
"BİR PAZARLAMALAR ANSİKLOPEDİSİ" - Sıfatları tanınmadıkça pazarlama tam anlaşılamaz...
5 Nisan 2011 Salı
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (10)

21 Mart 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (9)

14 Mart 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (8)

7 Mart 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (7)
28 Şubat 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (6)
Demet Okumuş yazmış:
Değerli Okuyucular,
Bu yazımda sizlerle İş Yönetimi/Pazarlama kategorisi altındaki, benzerine en azından benim, tanışmadan evvel rastlamadığım, Prof. Dr. İsmail Kaya’nın, Pazarlama Bi’ Tanedir isimli eserin bende bıraktığı izleri paylaşacağım.
Kitabın ismi size ilk bakışta neler çağrıştırdı, bilemiyorum. Ancak, kitabın isminde saklı alt anlamı ancak önsözü okuduktan sonra anlayabilmiştim ve bundan da bir hayli etkilenmiştim. Meğer “Bi’” nin anlamı, bir-bin arasındaki yorumdan geliyormuş. Pazarlamanın bir mi, yoksa bin mi olduğuna ise kitabı okuduktan sonra siz karar veriyorsunuz.
Sizlere kitabın içeriğinden önce, değerli yazarından bahsetmek istiyorum. Prof. Dr. İsmail Kaya İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu olup, yılllar ve yıllar önce pazarlamanın önemini ve geleceğini öngörüp pazarlama alanında akademik kariyerine karar vermiştir. Edebî yönü de bir hayli kuvvetli olan yazar halen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı öğretim üyesidir. Yazarın, bu yazıda sizlerle paylaştığım eserinden önce, Muhterem Müşterimiz, Pazaryeri Pazarola, Damla Damla Pazarlama isimli eserleri yayınlanmıştı.
Bu eserde pazarlamanın herhalde akıllara gelebilecek bütün alt türlerine değinilmiş. Yazar yazı dilini sanki karşısındakiyle konuşuyormuş gibi son derecede sade ve anlaşılır bir şekilde kullanmıştır. Ayrıca okurların dipnotlara bakarak keşfedebileceği, okuyucuların ufkunu açacak önemli eserleri de yazar işaret etmiştir.
Kitapta, çok geniş kapsamlı olduğu için sınıflandırılmasının güç olacağı gerçeğine rağmen, konular alfabetik sırayla yerleştirilmiş ve böyle bir düzen içinde okuyucuya sunulmuş oluyor.
Kitap boyunca, bütün pazarlama türleri kapsamında, herkes tarafından kolayca anlaşılabilecek örnekler verilmiş ve konuşla ilgili bir kitap yayınlanmışsa, bu kitaplar da okura ilgili konuda bilgisini arttırması için yazar tarafından sunuluyor.
Özetle, hangi sektörde, hangi alanda çalışıyor olursanız olun, bu kitapta, bir şekilde yolunuzun kesiştiği, daha önce farkında olarak veya olmayarak karşılaşmış olduğunuz veya gelecekte karşılaşma ihtimalinizin hayli yüksek olduğu birçok pazarlama türünün size dokunuyor, yolunuza ışık tutuyor olduğunu göreceksiniz.
Kitap, herkesin elinin altında yol gösterici olarak yer alması gereken bir eser.
Demet Okumuş
21 Şubat 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (5)

17 Şubat 2011 Perşembe
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (4)
7 Şubat 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (3)
31 Ocak 2011 Pazartesi
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA... (2)
24 Ocak 2011 Pazartesi
Pazarlama Bi Tanedir Tanıtım (1)
20 Ocak 2011 Perşembe
BİR SINAV DENEYİMİ DAHA...
28 Kasım 2010 Pazar
SEARCH ENGINE MARKETING / ARAMA MOTORU PAZARLAMA
İnternette içeriğe ulaşmaya yardımcı olan Google ve benzeri arama motorlarının özelliklerinden yararlanarak, firmanın kendini, ürünlerini, sunularını daha fazla sayıda ve daha ilgili kişilere, daha geniş kesimlere duyurmak, göstermek için giriştiği çabalar, arama motoru pazarlama olarak bilinir.
Arama Motoru Pazarlama’nın hem sanat hem de bilim yönü var. Arama Motoru Pazarlama’nın amacı, ilgili anahtar kelimeleri, deyimleri ve tasarımları kullanarak internetteki arama motorları tarafından web sayfasının görülmesini, ön sıralara çıkarılmasını sağlamaktır.
Arama Motoru Pazarlama, bir bakıma off-line networking temelinde çalışır. Buna göre, aralarında ilişki oluşturmak isteyen birimler, kendi özelliklerini, ilgi alanlarını, meraklarını, çalışmalarını, kimliklerini, vesaireyi başkalarının da görebileceği bir yerde yayınlarlar. Okullarda, arkadaş sitelerinde, iş ve eleman arama sitelerinde olduğu gibi. Arama motorlarının mantığı, web sayfalarının bağlantı ve ziyaretçi sayısına bağlıdır. Bağlantı ve ziyaret sayısı arttıkça ilgili web sayfası arama listelerinde üst sıralara otomatik olarak çıkarılmaktadır.
İlişkilerin gelişmesinde, ilgi alanları benzer olanlar arasındaki viral etkiler yüzünden, ilk tanıtmada kullanılacak tanımların büyük önemi vardır. İlgi alanı itibarıyla oluşturulacak listenin çok geniş olması da çok dar olması da arzulanmaz. İşte bu bakımdan, Arama Motoru Optimizasyonu (SEO)[1] denilebilecek bir arayışa ihtiyaç vardır.
Arama listelerinde üst sıralara çıkabilmek için, arama motorlarına kendini sunmak, bedelini ödeyerek yerleşmek, listelere dâhil edilmek için para ödemek ve içerikle oynamak gibi çözümler de uygulanabiliyor. Sitenin mimarisi ve bağlantı yoğunluğu da bu konuda etkili olabiliyor.
Türkiye’de ilk “Search Engine Marketing Konferansı” 2007’de İstanbul’da toplandı. Konferansta, SEM nedir, markaya ne katar, arama motoru optimizasyonu, küresel trendler, pazarlama profesyonellerini bekleyen fırsatlar, Türkiye'den lider markaların SEM başarı hikâyeleri ele alındı.
[1] Search Engine Marketing hakkında bir dizi yazı için bakınız: http://www.clickz.com/experts/search/-opt/archives.php
4 Ekim 2010 Pazartesi
A LA TURCA MARKETING / ALATURKA PAZARLAMA
A LA TURCA MARKETING / ALATURKA PAZARLAMA
A La Turca; Türk işi veya Türklere özgü demek. Batılı kaynaklar yıllarca, Türklere özgü deyimini kendimizi küçük düşürmemiz için kullanmış ve kullandırmış. Sonuçta Alaturka olmak ülkemizde gayri medeni olmakla eş anlamlı olarak düşünülür olmuş. Alaturkalık, geri kalmışlık veya çağdışılık olarak algılanıyor. Sanki bütün medenî işler batıda yapılıyormuş gibi saçma sapan bir izlenime ve kanıya varılabiliyor. Alaturka’nın bu olumsuz anlamına katılmamakla birlikte, bir hoşluk olarak, Alaturka Pazarlama hakkında neler yazılmış bakalım:
Pazarlamanın bütün ülkelerde uygulanabilecek belli prensipleri vardır. Bu prensipleri yerel şartlara uyarlayarak uygulayan firmalar çok başarılı iş sonuçları üretirler. Fakat bazen yerellik o kadar abartılır ki bütün prensiplerin üzerinde kendine özgü bir stratejiler demeti oluşur. Özgün stratejiler oluşturmada ülkemiz iş adamları özellikle çok başarılıdırlar. Onlar eksik rekabet şartları altında, dünyaya kapalı, geç gelişmiş olan bir ekonomide özgün(!) stratejiler oluşturmakta kendilerini kanıtlamışlardır. Bu üstün stratejileri bir yazar “Alaturka Pazarlama Stratejileri” olarak isimlendirmiş, içeriğiyle yerel olan bu stratejileri ismiyle de yerelleştirmişti[1].
§ Tüketiciyi unut! Ürünü son durumda satınalan kişinin tüketici olduğunu dikkate alma! Odak noktasına tüketiciyi değil kendini koy!
§ Reklâmlarında bol bol kendinden, büyük fabrikalarından, ihracat yaptığın ülke sayısından bahset!
§ Araştırmayı ihmal et, araştırma yaptırma! Hatta araştırmayı nasıl kullanacağını bilme!
§ Ülkende kırk yıl süresince ticaret yapmayı o ülke tüketicisini tanımak için yeterli olduğunu düşün! ( Fakat 10–15 yıllık yabancı şirketlerin senden daha başarılı iş sonuçları üretmelerini dikkate alma!)
§ Tüketici beklentilerini ve eğilimlerini takip etme! Nasıl olsa senin tüketicin ne üretirsen onu alacaktır.
§ Herşeyden ve herşeyden önce coğrafyayı ele geçir! Tüketici zihni ve zihin payı sanaldır, önemseme!
§ Herkese satmaya çalış! Senin her tüketicin kendisine her satılan ürünü her satandan almaktadır.
§ Markaya yatırım yapma! Nasıl olsa tüm dağıtım noktaları senin kontrolün altında.
§ Eğer güçlü bir marka ismin varsa bunu mutlaka kullan! Sudan sucuğa, kilitten mobilyaya aynı marka ismini yay!
§ Satışlarında düşüş başladıysa hemen bir reklam ajansının kapısını çal! Zaten reklamcılar sadece ve sadece senin satışlarını arttırmayı ve markanı güçlendirmeyi düşünmektedirler.
§ Şirketinin/ürününün reklamlarını tüketici araştırmalarından bîhaber reklam bölümüne yaptır!
§ Çok sınırlı bir bölgede dağıtım yap, ama ulusal bazda lansman yap! Nasıl olsa paran çok.
§ Dağıtım kanallarında hâkimiyet sağlamadan reklâm kampanyası başlat! Dağıtım kanalları senin malını almak için reklâm beklemektedir.
§ Senin tüketicin promosyonsuz mal almaz. Promosyonları sürekli yap! Satışları arttırmada kesin garantilidir.
§ Yaptığın reklamlarda stratejiye gerek yoktur. Bol renkli resimli, hareketli reklamlar yap! Ülke insanı çok renkliliği sever.
§ Marka stratejisini ajansa bırak! Onlar senin için ve herkes için strateji üretmektedirler.
§ Aynı sektörde birden fazla marka ile faaliyet göster ve her markayı herkese satmaya çalış!
18 Ağustos 2010 Çarşamba
HAND-TO-HAND (H2H) MARKETING / ELDEN-ELE PAZARLAMA
HAND-TO-HAND MARKETING (H2H) / ELDEN-ELE PAZARLAMA
Tanıtım malzemelerinin elden dağıtılmasıyla ilgili. Event marketing ve One-to-One marketing uygulamalarının bir türü. Ürünler, etkinlikler, yarışmalar, firma tanıtımı ve benzeri hakkındaki duyurular, bilgiler, indirim kuponları, ürün örnekleri, eşantiyonlar gibi malzemeler özel ekiplerce hedef kitleye doğrudan ve elden dağıtılır. Dağıtım dikkatle seçilmiş noktalarda çalışan görevlilerce belli bir gün/günlerde veya aylar boyunca sürekli yapılabilir.
Konserler, yaya trafiğinin yoğun olduğu yerler, önemli spor karşılaşmaları, okullar, alışveriş merkezleri, festivaller, fuarlar, parklar, plajlar, üniversite yerleşkeleri, kongre ve toplantılar, sinema/tiyatrolar ve benzerinde, birebir temas fırsatları da yüksektir ve Elden-Ele Pazarlama için elverişli noktalardır.
Hemen her yaş grubundan ve her kesimden değişik hedef kitlelere doğrudan ve insanî bir dokunma ile erişmek fırsatı vermesi Elden-Ele Pazarlama’nın önemli bir üstünlüğüdür. Dağıtılan malzemeler kadar, dağıtan ekibin varlığı ve beraberinde bulunan görsel malzemeler ve taşıdığı mesajlar doğrudan etkili oldukları gibi, kulaktan kulağa iletişime de konu olabiliyor. Dikkat ve ilgi çeken, elle tutulabilir biçimdeki mesajların hedef kitlenin o andaki ilgi alanlarıyla yakından ilişkili olması veya özellikle ilişkilendirilmesiyle etkinlik daha da arttırılabiliyor. Dağıtım ekibindeki kişilerin niteliklerinin özenle belirlenmesi, işe uygun eğitimden geçmiş olmaları, elden ele aktarımın anı, şekli ve özelliklerinin dikkatle planlanması H2H uygulamalarının başarısını etkiliyor.
H2H uygulamalarını firmalar kendileri düzenleyebilecekleri gibi, bu alanda uzmanlaşmış profesyonel organizasyon veya firmalardan da yararlanılabiliyorlar.
Eşantiyon dağıtımı eskiden beri biliniyor. Çok değişik eşantiyon ürünler kullanılabiliyor. Japonya’da bir girişimci, eşantiyon olarak dağıtılacak kâğıt mendillerin kibritten daha çok ilgi çektiğini fark ederek, Elden-Ele pazarlamanın bir alt türü olarak “Tissue-Pack Marketing” adını verdiği uygulamalar geliştirmiş.
15 Temmuz 2010 Perşembe
METAPHORIC MARKETING / MECAZÎ PAZARLAMA
METAPHORIC MARKETING / MECAZÎ PAZARLAMA
Pazarlamada, araştırma ve iletişimde mecazlardan yararlanmaya dayanıyor. Semiyotik Pazarlama sembollerle ilgilenirken, Metaforik Pazarlama, deyim, dolaylı ifade ve bir şeyi başka bir şey üzerinden anlatmaktan yola çıkıyor. Eski Yunancada gönderme, anlam nakli bağlamında kullanılan, Türkçede mecâz, benzetme veya eğretileme dediğimiz metafor, ozanların ve edebiyatçıların hikâyelerine canlılık ve derinlik kazandırmak, etkisini artırmak için kullandıkları bir iletişim aracı olarak biliniyor. Metaforlar her dile zenginlik katıyor. Farklı dillerde insanlar sohbet sırasında dakikada ortalama beş-altı metafor kullanıyorlar.
“Para avucumdan aktı gitti,” “borca battım”, “para muslukları kısıldı”, “banka bütün varlığını dondurdu” gibi günlük dildeki deyişler ve yüzey metaforları paranın sıvı gibi olduğunu belirten bir metafor temadır. Bu tema aynı zamanda “kaynak” türü bir derin metaforu da yansıtır. Metafor temalar yüzey metaforların altında saklıdır ve metafor temalar Zaltman’ın derin metafor dediği daha temel mercekleri yansıtırlar[1].
Mecazî Pazarlama, araştırmacıların müşteriyi ve zihnini anlamaya çalışan bir araştırma tekniği olarak ortaya çıktı. “Şairane Pazarlama” da denilen yöntemle, imajlar yoluyla bilinçaltındaki düşünceler açığa çıkarılabiliyor. Zaltman’ın patentli Metafor Belirleme Tekniği’nde deneklere geleneksel araştırmaların aksine, yüzyüze görüşmeler sırasında müşterilere yöneltilen sorular veya kendilerine verilen konu veya ürünlere dair getirdikleri resimlerdeki metaforlar cevaplayıcılarla birlikte kolajlanarak analiz ediliyor. İnsanların bazen kendilerinin de ne hissettiklerini bilemedikleri veya ifade edemedikleri hususlar, müşterilerin ruhu ve bilinçaltları da açığa çıkarılabiliyor. Mecâzî Pazarlama, kelimeler kadar imajlarla da düşündüğümüz gerçeğine dayanıyor.
Gerald Zaltman’ın araştırmalarında çikolata nesnesi için çocukluk fotoğraflarının getirilmiş olmasından yola çıkılarak onun çocukluk anılarını pekiştiren, hatırlatan ve bu yoldan insanı mutlu eden bir araç olarak algılandığı saptanmış. Naylon çorapla ilgili kadınların getirdiği birbirine karışmış kablo, yere dökülmüş dondurma ve lüks araba resimleri de kadınların onu bir problem, bir utanç ve prestij/seks unsuru olarak gördükleri şeklinde yorumlanmış.
Zaltman’lar adı geçen kitaplarında derin düşünmeyle ilintilendirdikleri derin metaforlar ve duyguların birlikte hareket ettiklerini, biri olmadan diğerini anlamanın mümkün olmadığını ileri sürüyorlar. Pazarlamacılar tüketici davranışlarının duygusal dürtülerine daha çok dikkat gösterdiklerinde, kendi markaları açısından hangi duyguların geçerli olduğunu belirlemede derin metaforlardan yararlanmanın önemini kavramaya başladılar. Tüketicilerin kendi ihtiyaçları ile bunları karşılamalarına yardımcı olmayı öneren kişi, marka ve şirketleri değerlendirmesine hangi duyguların etki ettiğini öğreniyorlar. Duyguların anatomisini anladıklarında ürün tasarımında, alışveriş ortamında ve diğer iletişimlerde metaforik ipuçları kullanarak duyguların nasıl yakalanacağını öğreniyorlar. Tüketicilerin zihninde hangi derin metaforların bilinç dışı yer tuttuğunu bilmek pazarlama yöneticilerine daha derin düşünme imkânı sağlayabiliyor. Pazarlamacılar artık tüketiciler hakkında ürün özelliklerine ilişkin sığ terimlerle değil, daha derin duygusal terimlerle düşünmeyi öğreniyorlar.
Zaltman’lar, ekipleriyle birlikte otuzdan fazla ülkede gerçekleştirilen 12.000 kadar derinlikli görüşmeler sonunda her sektörde ve her ülkede sıklıkla rastlanan yedi derin metafor belirlemişler. “Belli bir durumda birden fazla derin metafor geçerli olabilir ve bir metafor dile getirilirken başka metaforları açığa vuran işaretler de ortaya çıkabilir.” diyorlar. Yedi derin metafor şunlar:
Denge (dengesizlik); kuvvetleri denkleştirme, uyarlama, sürdürme, ağırlıkları eş tutma ve olduğu gibi koruma fikirlerini içerir. Fiziksel denge, manevî denge, sosyal denge, estetik ve psikolojik denge gibi çeşnileri vardır.
Dönüşüm, hal ya da statü değişikliği demektir. Bizi elden ayaktan eden bir soğuk algınlığından kurtulup turp gibi oluruz. Duygusal açıdan kendimize yeni bir sayfa açmaktan söz ederiz. Dönüşüm sürpriz, beklenen veya sakınılan türden olabilir.
Yolculuk; ekseriya yaşamın derin metaforudur. Bilinmez olabilir, kestirilebilir sonuçlara götürebilir. Hızlı veya yavaş ilerleyebilir, yokuş yukarı veya aşağı da gidebilir.
Kap; iki işlevlidir; şeyleri içeride veya dışarıda tutar. Koruyabilir de, kıstırabilir de; açılabilir de, kapanabilir de; olumlu da olabilir, olumsuz da. Kaplar, saklamak, korumak, biriktirmek, depolamak içindir.
Bağlantı (bağlantısızlık); aidiyet ya da dışlanma duygularını kapsar. Benim markam, benim takımım, benim adayım, benim tipim dendiğinde bir psikolojik sahiplenme duygusu sergilenir.
Kaynak; varlığı sürdürebilmek için ihtiyaç duyulur. Cep telefonunu hayat hattı, motor yağını hayat veren kan, bunları kaynak olarak gören metaforlardır. Kaynaklar doğal olabilir, sonradan edinilebilir.
Kontrol; İnsanlar yaşamlarının kontrolünü elinde hissetmek ister. Ağır hastalık karşısında kendini yenik veya aciz hisseder. Ya da bunun hayatını yok etmesine izin vermeyeceğine and içer. Hayvanları ehlileştirir, terbiye eder ve kendimizi doğanın insafına bırakırız.
Ayrıca, hareket/devinim, kuvvet, doğa, sistem ve başka derin metaforlar da söz konusu olabiliyor.
Ürünler, sunumlar ve pazarlama iletişiminde doğrudan ifadesi uygun bulunmayan konularda da, îmâlara ve mecazlara başvuruluyor. Mecazların uyandırdığı çağrışımlar gruptan gruba, kültürden kültüre, ülkeden ülkeye değişebiliyor. Üstelik araştırmacılar bu mecazları kendi bakış açılarına göre de yorumlayabiliyorlar. O yüzden, mecazları çok dikkatli kullanmak gerekiyor. “Teşbihte hatâ olmaz sözü” bu yanlışlar için peşin bir özür olarak kullanılıyor.
Martin Lindstrom, babasının “Liderin önüne geçmek istiyorsanız, karda onun izlerine basmayı bırakın” sözünü hatırlatarak, “bir mücevher dükkânım olsaydı, yaptığım her şeyin bir mantra[2]’sı olurdu. Dükkânım da farklı olurdu” diyor. Herkese ayak uydurmaktan kurtulmak için rakiplerden değil, kendi iş kategorinizin dışındaki markalardan ilham alınmasını öneriyor. “Apple’ın mücevher işine girdiğini varsayalım ve Apple’ın mücevher mağazasının nasıl bir şey olacağını hayal edelim” diyor[3].
[1] Gerald Zaltman, Lindsay Zaltman, Pazarlama Metaforları: Pazarlamanın Yeni Çağında Tüketicinin Zihnini Anlamak, Optimist, İstanbul, 2008, s.9–18, s.31, s. 36–42.
[2] Tıpkı bir yakarış, bir büyü, sihirli bir nota ya da mistik potansiyel taşıyan bir dinsel metin gibi dualarda, meditasyonlarda veya vecde kapıldığında tekrarlanıp duracak kutsal bir sözel formül. (Bir misyon ifadesi veya slogan değildir. Nike’ın mantrası “özgün atletik performans”, sloganı ise “yalnızca yap”tır.)
[3] Martin Lindstrom, “Eğer Bir Mücevher Dükkânım Olsaydı…”, The BrandAge, Mayıs 2009, s. 32 – 33.
