneklerin günü nasıl yaşadıklarına dair bir şema da elde edilmiş.
Dokunmanın gücünün pazarlama amaçlı kullanım örneklerinden birinde, Lycra geliştirdiği Body Care teknolojisiyle cildi nemlendiren ve masaj yapan kumaşlar üretti. Özellikle iç giyim için geliştirilen Lycra markalı bu kumaş liflerinin içine aloevera, E, B ve C vitaminlerini içeren mikro-kapsüller yerleştirilmişti.
Dokunma etkisi, bilinçli ve/veya bilinç dışı tarzda ortaya çıkabilmekte[3], bir saniyelik bir dokunma dahi, anlamlı etkilere yol açabilmektedir. Bu bağlamda yapılan bir deneyde sahne, Fransa’da Atlantik kıyısında orta boy bir şehir olan Vannes’ın yaya bölgesinde, güneşli bir günde açılır. Gün boyunca, üç genç ve yakışıklı Fransız erkek, yürürken gördükleri rasgele 240 genç kadına çıkma teklif etmişlerdi. Her birine tam olarak aynı sözleri teklarlamışlar, “Merhaba, Adım Antoine. Sadece sizi çok güzel bulduğumu söylemek istiyorum. Öğleden sonra işe gitmek zorundayım ama bana telefon numaranızı verir miydiniz, merak ediyorum. Sonra sizi ararım ve bir yerlerde bir şeyler içeriz.” demişlerdi. Eğer kadın reddederse, “Ne kötü. Demek ki şanslı günümde değilim. İyi günler dilerim.” diyerek, yanına gidecek başka bir genç kadın aramaya başlamışlardı. Eğer kadın numarasını vermişse, tekliflerinin tamamen bilim adına olduğunu söylemişler ve araştırmacıların söylediğine göre, kadınların çoğu bunu gülerek karşılamışlardı. Deneyin püf noktası şurasıydı: Genç erkekler teklifte bulundukları kadınların yarısının koluna, bir saniyeliğine, hafifçe dokunmuşlar, diğer yarısına ise hiç dokunmamışlardı.
Araştırmacılar erkeklerin kadınlara dokundukları zaman, dokunmadıkları zamana kıyasla daha başarılı olup olmayacaklarıyla ilgileniyorlardı. Dokunuş bir sosyal işaret olarak ne kadar önemliydi? Gün boyunca genç erkekler üçdüzine telefon numarası toplamışlardı. Kadınlara dokunmadıklarında başarı oranları yüzde on, dokunduklarında ise yüzde yirmi olmuştu. O bir saniyelik hafif dokunuş, popülerliklerini iki kat arttırmıştı. Neden dokunulan kadınların buluşmayı kabul etme ihtimali iki kat fazla çıkmıştı? Kadınlar, “Bu Antoine da güzel dokunuyor barın birinde birlikte bara gitmek eğlenceli olabilir” diye mi düşünüyorlardı? Muhtemelen hayır. Fakat bilinçdışı seviyede, dokunmak, subliminal bir şefkât ve ilgi etkisi yapıyor gibi görünmekteydi.
Yukarıdaki kaynakta, dokunma araştırmasına dair başka uygulamalardan da bahsedilmekte. Sekiz garsonu ve yüzlerce restoran müşterisini içeren bir araştırmada, garsonlar rasgele seçilmişşterilere akşam yemeklerini bitirdikten sonra, “nasıl, memnun kaldınız mı?” diye sorarken ön kollarına hafifçe dokunmak üzere eğitilmişlerdi. Garsonlar dokunmadıkları müşterilerden hesabın yüzde 14,5 civarında bahşiş almışlar, fakat dokundukları müşterilerden hesabın yüzde 17,5’i bahşiş almışlardı.
Bir başka araştırma aynı etkiyi bir barda verilen bahşişler konusunda da bulmuştu. Bir diğer restoran araştırmasında ise ön koluna dokunulan müşterilerin yüzde 60’ı garsonun önerdiği özel yemeği ısmarlamışlar, oysa dokunulmayan müşterilerin yalnızca yüzde 40’ı garsonun önerisini dikkate almıştı. Dokunmanın, bekâr barlarındaki kadınların gelen dans teklifini kabul etmeleri olasılığını; bir dilekçeyi imzalamayı kabul eden insanların sayısını; bir üniversite öğrencisinin istatistik dersinde tahtaya kalkarak utanma riskini göze alması olasılığını; kalabalık bir alışveriş merkezinde alışveriş yapan ve bir anket formu doldormak üzere on dakikalarını ayırmayı kabul eden insan sayısını; bir süpermarkette alışveriş yaparken kendilerine tattırılan yiyecekleri satın almak isteyenlerin sayısını ve sokakta dikilirken kendilerine yol soran birinin, hemen sonra düşürdüğü bazı bilgisayar disklerini toplamasına yardım etme ihtimallerini de arttırdığı bulunmuştu.
Sözü edilen araştırmalarda insanların bir kısmının, yabancıların kendilerine dokunmalarından rahatsız olmaları ve irkilmeleri de düşünülebilse bile, bunların tepkilerinin olumlu tepki gösterenlerinkinin yanında önemsiz kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, bunlar çok belli belirsiz dokunuşlar olup, taciz edici avuçlamalar tarzında değildi. Aslına bakılırsa, daha sonra olanlara ilişkin olarak dokunulan kişilerin bilgisine bavrurulduğu durumlarda, deneklerin üçte bir kadarının dokunulduklarının farkında bile olmadıkları anlaşılmıştı.
Bu konuda, dokunmaya eğilimli insanların işlerini yaptırmakta daha mı başarılı oldukları da araştırılmıştı. Arada bir çalışanlarının başını okşayan patronların işlerini daha kolay yürüttüklerine dair bir veri olmasa da, 2010 yılında Berkeley Üniversitesi’nde bir grup araştırmacının, kutlamak amacıyla kafaya bir şaplak atılmasının, başarılı grup etkileşimiyle ilgisinin buldukları bir araştırmanın varlığı biliniyor. Araştırmacılar, bu makatla, kapsamlı bir saniye saniye takım çalışması ve incelikli bir dokunma lisanı olan basketbol sporunu incelemişler. Sonuçta, takım arkadaşları arasında ne kadar çok yumruk tokuşturma, beşlik çakma, göğüs tokuşturma, elleri karşılıklı çarpma, yarı kucaklama ve takım kucaklaşması gibi hareketler yaptıklarını saptamışlar ve sonuçta, dokunma sayısıyla, takım arkadaşlar ıarasında daha az baskı altında olana pas vermek, başkalarının savunma baskısından kurtulmasına yardım etmek ve kendi kişisel başarısı pahasına takım arkadaşına güvenmek türünden işbirliği gösteren tutumların artması arasında ilintiler olduğunu bulmuşlardı. En çok dokunan takımların en çok işbirliği yapan ve en çok kazanan takımlar olduğu ortaya çıkmıştı.
Dokunmak, toplumsal işbirliğini ve bağlılığı artırmakta da önemli bir araçmış gibi görünüyor[4]; öyle ki bizler toplumsal bağlara ilişkin bu subliminal duyguları tenden beyne taşıyan özel bir fiziksel yol oluşturmuşuz gibi görünüyoruz. Bilim insanları insanın derisinde (özellikle ön kol ve yüz derisinde) sosyal dokunuşların ortaya çıkardığı hoşlanma duygusunu aktarmak üzere özel olarak geliştirilmiş gibi görünen bir tür sinir lifi keşfetmişlerdi. Bu sinir lifleri aldıkları sinyalleri olağan olarak dokunma duyusuyla bağdaştırdığımız şeyleri yapmanıza yardımı olmayacak kadar yavaş aktarır: Size neyin dokunduğunu ve bir miktar kesinlikle, tam olarak nerenize dokunduğunuzu anlamanızı sağlamaz. Sosyal sinirbiliminin öncülerinden Ralph Adolphs “Size dokunanın armut mu, yoksa ponza taşı mı olduğunu, çenenize mi, yoksa yanağınıza mı dokunulduğunu ayırt etmenize yardımcı olmaz. Fakat beynin korketsinin sığ kısımları gibi duygularla ilişkili alanlarıyla doğrdudan ilişkilidirler” diye yazar.
İnsan dışındaki canlılar için de dokunuş önemlidir. Hayvanların tımar esnasındaki halleri, birbirlerine uzun uzun dokunmaları, tımarın sadece temizlikle ilgili olmadığının, başka türden etkileri bulunduğunun da birer kanıtı olabilir.
Dokunma, doğduğumuz sırada en gelişmiş duyumuzdur ve bebeğin birinci yılı boyunca asıl iletişim biçimi olarak kalmaya ve kişinin hayatı boyunca çok önemli bir etki yapmaya devam eder.
Pazarlama yönetimlerine düşen görev, dokunmanın bu ve benzeri araştırmalarla da kanıtlanan gücünü kendi işlerine olumlu yönde yansıtmak için, müşteriler ve insanlarla ilişkilerinde uygun, planlanmış, sonuçları araştırılmış, yeni, değişik dokunma senaryoları geliştirmek ve bunları müşteri deneyimlerinin bir parçası haline getirmeye çalışmaktır.



[1] Diana LaSalle, Terry A. Brittion, Priceless: Turning Ordinary Products into Extraordinary Experiences, Harvard Business School Press, Boston, 2003, s. 90–91.
[3] Leonard Mlodinow, Subliminal: Bilinçdışınız Davranışlarınızı Nasıl Yönetir?, (Orijinal adı: Subliminal: How Your Unconscious Mind Rules Your Behavior, 2012, ch. 6.) Okuyanus, 2013, s. 180 – 183. Bu bölümde bahsi geçen araştırmaların kaynakları için kitaptaki dipnotlara bakılabilir.
[4] Mlodinow, a.g.e., s. 182 -183.